Rojhilat’ta belirsizlik işaretleri
Dünya Haberleri —

Sardar Aziz
- Akademisyen yazar Sardar Aziz, mevcut durumun İran ve Rojhilat’taki Kürtler açısından büyük belirsizlikler içerdiğini belirtti. Aziz, "Kürtler, İran’ın geleceğinde söz sahibi olmak istiyorlarsa birlik şart” dedi.
İran’da Molla Rejimi, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş ve sonrasında gelişen durumu, Kürtlere yönelik saldırılar için bir fırsat olarak görüyor. Bu anlamda mevcut durum, Rojhilat’taki Kürtler için bir belirsizlik ihtiva ediyor. Muhabirimiz Aziz Oruç’un sorularını yanıtlayan Güney Kürdistanlı akademisyen ve araştırmacı yazar Sardar Aziz, şu anki durumun, İran’daki Kürtler açısından kendi içinde büyük bir belirsizliği de barındırdığına işaret etti. Aziz şunları söyledi: “İran’daki Kürtler için şu an büyük bir belirsizlik dönemi yaşanıyor. İslam Cumhuriyeti tarihi boyunca İran Kürdistanı sürekli olarak marjinal bir bölgeye dönüştürüldü. Ekonomik olarak halk çok dezavantajlı durumda. Tahran’daki merkezi hükümet Kürt bölgesinde bilinçli bir “kalkınmayı engelleme” politikası izliyor. Bölgede askeri kışla ve üs bolluğu var ama sanayi ve iş merkezi yok denecek kadar az.”
Rejim ayakta kalırsa…
Şu anda internet ve iletişimin neredeyse kesilmiş durumda olduğuna dikkat çeken Sardar Aziz, “Savaşın sonucu hâlâ açık. Eğer rejim değişirse bu Kürt halkı için olumlu olur. Rejim ayakta kalırsa, Kürtler üzerinde daha fazla baskı kurması beklenebilir” dedi.
Kürtler için birlik önemli
Mevcut tehlikelere karşı birlik konusunun, Kürtler için önemli olmanın ötesinde bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Sardar Aziz’in düşünceleri devamla şöyle: “Kürtler, özellikle İran’ın geleceğinde söz sahibi olmak istiyorlarsa bu birlik şart. Ayrıca Kürtler arası iç çatışma riskini de azaltır. Halkın bu ittifaka bakışı genel olarak olumlu. Çoğu Kürt bu adımı memnuniyetle karşılıyor çünkü birlik, Kürtleri daha güçlü kılıyor ve haklarını savunmak için müzakere masasında daha etkili bir konuma getiriyor. Zira İran muhalefetinin hâlâ demokratik olmadığı ve devletin etnik, merkezci, mezhepçi yapısından kopamadığı biliniyor.”
Güney Kürdistan neden hedef?
Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarla, İran ve Rojhilat’taki Kürtler üzerindeki baskılar arasında bir paralellik bulunduğuna dikkat çeken Sardar Aziz, şunları belirtti: “Güney Kürdistan, Amerika ve NATO üslerinin bulunduğu, aynı zamanda İranlı Kürt muhalif grupların da kamplarının olduğu bir bölge olarak görülüyor. Ancak İran ve Irak’taki milisler sadece bu üsleri değil. Peşmerge karakollarını, siyasi liderlerin evlerini ve sivil yerleşimleri de vuruyor. Asıl hedef, İran’daki Kürtleri cezalandırmak ve “Kürtleri istediğimiz gibi cezalandırabiliriz, kimse bizi durduramaz” mesajı vermek. Böylece İran’daki Kürtleri sindirmeye çalışıyorlar. Aziz, Bağdat’taki hükümetin ise tümüyle bu politika doğrultusunda konumlandığını söyledi. Aziz “Bağdat’taki hükümet, fiilen İran’ın bir uzantısından ibaret. İran destekli milislerle karşı karşıya gelmek ne istekleri ne de güçleri dahilinde, çünkü aynı yapı içindeler” dedi.
Sardar Aziz kimdir?
Sardar Aziz, PhD: Araştırmacı, danışman ve köşe yazarı. Eski Irak Kürdistan Parlamentosu kıdemli danışmanı. University College Cork’tan (İrlanda) “Orta Doğu’da yönetişim biçimi olarak başarısızlık” üzerine doktorası var. Yönetişim, sivil-asker ilişkileri, Çin-Irak ilişkileri ve Kürt siyaseti üzerine çalışıyor. İngilizce ve Kürtçe çok sayıda akademik makale, think-tank raporu ve yorum yazısı kaleme aldı. Arapça, İngilizce ve Kürtçe biliyor.
