Putları yıkalım, tabuları yerle bir edelim

31 Ekim 2021 Pazar - 20:55

İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

  • Üç ciltlik “Kadın Peygamberler” kitabının yazarı İbrahim Sediyani, dinler tarihinin erkek egemen zihniyetle yazıldığını belirterek, kitabıyla putları yıkmayı, tabuları yerle bir etmeyi hedeflediğini belirtiyor.

ERKAN GÜLBAHÇE/SAARBRÜCKEN

Yazar İbrahim Sediyani’nin Nefel yayınevi tarafından bu yıl yayınlanan “Kadın Peygamberler” kitabı üç ciltten oluşuyor. Sediyani, “Kadın Peygamberler” kitabıyla üç semavi din Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlıkta kadın hak ettiği değeri görmediği için bu kitabı yazmaya karar verdiğini söylüyor. Kitabının 1500 yıllık İslam tarihinde, kadın peygamberler konusunda yazılmış ilk geniş kapsamlı eser olduğunu ifade eden Sediyani, “Hatta 3 bin 300 yıllık semavi dinler tarihini de katarak bu kapsamda geniş ve derli toplu yazılan ilk kitaptır” diyor. İki yıl önce başladığı kitabı hazırlamak için birçok kaynağa başvurduğunu söyleyen Sediyani, “Kur’ân, İncil, Tevrat başta olmak üzere, ikincil kaynaklar, örneğin “Hadisler”, İslam âlimlerinin içtihatları, “Talmud”, “Midraşlar”, eski antik metinler, Sümer tabletleri, Babil tabletleri, Mitanni yazıtları, eski Mısır hiyeroglifleri gibi birçok kaynağı inceledim” diyerek araştırma kaynaklarına dikkat çekiyor.

Kitaptaki kadın peygamberler
Sediyani’nin “Kadın Peygamberler” kitabında yer verdiği 14 kadın peygamberin isimleri şöyle: Hz. Havva (as), Hz. Sara (as), Hz. Hacer (as), Hz. Yoxebed (as), Hz. Asiye (as), Hz. Miryam (as), Hz. Deborah (as), Hz. Hannah (as), Hz. Abigail (as), Hz. Hulda (as), Hz. Esther (as), Hz. Nadya (as), Hz. Anna (as) ve Hz. Meryem (as).

Ataerkil zihniyet insanlık için felaket
Yaklaşık 30 yıldır dinler tarihi üzerine okumalarının olduğunu vurgulayan Sediyani, “Dinler tarihi, her üç semavi dinde de toplumlar arasında peygamberler konusu, peygamberlerin yaşamı ve mücadelesi erkek gözüyle ve erkek bakış açısıyla yazılmış ve anlatılmıştır. Ataerkil ve erkek egemen bir zihniyette yazılan her türlü metinde kadınlara düşen pay her zaman haksız duruma düşmek, gölgede kalmak ve erkeklerin kölesi olmaktır. Açıkça söylemek gerekir ki ataerkil zihniyet insanlık için bir felakettir. Dinler ve dinler tarihi de ataerkil bir zihniyetle, erkek egemen bakış açısıyla yazılmıştır” diye belirtti.

Erkekler tarafından çalındı 
“Bugün bilhassa kadınlara karşı kullanılan, kadınları ezmek için kullanılan din, aslında kadınların gerçekleştirdiği bir devrimdi. Ama ne oldu? Bu devrimi gerçekleştiren kadınlar ikinci plana atıldı, gölgede bırakıldı, kadın eliyle gerçekleştirilen devrim erkekler tarafından çalındı” diyen Sediyani, kadınların yerine onlar tarafından yetiştirilen erkeklerin başrole getirildiğini söyleyerek şöyle devam etti: 

Feminist bakışla yeniden 
Dinler tarihini okuduğunuzda Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed diye okuyoruz. Ama Hz. İbrahim’i yetiştiren Hz. Sara, Hz. Musa’yı yetiştiren Hz. Asiye, Hz. İsa’yı yetiştiren Hz. Meryem, Hz. Muhammed’i yetiştiren de Hz. Hatice annemizdir. Dini bir yemek olarak düşünün, yemeği pişiren kadın, ama dışarıya servis eden erkektir. Devrim, kadın devrimidir. Yani ‘Kadın Peygamberler’ bir anlamda kitabı, dinler tarihini yeniden yazmaktır. Ama nasıl yeniden? Bugüne dek olduğu gibi erkek egemen zihniyetle değil, feminist ve gerçekçi bir bakış açıyla yeniden yazılmasıdır. Putları kırmaya, tabuları yerle bir etmeye devam” dedi. 

