Rus-Ukrayna savaşı ve Türk işgalciliği...

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

25 Şubat 2022 Cuma - 23:50

  • Erdoğan’ın aile bağları ve kazancı önemli bir etken oldu. Zor durumda olan Ukrayna yanaşmak zorunda kaldı. Aile kazancı bu sayede daha da arttı, yeni anlaşmalar imzalandı. Aile kazancı iyi ama Rusya da vazgeçilmezdi. Son ana kadar birbirini idare ettiler. Ancak işgal sürecinde Erdoğan ailesinin akarı kesilince, Putin, "dostum Putin" olmaktan çıktı. Suriye ve Irak işgalcisi Erdoğan, Rus işgalini kabul edilemez ilan etti. "reddediyoruz" dedi.

Rusya-Ukrayna savaşı yeni bir yıkımın habercisi. Aynı zamanda tüm savaşlarda olduğu gibi bu da bir yalanlar sarmalıdır. İzdüşümü de hem trajik hem de komik.

Çıkışından günümüze kadar binbir taklacı haline tanık olduğumuz Recep Erdoğan, bu olayda da bir kere daha, tersinden taklacı. Geçmişini silip süpüren, yerlere dökülen kalıntılarını ise yalayıp yutan Erdoğan, bu kez bir insan hakları ve devletler hukuku savunucusu postuna bürünük...

O kadar insan ve insani ki artık, "Dostum Putin" diye yalakalık, yalamacılık da yapmıyor. Terketti bu hallerini.

Bir zamanlar, nasıl aniden hafıza kaybına uğrayıp "kardeşim Esat" demeyi unuttu ve onun yerine “Katil Esed" tanımlamasını monte ettiyse, şimdi de bir gecede "Dostum Putin" güzellemesini de unutuverdi; kaç gündür bir kerecik olsun "dostum Putin" demedi. Çünkü bir kere daha Batıya ve NATO’ya uzanmak üzere taklalar tazeliyor.

O nedenle şimdi devletler hukukuna bağlı, ülkelerin egemenlik ve bağımsızlığına aşık olduğuna dair nutuklar ısmarlayıp haykırıyor.

Putin’in Ukrayna’yı işgal hamlesi için "Reddediyoruz" diyor.  

Yadırgamamak gerek, Sezar’dan beri politikacı dediğin yanar dönerdir.  Vatan, millet, bayrak, devlet gibi olgular çıkarlarının cilası, alttakileri balık niyetine avlamak için oltaya takılmış yemdir. Gerçek bu.

Ama her şeye rağmen Erdoğan kadar yanar döner halli ve de halkı tarafından takdir edilen politikacı çok azdır. Putin ile oynadığı "pis oyun" ise yer yüzünde pek alışık olunmayan bir haldir. Güvenilmezlikte birbirinin tamamlayıcısı bu ikili, İlk defa Suriye’de karşı karşıya geldiler. Putin, Suriye’nin "kurtarıcısı" misyonuyla IŞİD’le savaşmakla görevliydi. Erdoğan ise "gayri resmi" yani fiili olarak IŞİD halifesinin de üstünde bir konumdaydı orada. IŞİD’i besleyen, barındıran ve silahlandıran, sonra dilediği gibi kullanan.

İlkin Kürt Dağı'nda karşı karşıya geldiler. Erdoğan, Ruslarca sıkıştırılınca "al sana" dercesine, bir uçaklarını düşürdü. Fakat gazabın esintilerini görür görmez, yelkenleri indirdi. Büyük hediye paketleri, tazminat çantalarıyla Moskova kapılarında bekledi.

Rüşvet kabilinden nükleer santral ihalesini Putine verdi. "Ben NATO’dan ayrılıp sana geliyorum" sözünün kanıtı olarak 3 milyar dolar karşılığında Ruslar’dan S-400 Füzelerini satın aldı. Pis oyun, bundan sonra da sahneden inmez oldu. Sahnede Ruslar IŞİD’le savaşıyor göründü. Ama geride, şahları Erdoğan el ense oyunlarına devam etti. Bunun adına "savaş başka, ticari ilişkiler başka" dediler.

Putin kazançtan memnundu. Çünkü Türk devleti artık buğday, ayçiçek yağı, petrol, doğalgaz, hayvan yemleri başta olmak üzere, pek çok alanda ona bağımlıydı. Kazanç iyi idi.

