Rojava’nın geleceği ve Roma toplantısı

Forum Haberleri —

2 Temmuz 2021 Cuma - 23:00

  • DAİŞ ile mücadele konusunda yeterince dürüst davranmadıklarını sahadaki gelişmelerden anlamak mümkündür. Özelikle de Türkiye’nin bu koalisyonda yer alması daha başından itibaren DAİŞ ile mücadeleyi sekteye uğratmıştır.

RAUF KARAKOÇAN

Roma’da bir araya gelen 81 ülkenin, DAİŞ ile mücadele uluslararası koalisyonu bakanlar toplantısında Kürtler masada yoktu. Roma toplantısı gerçek anlamda yaşanan sorunlara çözüm üretecek mi? sorusunu insan sormadan edemiyor. DAİŞ ile mücadelede 81 ülke gerçekten samimi midir? DAİŞ ile mücadele konusunda yeterince dürüst davranmadıklarını sahadaki gelişmelerden anlamak mümkündür. Özelikle de Türkiye’nin bu koalisyonda yer alması daha başından itibaren DAİŞ ile mücadeleyi sekteye uğratmıştır. DAİŞ’i himaye eden, ona her türlü desteği sağlayan, hatta DAİŞ çete artıklarını Libya’da, Azerbaycan’da, Rojava’da ve Başûrê Kurdistan’da savaştıran Türk devletinin, DAİŞ’e karşı mücadele koalisyonunda yer alması biraz tuhaf değil mi? Efrîn, Girê Spî ve Sêrekaniyê coğrafyasını işgal ederek buraya DAİŞ ve benzeri çete guruplarını yerleştiren bir devlet nasıl olurda DAİŞ karşıtı mücadele koalisyonunda yer alabilir? Bu türden soruları çoğaltmak daha da mümkündür.

Rojava her zamankinden daha fazla DAİŞ tehdidi altındadır. En büyük tehdit de DAİŞ’in uluslararası platformlarda savunuculuğunu yapan ve çeteleri paralı asker gibi kullanan Türk devletinden geliyor. Roma toplantısında olduğu gibi Cenevre ve Astena görüşmelerinde masada yer bulamayan Kürtler, ciddi anlamda tehdit altındadır ve tehlikeli bir sürece itilmektedir. Sözde DAİŞ’e karşı mücadele edenler, bu konuda platformlar düzenleyenler, koalisyonlar kuranlara şu gerçeği hatırlatmakta fayda vardır. Dünya âlem biliyor ki, DAİŞ çetelerine karşı savaşanların başında Kürt cengaverleri geliyor. Kobanê savaşını dünya canlı yayınlarla izledi. Bu olağan üstü irade savaşı ‘Dünya Kobanê Günü’ olarak tarihe geçti. DAİŞ yapılanmasının belini kırmış, lideri Bağdadi’nin tasfiyesinde de etkili rol üstlenmiş YPG ve QSD güçlerinin içinde yer almadığı toplantılar düzenlemek DAİŞ’e karşı mücadelede ciddiyetsiz olduğunu göstermektedir. 

Kürtler DAİŞ’e karşı mücadelede ve başarı kazanmada baş aktördür. On binlerce DAİŞ çetesinin Rojava’da tutsak olması bu mücadelenin kanıtıdır. Kendi vatandaşı olan tutuklu çeteleri dahi almayan bu devletler hangi mücadeleden bahsede bilirler? DAİŞ karşıtı platformlar ve çözüm arayışlarının içinde Kürtlerin olmaması gerçeklerin tersyüz edilmesidir ve Kürtleri sürecin dışına itmedir. Ya da şöyle ifade edelim. İçinde Türk devletinin yer aldığı her türlü platform, ‘çözüm’ arayışı, koalisyon, Kürt düşmanlığı üzerine şekillenecek ve DAİŞ yenilgisinin rövanşı olacaktır. Bu nedenle Roma toplantısı da Kürtler açısından risk taşımaktadır. 

DAİŞ’in mevcudiyeti, tümüyle tasfiye edilmemesi bilinçli bir tercihtir. Ortadoğu’ya müdahalenin sürekli bir gerekçesi olarak kullanılacaktır. Bölgenin istikrarsızlığından sömürü elde etmenin bir aracı haline getirilecektir. Oysa ki Ortadoğu için şimdiki tehdit DAİŞ değil Türk devletidir. İstikrarsızlığı derinleştiren ve bundan çıkar elde eden Türk devletidir. Rojava’nın işgali bölge için kalıcı bir istikrarsızlıktır. Güney Kürdistan’ın işgali ha keza istikrarsızlığı yaymadır. Kaos üreten çelişki ve çatışma ortamı yaratan Türk devletinin DAİŞ ile mücadele edeceğini sananlar zekâ noksanlığı içindedirler. Faşist Türk devletinin katıldığı ve bundan sonra da katılacağı muhtemel toplantılar Kürt düşmanlığı üzerinden olacağını Kürt halkı çok iyi bilmektedir.

Kürt halkını cezalandırarak çözüm arayanlar, başta AB ülkeleri olmak üzere ABD ve Rusya da dahil DAİŞ ile mücadelede Kürtlere borçlu olduklarını bilmelidirler. Dünyanın başına bela bir örgüte karşı mücadele eden Kürtler, aynı zamanda insanlık mücadelesi vermişlerdir. Büyük bedeller pahasına bu mücadeleyi vermiş olmasına rağmen çözüm süreçlerinin dışında tutulmaktadır. Suriye’yi bataklığa çekip, iç savaşın derinleşmesinde, bu günkü insani trajedilerin  yaşanmasından sorumlu Türk devleti ve desteklediği çete gruplarının temsilcileri ise masada kendilerine yer bulmaktadır. Bu nasıl yaman bir çelişkidir? AB ülkeleri, ABD, Rusya ve Roma toplantısında yer alan diğer ülkeler Kürt karşıtı politikalar üretmektedirler. Türk devletine verilen ekonomik, siyasi, askeri, diplomatik destekler Kürt halkına sıkılan kurşundur, coğrafyasına yapılan ağır bombardımandır. 

Kürt karşıtı politikalar DAİŞ çetelerinin daha fazla azmasına ve güçlenmesine yol açacağı bilinmelidir. Türk devletinin Rojava ve Başûr’daki işgal saldırıları böyle okunmalıdır. Rojava halkı, Rojava’daki mevcut statü, kısacası Kürt kazanımları açısından tehlikeli bir süreç yaşanmaktadır. Uluslararası toplantılarda, Kürtleri çözüm süreçlerinin dışında tutmak hayra alamet olmasa gerek. Dışardan dayatılan çözümler Kürtler açısından çözümsüzlük anlamına gelecektir. Bu nedenle dış güçlere bel bağlama yerine kendi öz güçlerini esas almalıdırlar. Mevcut beliren riskleri bertaraf etmenin tek yolu da buradan geçmektedir. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.