Çıkışı anaerkildir
Bu konuda karşılaşabileceği eleştirilere de hazırlıklı olduğunu belirterek, “Doğru yaptığıma inanıyorum” diyen Sediyani, dinler tarihinin çıkış noktasının anaerkil olduğunun altını çizerek şöyle konuştu: “Erkekler gücü ele geçirince dini kendilerine göre şekillendirdiler. Mantıken baktığımızda Müslümanlık ve Hristiyanlık, Musevilik’ten doğmadır. Musevilik de Zerdüştîlik’ten, Zerdüştîlik de antik Sümer (Kenger) ve Mezopotamya medeniyetlerinden doğmuştur. Bunlara baktığımızda Ana Tanrıça vardır ve antik uygarlıklar anaerkildir. Sümer Kürt Uygarlığında Tanrıça İştar vardır. Hitit Kürt Uygarlığında ve Mitanni Kürt Uygarlığında Ana Tanrıça Xepat vardır. Aslında her şeyin başlangıcı MA tanrıça sistemidir. Hepsinde baş tanrı erkek değil kadındır. Bunların bir devamı olan çok tanrılıktan tek tanrılığa geçiş aslında aynı sürecin devamıdır. Çok tanrılıktan tek tanrılığa geçerken Ana Tanrı’nın yardımcıları melek, cin gibi sıfatlara büründürülüyor. Kutsal kitap ve peygamberler süreci başlıyor. Ama ritüeller aynıdır.”

Peygamberleri kadınlar yetiştirmiştir 
Dinlerin ataerkil bir kültür kazanmasının birdenbire olmadığını vurgulayan Sediyani şöyle devam etti: “Peygamberler tarihini okuduğunuz zaman şunu görürsünüz: Sara, İbrahim’le evlenmeden önce de aynı Sara’ydı. Sara, Harran Kürt Krallığı’nın prensesidir. Ama İbrahim sıradan bir gençti. Bundan şunu anlıyoruz; İbrahim’i yetiştiren Sara’dır. Aynı şekilde Musa Asiye’nin, İsa da Meryem’in elinde büyümüştür. Sara ile İbrahim arasında olanların aynısı, Muhammed ile Hatice evliliğinde de var. Hz. Hatice, Hz. Muhammed’le evlenmeden önce de aynı Hatice’dir. Aynı bilgi, aynı zekâ ve aynı ilmi ve entelektüel birikime sahiptir. Hz. Hatice oranın bir yöneticisi gibidir, o coğrafyanın iktisadi lideridir. Dünyayı gezen, dinleri bilen, kültürleri tanıyan entelektüel ve aydın bir kadındır. Ama Hz. Muhammed Mekke’de yaşayan herhangi bir insandır. İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed büyük peygamberlerdir. Dinler tarihi bunu yazar, ancak bir şeyi atlıyor; bunları yetiştirenler kadınlardır. Şunu da belirteyim: Hz. Zerdüşt’ü yetiştiren de annesidir. Zerdüşt o bilgeliği annesinden alıyor.”

Övgüler değil yasalar korur
Günümüzde ise İslam dünyasında kadının durumunun gerçekten içler acısı, ikici sınıf varlık, hatta Müslüman toplumun bir kesiminde kadın birey olarak dahi görülmediğini söyleyen Sediyani, “‘Kadınlar bizim baş tacımızdır’, ‘kadınlar güldür, çiçektir’ gibi sözlerle kadının statüsü yükselmez, hukuku korunmaz. Kadının statüsü ancak feminist mücadele ile reform ve rönesans ile yükselir. Kadının hukukunu da övgüler değil, ancak sözleşmeler, anayasa korur” dedi. 
“İslam dünyasında, özellikle de Türkiye toplumunda kadının hakkettiği yeri bulması için” bu kitabı yazdığını söyleyen Sediyani, “Kitap, kadına yönelik ayrımcılık, negatif tutumlar, baskılar son bulsun, kadınlar erkeklerle hür ve eşit bir şekilde yaşasınlar diye kaleme alınmıştır. Kitap kadın mücadelesinde, kadının hak ettiği değeri kazanması noktasında eğer bir katkı sunarsa benim açımdan kitap amacına ulaşmıştır” diye ekledi. 


Yeni kitabına hazırlanıyor 


Yazar İbrahim Sediyani, 1972 yılında Elazığ’ın Karakoçan doğumlu. Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nde “İşletme” ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde “Sosyoloji” okuduktan sonra Almanya’ya dönerek Frankfurt Johann Wolfgang Von Goethe Enstitüsü’nde eğitimine devam etti. Aktif olarak gazetecilik yapan Sediyani, 2015 yılında kurduğu Sediyani Haber (www.sediyani.com) sitesinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. “Adını Arayan Coğrafya”, “Seyahatname”, “Guldexwîn”, “Frizya ve Günümüzde Frizler” ve “Kadın Peygamberler” kitapları bulunan Sediyani’nin yeni projesi ise "Kürdistanlı peygamberler" üzerine yazmak. 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.