Rojhilatlı Kürtler net ve kararlı
Dünya Haberleri —

Rojhilat/foto:AFP
- Gazeteci ve yazar Hesen Qazî: “Rojhilatlı Kürtler, 1979’dan bu yana rejime karşı kendini savunuyor. İran, Kürtlere onlarca kez saldırdı ve şimdi savaşı gerekçe olarak gösteriyor. Ancak Kürtlerin saldırılara karşı tutumu net ve kararlı.”
TİJDA YAĞMUR
ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş 25’nci gününde. Siviller öldürülüyor, binlerce kişi yerinden ediliyor, evler, kamu kurumları ve enerji alt yapıları bombalanıyor. Savaşın nereye evrileceği veya ne zaman biteceği belirsiz. Tam bir kaos hali…
Gazeteci ve yazar Hesen Qazî, “Savaşlarda hangi taraf ‘haklı’ olursa olsun siviller her zaman kurban oluyor. ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş ne İran ne de Kürt halkının savaşıdır. Ancak savaş hem Kürt hem İran halkını etkileyecek, kalıcı hasarlar bırakacaktır. Dolayısıyla her türlü savaşa karşıyım” diyor.
Yeni bir ‘El Şara’ mı isteniyor?
ABD ve İsrail, İran’ın nükleer alt yapısını ve balistik füze programını yok etmek istediğini sıkça vurguluyor. ABD Başkanı Donald Trump, her ne kadar savaş başlayınca halka “fırsatı iyi değerlendirme” çağrısı yapmış olsa da aslında amacının farklı olduğunu pratikte gösteriyor. Öyle ki ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, “İran’da demokrasi inşa etme” hedeflerinin olmadığını söylemişti.
Gazetemize konuşan Gazeteci Hesen Qazî, tam da bu noktada şunların altını çiziyor: “2025 yılının Haziran ayında 12 günlük bir savaş yaşandı. ABD-İsrail, İran’ın nükleer tesislerini hedef aldığını belirtti. Sonrasında ateşkes ve müzakere süreçlerine tanık olduk. Ancak bunlar başarısız olunca bir daha savaşı başlattılar. ABD, İran’ın nükleer ve balistik füze tesislerini yok etmek istediğini söylüyor. Ancak burada öne şey şu; ABD gerçekten ne istiyor? Rejimin değişmesini mi, demokrasiyi mi getirmek istiyor? Yoksa Suriye’de Ahmed El Şara gibi her şeyi kabul ettirebilecekleri bir yönetim mi istiyor? Bu net değil.” Savaşın sonucu ne olursa olsun sivillere çok büyük olumsuz etkileri olacağını ekliyor.
Hedefleri ve yöntemleri farklı
Hesen Qazî, aynı tarafta savaşan ABD ve İsrail’in politikalarının birbirinden farklı olduğunu belirterek, “ABD ve İsrail her ne kadar aynı tarafta gözüküyor, savaşı birlikte yürütüyor olsalar da stratejik açısından birbirinden tamamen farklı noktadalar. ABD daha çok nükleer ve balistik füze tesislerine odaklanırken; İsrail, İran’ın askeri ve siyasi liderlerini ile bilim insanlarını hedef alıyor. İran dışındaki vekil güçlere de saldırarak dışarıdaki kollarını kesmeye çalışıyor. Bununla İran’ın dışarıdaki gücünü de zayıflatmak istiyor. Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra İran’ın Suriye’deki etkisi kalmadı. İsrail, Lübnan’da da İran etkisinin kalmaması için Hizbullah’a karşı savaşıyor. Yani ABD ve İsrail, amaçları farklı ancak bu süreçte birlikte hareket eden iki güç” diyor.
İran’ın Körfez stratejisi
İran, Haziran 2025’teki savaştan farklı olarak savaşı iki boyutlu yürütüyor: savaşı Körfez ülkelerine yayıyor ve Başûrê Kurdistan’daki Kürt partilerini hedef alıyor. Hesen Qazî, İran rejiminin politikasını şu sözlerle açıklıyor: “Savaş neredeyse bir ayını doldurmak üzere. İran savaşı, özellikle Körfez ülkelere yayarak ABD-İsrail’i kendisiyle meşgul etmek istiyor. Bir de bunun Irak ayağı var. Irak’ta İran yanlısı birden fazla Şii grup var ve İran için savaşıyorlar. Haşdi Şabi’nin komutanları, üsleri neredeyse her gün bombalanıyor. Kürtlere gelince; İran, Irak, Suriye ve Türkiye hiçbiri Kürtleri demokratik bir güç olarak kabul etmiyor. Kürtleri ve siyasi partilerini düşman olarak görüyor. Öte yandan, İran’ın Başûr’da Kürtlere saldırısı yeni değil. 1979’lardan sonra İran’da rejim değiştiğinde Kürtler silahlı bir şekilde kendini savunmak durumunda kaldılar, merkezi hükümete karşı direndiler. Ancak baskılar sonucu Başûr toprağına çekilmek hatta çocukları ve ailelerini de almak zorunda kaldılar. Sadece bu savaşta değil daha önce de İran, bu partilere saldırdı. Bu sefer de savaşı gerekçe göstererek saldırıyor.”
