Rapor iki haftaya çıkacak
Kadın Haberleri —

Reyhan Yalçındağ
- Avukatı Reyhan Yalçındağ, Aysel Tuğluk’un ATK’de sadece üç gün tutulup tekrar cezaevine gönderildiğini belirtti. Tuğluk’un ağırlaşan sağlık durumuna ilişkin bilgi de veren Yalçındağ, ATK’nin, Tuğluk hakkında hazırlanacak raporun iki haftaya çıkacağını bildirdiklerini de kaydetti.
ZEYNEP KURAY / ANF- İSTANBUL
Kandıra F Tipi Cezaevi’nde sağlık durumu kötüleşen Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk’un sevk edildiği Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) Gözlem İhtisas Kurulu Başkanlığı’nda üç gün tutulduktan sonra tekrar cezaevine gönderilmesi tepkilere neden oldu.
Tuğluk, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından verilen, “Ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremez” raporunun ardından ATK’nin verdiği tam ters yöndeki raporla ortaya çıkan çelişkinin değerlendirilmesi için muayene edilmek üzere ATK Gözlem İhtisas Kurulu Başkanlığı’na sevk edilmişti.
Üç hafta boyunca gözlem durumu gözlemlenmesi gereken Tuğluk’un üç gün sonra cezaevine gönderilmesini avukatı Reyhan Yalçındağ ANF’ye değerlendirdi.
Durumunun ne kadar ağırlaştığını biliyorum
Mahkeme kararında müvekkilinin ATK’de 3 haftaya kadar kalabileceğinin belirtildiğini dile getiren Yalçındağ, “Mahkeme kararında süre bağlayıcılığı üç haftaya kadar işaret ediliyordu. Bu, ancak üç hafta muayene olduktan sonra rapor hazırlanabilir manasına gelmez. Bu işin uzmanı hekimlere, Kocaeli Tıp Fakültesi’nin raporunda da belirtildiği gibi, müvekkilimizin durumunun ne kadar ağır olduğunu tespit etmek için üç gün de yetmiş olabilir. Rapor çıkana kadar en azından böyle düşünmek istiyorum. Çünkü müvekkilimin sağlık durumunun ne kadar ağırlaştığını biliyorum. Nitekim meslektaşlarım Cumartesi günü onu ziyaret ettiklerinde çok yorgun olduğunu gözlemlediler” dedi.
İleri tetkiklerin yapılmalı
ATK’ye sevk sürecinde müvekkilinin durumu hakkında mütalaa hazırlanması için ailesi aracılığıyla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’nın Nöroloji Bölümü’ne başvurduklarını aktaran Yalçındağ, o mütalaanın da hazırlanıp dosyaya konulduğunu belirtti. Daha önce verilmiş tıbbi raporlar incelenerek yazılan mütalaada, Tuğluk’un yaşı dikkate alındığında hastalığıyla ilgili bulgular atipik hızlı seyirli demans sendromu olarak sınıflandırılabileceğinden dolayı bu konuda tecrübeli bir sağlık kurumunda ileri tetkiklerin yapılması gerektiğini vurguladı.
Tuğluk’u üç gün muayene eden ATK Gözlem İhtisas Kurulu Başkanlığı’nın raporunun iki haftaya kadar çıkacağının kendilerine bildirildiğini söyleyen Yalçındağ, bugüne kadar ortaya çıkan verilerin yanı sıra müvekkilinin değerlendirme için ATK’ye erken götürülmüş olmasının önemli olduğunu ifade etti.
Tutsaklara veda hakkı bile tanınmıyor
Cezaevlerinden sadece Aralık ayında 7 cenaze çıkmasının durumun vahametini gösterdiğini kaydeden Yalçındağ, yaşamını yitiren mahpusların, İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından hazırlanan ağır hasta listesinde olmalarına rağmen kendilerine veda hakkının bile tanınmadığına işaret etti.
Tıpkı müvekkili gibi hapishanelerde durumu çok ağır insanlar olduğunu hatırlatan Yalçındağ, “Bu ağır hasta mahpuslar hakkında İHD ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından hazırlanan raporlar konunun muhatabı olan Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’yla paylaşılmasına rağmen adım atılmıyor. Kaldı ki, insan hakları savunucuları tarafından hazırlanan raporlarda ismi geçen tüm hasta mahpuslar birer birer ölüyor. Ya da konuldukları tekli hücrelerde insanlar şüpheli bir şekilde hayatını kaybediyor. Gerçekten artık gelinen nokta ne hukukla, ne vicdanla, ne hiçbir insani değerle açıklanabilecek bir durum değil ve böyle giderse hayatını kaybedenlere yeni isimler eklenecek” dedi.
Derhal tahliye edilmesi gerekiyor
Bu konuda hukukun objektif olmayı gerektirdiğinin altını çizen Yalçındağ, müvekkilinin sağlık durumunun net ve ortada olduğunu, bu durumun daha kötüye evrilmesini kesinlikle istemediklerini kaydetti.
Müvekkili Tuğluk’un cezaevinde bulunmasının zaten hukuksuz olduğunu vurgulayan Yalçındağ, şöyle konuştu: “Anayasal ifade özgürlüğü ve siyasal faaliyet hakkını kullandığı için hukuksuz bir şekilde hapsedildi. Siyasi süreçlerin değişmesiyle aynı akıbete uğrayan muhalifler gibi. Yani cezaevinde tutulması zaten hukuksuzken, bir de sağlık hakkına erişimi de engelleniyor. Böylesi sağlık sorunları yaşayan insanların tedavisi dışarda bile zor seyrediyor. Aldığımız mütalaa da bu yönde. Müvekkilimizin derhal tahliye edilmesi gerekiyor.”













