Rojava: Onur ve yaratıcılığın mekânı

Dünya Haberleri —

Rojava eylem, Köln/foto: Arat ARARAT

Rojava eylem, Köln/foto: Arat ARARAT

  • “Rojava’daki mücadelenin etkisi sınırları aşıyor. Güney Amerika’dan, And Dağları’ndan bu yorulmak bilmez ve yaratıcı direnişi hayranlıkla izliyoruz. Kürtler tarafından hayata geçirilen demokratik, öz-yönetimci ve anti-ataerkil deneyimin desteklenmesi hayati önemdedir.”

DEVRİŞ ÇİMEN

ABD arabuluculuğunda ve Türkiye’nin rızasıyla Paris’te imzalanan Suriye-İsrail mutabakatının ardından, Rojava Devrimi’ne yönelik saldırılar yoğunlaştı. Türk devleti destekli HTŞ çetelerinin saldırılarıyla yürütülen savaş, şiddet, talan ve kuşatma politikaları sürerken, bu saldırılara uluslararası düzeyde siyasi bir sessizlik ve ana akım medyada durumu normalleştiren bir habercilik eşlik ediyor. Haberlerde, halkların ve inanç topluluklarının kadınlar öncülüğünde Rojava’da geliştirdiği demokratik ve katılımcı modele karşı dinci, milliyetçi ve cinsiyetçi silahlı yapıların pratiği “devlet otoritesini kurma” çabası olarak sunuluyor. Ütopyanın sona erdiği, Kürtlerin terk edildiği, Suriye geçici hükümetinin otorite tesis etmeye çalıştığı yönündeki haberler, devrimin tasfiyesini hedefleyen çete şiddetine gerekçe üretme işlevi olarak öne çıkıyor.

Ancak tüm saldırılara rağmen Rojava Devrimi’nin korunması, büyütülmesi ve sahiplenilmesi gerektiği yönündeki destekler her geçen gün artıyor. Gazetemize konuşan siyasetçi, akademisyen ve düşünürler de devrimin kendilerine onuru hatırlattığını belirterek, dayanışma mesajlarını iletiyor.

Var olmanın yeni yollarını yaratıyorlar

Ekvador Kurucu Meclisi Başkanı (2007-2008), eski Enerji ve Madencilik Bakanı, üniversite profesörü ve şu anda Uluslararası Doğa Hakları Tribunali yargıcı olan Alberto Acosta: “Özgürleşme fikri, hayali ve mücadelesi insanlık tarihi kadar eskidir. Dünyanın dört bir yanında halklar ve topluluklar, tarih boyunca yalnızca kendi yaşamlarını değil, insanlığın ortak geleceğini de etkileyen dönüşümler için mücadele etti. Bu uzun tarih, halkların farklı ve karmaşık örgütlenme biçimleriyle tahakküm ilişkilerini ve hiyerarşileri aşmaya yönelik bitmeyen, çoğu zaman da sert bir arayışının hikâyesidir. Kürt halkının mücadelesinin önemli bir bölümünü yansıtan Rojava deneyimi, bu tablo içinde kendine özgü bir yere sahip. Kolayca tarif edilemeyen, zaman zaman geriye giden bu süreç, devrimci sayılabilecek pek çok pratiğin önünü açtı. Bu pratikler kimi zaman çelişkili, kimi zaman anlaşılması güç olsa da toplumsal ve hatta ekolojik adalet arayışıyla şekillendi. Bugün Rojava’da halk, kadınlar öncülüğünde, artan bir kararlılıkla, kesintisiz bir mücadele içinde direniyor; var olmanın yeni yollarını yaratıyor.

Rojava bize onuru ve yaratıcılığı hatırlatıyor. Özgürleştirici ruh ayakta kaldığı sürece umudun da anlamlı olduğunu gösteriyor. Umut, her şeyin mutlaka iyi sonuçlanacağına dair saf bir iyimserlik değil; sonuç ne olursa olsun yapılanın bir anlam taşıdığına dair güçlü bir bilinçtir.

Küresel dezenformasyon medyası, Kürt halkının yarattığı gibi güçlü özgürleşme süreçlerini görünmez kılsa da Rojava’daki mücadelenin etkisi sınırları aşıyor. Güney Amerika’dan, And Dağları’ndan bu yorulmak bilmez ve yaratıcı direnişi hayranlıkla izliyoruz. Bu mücadeleler bize ilham verirken, Kürt ulusunun tarihsel yurdu olan Kürdistan’da halkların özgürlüğünü engelleyen devletlerin art arda gelen baskıcı ve soykırımcı uygulamalarını da derin bir öfkeyle karşılıyoruz.”

Devrimci siyasal sürecin savunusu

Şili’deki Universidad Alberto Hurtado’da profesör ve Labourtransfer School koordinatörü Maurizio Atzeni: “Rojava’daki mücadele yalnızca Kürt halkının mevcut Suriye geçiş yönetiminden kurtulma ya da kendi kaderini tayin etme mücadelesi değildir. Aynı zamanda sosyalizm, kooperatifçilik ve ortak iyilik ilkelerine dayanan devrimci bir siyasal sürecin savunusudur. Bugünkü hâkim ideolojik çerçeve içinde kendine yer bulamayan anti-kapitalist ilke ve pratiklere yaslanan alternatif bir öz-yönetim modelinden söz ediyoruz. Dolayısıyla Kürtler tarafından hayata geçirilen demokratik, öz-yönetimci ve anti-ataerkil deneyimin desteklenmesi hayati önemdedir.”

‘Kürdistan’ı destekleyin’

Fransız filozof ve Institut Mines-Télécom’ta profesör, LCSP (Université Paris Cité) araştırmacısı Fabrice Flipo: “Rojava’nın savaşçıları, DAİŞ’e karşı verdikleri mücadeleyle dünya halkları ve özellikle Avrupa açısından kritik bir rol oynadı. Rojava’da ortaya çıkan yönetim anlayışı, özellikle muhafazakâr hareketlerin güç kazandığı ülkelerde hepimiz için ilham kaynağı oldu. Özgürlük, eşitlik ve demokrasiyi savunduğunu söyleyen herkesin bu deneyimin yanında durması gerekir. Bu çağrı başta hükümetlere, ilerici hareket ve partilere, aynı zamanda Kürdistan konusunda yeterince ses çıkarmayan ana akım medyaya yöneliktir; Kürdistan’ı destekleyin.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.