Kürtler için tarihi adım
Hesen Qazî, Kürtlerin saldırılara karşı tutumunu ise kararlı ve net olarak tanımlıyor: “Rojhilatlı Kürt partileri İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı’nı ilan etti ve çok anlamlı bir logo altında birlik oldular. Bu gelişme Kürtler için pozitif bir tablo. Bunun yanı sıra sadece Rojhilat’taki Kürtler değil dört parça Kürdistan bu ittifakı olumlu bir adım olarak tanımlayıp desteğini ilan etti. Aslında baktığımızda siyasi görüş olarak birbirinden farklı ilkeleri savunan partilerin böylesi hassas ve riskli bir süreçte bir araya gelmesi tarihidir.”
Savaşın başlamasıyla bazı basın kuruluşlarında ABD’nin Kürtleri rejime karşı savaşa hazırladığı iddiaları yayılmış, Kürt partileri söz konusu iddiaları reddetmişti. Hesen Qazî, “İddia edildiği gibi Kürt partileri ve ABD arasında işbirliği yok. Ancak Kürtlerin talepleri ve siyasi çalışmalar için bir dış güçle çalışma olabilir. Örneğin; Rojava’da Kürtler ve ABD, DAİŞ’e karşı birlikte savaştılar. Buna benzer bir işbirliği olabilir. Ancak Kürtler kimse adına savaşmaz, sadece kendi adına hareket eder” diyor.
Babadan oğula…
Hesen Qazî, İran’da muhalif kesiminin tutumu ve bundan sonra nasıl bir yönetim sistemi olacağına ilişkin şunları dile getiriyor: “1979’da Şah devrildiğinde tüm sistemi gitti yerine cumhuriyeti sistemi getirildi sonra İslam’ı eklediler, bunu dayattılar. Yaptıkları referandumdan Rojhilat’ı dışladılar. İran muhalefeti, daha çok diasporada. Bunlar da daha çok liberal bir kesim ve rejime alternatif olabilecek bir programları yok. Rıza Pehlevi, özellikle son halk ayaklanmasından sonra ortaya çıktı ve ülkenin başına geçmek istediğini söyledi. Ancak bunu dile getirirken bile doğrudan Kürt düşmanlığı yaptı. İran ordusundan PJAK ve Belucistan’daki Beluç hareketine saldırmasını istedi. Yani Pehlevi’nin başa geçmesi dönmesi mümkün değil ve kitlesi yok. Ayetullah Hamaney öldürüldü yerine oğlu geldi. Babadan oğula geçen şah sistemine benzer bir yönetimi getirmek istiyorlar.”
Sivil örgütlenme siyasetten güçlü
Son olarak İran’da halk örgütlenmesi, sivil toplum çalışmalarına da değinen Hesen Qazî, “Belucistan halkının çalışmaları son yıllarda çok arttı. Özellikle ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devrimden sonra Belucistan’da Beluç halkının örgütlenmesi yayıldı, kimlik bilinci gelişti. Halklarını istiyorlar. Aynı şekilde kendilerini ‘Azerbaycan Türkleri’ olarak tanımlayan Azeriler de kimlik bilinci gelişti, rejime muhalifler, dilleri ve kültürlerini istiyorlar. Kürtler ve Azerbaycanlı Türkler Urmiye, Xoy, Salmas ve Maku’da birlikte yaşıyorlar. Halklar arasında olası iç savaş söylentileri mümkün değil. Öte yandan, İran ve Rojhilat’ta sivil toplum örgütleri oldukça güçlü. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminde bunu gördük. Bir olayda halk nasıl yaşamını sürdürecek, nasıl yardımlaşacak bilinci çok gelişmiş” diye belirtiyor.
* * *
Rojhilat-Başûr sınırına takviye
İran rejimi, savaşın 25’nci gününde Başûrê Kurdistan sınırlarına askeri güç konuşlandırmaya devam ediyor. Stratejik mevziler ve alanlar kazanmak için özellikle dağlık kesimlere takviye yapıyor. Son üç gün içinde Merîwan kenti ile Rojhilat-Başûr sınır hattına yoğun ek güç sevk etti. Özellikle Suren Dağları ile Irak’ın Seyidsadık ilçesinin karşısına düşen stratejik noktalara askeri birimlerin konuşlandırıldığı bildirildi. Öte yandan, savaşın yayılma riskine karşı Irak Sınır Muhafızları da harekete geçti. Silêmanî ve Halepçe vilayetlerini kapsayan 300 kilometrelik zorlu sınır hattında personel sayısı artırıldı. Bölge 1 Sınır Muhafızları Komutanlığı bünyesindeki tugayların tahkim edildiği ve bu personelin büyük çoğunluğunun Başûrlu olduğu belirtildi.