Amaç Kürtleri korkutmak
İran Molla Rejimi ve Irak’ta uzantısı durumundaki Haşdi Şabi milisleri, savaş sırasında saldırılarını Güney Kürdistan Federe Bölgesi Başkanı Nêçîrvan Barzanî’nin evine SİHA saldırısı düzenleyecek kadar ileri gitmişti. İran’ın amacını Sardar Aziz şu şekilde özetliyor: “Bence amaç, Kürtleri korkutmak ve “Sizi de vurabiliriz, istersek vururuz” mesajı vermek. Özellikle Trump yönetiminin İran’daki Kürtlere yardım etmeye çalıştığı yönündeki haberlerden sonra, Kürtleri savaşın dışında tutmak, tarafsız kalmalarını sağlamak isteniyor. Kısaca Kürtleri pasifize etme ve caydırma operasyonu yürütülüyor.”
Savaşın çok katmanlı etkisi
Aziz, Kürtlerin savaşa girmek istememelerine rağmen, bu savaşın çok katmanlı etkilerine maruz kaldığına dikkat çekti. Aziz’in gözlemi şöyle: “Çoğu insan ‘Bu bizim savaşımız değil’ diyor ama savaş tam da onların yaşam alanında gerçekleşiyor. Savaş, bölgeye karanlık, korku, uykusuzluk, çaresizlik ve ciddi ekonomik zorluklar getirdi. Pahalı jeneratörlere dönüş, elektrik kesintileri, zamlar ve uzun süreli ekonomik belirsizlik gündelik hayatın parçası hâline geldi. Henüz büyük ölçekli bir göç yok ama bekleniyor. Her şey savaşın sonucuna bağlı. Şu anda İran ordusu sınırı sıkı kontrol altında tutuyor, özellikle toplu hareketler neredeyse imkânsız.”
Bu savaşın Kürtlerin kapasitesini her açıdan aştığını ifade eden Sardar Aziz, “Bölgesel güçlerin, küresel güçlerin ve bunların vekillerinin yürüttüğü bir çatışma. Kürdistan için en doğru yaklaşım tarafsız kalmak, halkını korumak ve insanların bu krizi en az hasarla atlatabilmesi için günlük hayata odaklanmak olmalıdır” dedi.
* * *
‘Saldırılarla özgürlük hedefimizden vazgeçmeyiz’
Rojhilat Siyasi Güçler İttifakı, İran rejiminin Kürtlere yönelik saldırısının siyasi ve askeri açıdan çaresizliğinden kaynaklandığını vurguladı ve bu saldırıların, özgürlük taleplerinin önüne geçemeyeceğini belirtti.
Rojhilatê Kurdistan Siyasi Güçler İttifakı, İran rejiminin ABD ile İsrail arasındaki ateşkes devam ederken, Kürdistan Bölgesi’ne yönelik gerçekleştirdiği saldırılarla ilgili bir açıklama yayımladı. Açıklamada, ateşkes döneminde düzenlenen saldırıların İran İslam Cumhuriyeti’nin barış ve siyasi çözümlere yaklaşımını ortaya koyduğu ifade edilerek, “Şiddet ve terör, rejimin varlığını sürdürme araçlarıdır” denildi.
Mücadele sürecek
Açıklamada, İran’ın kamikaze dronlarla Başûre Kurdistan'ın egemenliğini ihlal ettiği ve Rojhilat’taki siyasi mülteci kamplarının hedef alındığı belirtilerek, bu saldırıların uluslararası hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri’nin açık ihlali olduğu kaydedildi. İttifak, Irak Federal Hükümeti, ABD ve Birleşmiş Milletler’e çağrıda bulunarak saldırıların yalnızca kınanmasının yeterli olmadığını, durdurulması için somut adımlar atılması gerektiğini belirtti. Açıklamada, bu saldırıların hem Irak’ın hem de bölgenin egemenliğini ihlal ettiği ifade edildi. İttifak, açıklamasını “Özgürlük mücadelesinin şehitlerine verdiğimiz sözü yineliyoruz. İslami Cumhuriyet rejimi yıkılana ve halkımızın ulusal hakları elde edilene kadar mücadelemiz sürecektir” vurgusuyla tamamladı.
İran rejimi son olarak 14 Nisan’da Silêmanî’nin Dokan ilçesi sınırlarındaki Surdaş Kampı ile Hewlêr’in Koye ilçesindeki Azadî Kampı'na İHA saldırısı düzenlemişti. Surdaş’ta Kürdistan Emekçiler Topluluğu’nun (Komala) hedef alınması sonucu Xezal Mawlan adlı kadın Peşmerge şehit düşerken, 2 Peşmerge de yaralanmıştı. İran rejimi İran ile ABD-İsrail arasında yaklaşık iki ay süren savaş boyunca Başûre Kurdistan’ı 707 defa SİHA ve füzeyle hedef almıştı. HABER MERKEZİ