Putin, Türk devletinin arka bahçesine girişini ve Azerbeycan ile birlikte Ermenilere saldırı hazırlıklarını görmezden geldi. Karabağ’ı ele geçirinceye kadar da bu rolünü oynadı. Sonra tepeden inme bir tavırla, "buralar benden sorulur" dercesine, vaziyete el koydu. Barışın mimarı rolünde, hem Azerbeycan‘da, Karabağ ve hem de Ermenistan’da gücünü pekiştirdi. Yerleşti. Türkler orta yerde kalalakldılar.

Ukrayna bu aşamada, Erdoğan’ın damadının, parçalarını çeşitli ülkelerden satın alıp monte ettiği dronelerden satın aldı. Bunda 

Erdoğan’ın aile bağları ve kazancı, önemli bir etken oldu. Zor durumda olan Ukrayna yanaşmak zorunda kaldı. Aile kazancı bu sayede daha da arttı. Yeni anlaşmalar imzalandı.

Aile kazancı iyi ama Rusya da vazgeçilmezdi. Son ana kadar birbirini idare ettiler. Ancak işgal sürecinde Erdoğan ailesinin akarı kesilince, Putin, "dostum Putin" olmaktan çıktı. Suriye ve Irak işgalcisi Erdoğan, rus işgalini kabul edilemez ilan etti. "Reddediyoruz" dedi.

Oysa işgalciliği reddeden Erdoğan, Irak’ta onlarca askeri üssüyle işgalciydi. Suriye toprakları ve Rojava’nın bi kısmına mafyavari çökme ile gaspededilmiş, yönetim tayini, para ve adliye ile ilhaka başlanmıştı.

Bugün Ukrayna işgalini reddeden Erdoğan, dünlerde meydan meydan dolaşarak Türkün "bekası" için Kürt kellesi istiyordu.

Yalancıların dünyasına bakın siz; Amed’in ruh damarı Sur’dan başlayarak, Cizîr a Botan’, Şırnex, Silopya, Niseybîn ile hinterlant daki on şehri insanların başına yıkıp yerle bir ederek, geçenlerde Tele1 yayın yönetmeni Merdan Yanardağ’ın açıkladığı üzere. 8 bin 500 Kürt’ü katleden Erdoğan, trajik ve komik ama Ukraynalı çocuklara, kadınlara yanıyordu. Rojava ve Efrîn’e imzalı füze gönderen taş yürekli o değilmiş gibi...

Erdoğan, Türk kamu oyunun desteği ile Kürtlere karşı Zebaniydi.

Ama her toplumun insanlık menzili kendincedir. Putin yönetiminin Ukrayna işgalinin ilk gününde bir halk ayaklanması yaşandı: Kadını erkeğiyle, genci yaşlısıyla Ruslar, 51 şehirde savaş karşıtı gösteriler düzenlediler. Medyada savaş karşıtlığı...

Oysa Ukraynalılar yurttaş değildi. Kürtler vergi ödeyen, üreten, ürettiklerini yediren bir halktı. Türk ırkçılığı, Kürtlere karşı boğaz kesen kurt işareti yapıyordu. Çünkü Ruslar, Lev Tolstoy’un, Dostoyevski’nin, Puşkin, Gogol, Mihail Şolohov, Stalin’in kurbanlarından Babel’in kültür soyundandı. Türk okullarında ise çocuklara, "Palamızın pasını düşman kanıyla sildik" manzumesi ezberletiliyordu. Soygun ve talan imparatorluğu Osmanlıyı yüceltiliyorlardı. Atatürk’ün kalıbından bir masal adamı yaratılıyordu. "Türk büyüğü" olarak Atatürk adaletinin İstiklal Mahkemelerinin üç Ali’sinden Ali Çetinkaya’nın heykeli dikiliyordu bir tatil beldesine. Karadeniz kıyısına Rum kanlısı, eşkıya Topal Osman heykeli oturtuluyordu. Yakın tarihte, 6 bin kişinin öldüğü, Türklere karşı Türklük savaşının Başbuğu Türkeş ve yardımcısı Muhsin Yazıcıoğlu ile uyuşturucu kaçakçısı mafyanın şefi Abdullah Çatlı, Türk büyüğü olarak birer anıt mezarda yatıyordu.

Ve gülmeyin; Rojava, Efrîn, Başû Kürdistan, Irak’ın Kerkük Musul hattının işgalcisi Erdoğan, damadının çıkar musluklarının bozulduğu Ukrayna için, "işgali reddediyoruz" naraları atıyordu.

Oysa hiç inandırıcı değildi. Çünkü ekmek yemek için bile Putin’in eline bakıyordu.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.