• Amed’de Adalet Nöbeti’ne dört aylık bebeğiyle katılan Eylem Yavuz, “Bu mesele sadece tutsakların değil, hepimizin meselesidir” dedi.
  • MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Kerem Canpolat, “Grevler sürdükçe biz de burada olacağız. Tutsaklar değil, bizler sorumluluk almalıyız” diye konuştu.

Amed, İstanbul, Adana, Mersin ve Wan’da Adalet Nöbeti’ni sürdüren yurttaşlar, İmralı’daki tecride dikkat çekerek, eylemlerinin talepler karşılanana kadar devam edeceğini söyledi.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’l tutsakların, “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” kapsamında 27 Kasım’da başlattığı açlık grevi 21. gününde. Tutsak yakınlarının Amed, Wan, Adana, Mersin ve İstanbul’daki Adalet Nöbeti de yeni katılımlarla devam ediyor. 

 

İstanbul’da tutsak yakınlarının başlattığı Adalet Nöbeti, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bağcılar İlçe binasında sürüyor. Nöbet eyleminin devam ettiği salonun duvarlarına, “Özgür yaşamın inşası için tecridi kıralım zindanlara ses olalım” ve “Adalet için tecridi kıralım toplumsal barış için zindanlara ses olalım” pankartları asıldı. Nöbet tutan yurttaşlar dengbêjler ve stranlar eşliğinde vakitlerini geçiriyor. Adalet Nöbeti eylemine yoğun ilgi ise ilk günkü gibi devam ediyor. Marmara Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (MATUHAYDER) Eşbaşkanı Dilek Sönmez, annelerin ve ailelerin kararlı duruşlarının devam ettiğini vurguladı.

 

Van Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) ve tutsak yakınlarının Adalet Nöbeti 14. gününde devam ediyor.

 

 

TUAY-DER öncülüğünde Amed’de başlatılan Adalet Nöbeti, DEM Parti'nin Rezan (Bağlar) İlçe Örgütü binasında 15. gününe girdi. Eylemin sürdüğü salona, "Adalet için tecridi kıralım, toplumsal barış için zindanlara ses olalım" pankartı asıldı. Eylemciler, Türkçe ve Kürtçe "Tecrit insanlık suçudur" yazılı beyaz önlükler giyiyor. MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Kerem Canpolat, “Grevler sürdükçe biz de burada olacağız. Sahiplenme daha büyük olmalıdır. Bu grevi ve nöbetleri hepimiz büyütmeliyiz. Tutsaklar değil, bizler sorumluluk almalıyız. Bizim imkanlarımız cezaevlerindekilerden daha fazladır. Bu tecridin kaldırılmasını kabul ettirecek olan, biz olmalıyız” dedi. 

 

 

Adana’da ATUHAY-DER binasındaki Adalet Nöbeti, Barış Anneleri ve tutsak yakınlarının katılımıyla 15 gündür devam ediyor. Nöbet eylemine katılan Barış Anneleri’nden Refika Akın, “Tecrit içinde tecrit var, hasta tutsaklarımız ölümün eşiğindedir. Biz bu tecridi, haksızlığı kabul etmiyoruz" dedi.

 

 

Mersin’de Çukurova Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği’nin (Çukurova TUAY-DER) başlattığı Adalet Nöbeti 15. gününde sürüyor. Çukurova TUAY-DER binasında gerçekleştirilen nöbette söz alan Çukurova TUAY-DER Eşbaşkanı Ergin Altuntaş, “Bizim sesimiz zindandaki arkadaşlara moral kaynağı oluyor. Bizler tüm kurumlarımızla o arkadaşlarımızın kutsal direnişini ne kadar sahiplenirsek zindanlardan bir şehadet yaşanmasının o kadar önüne geçeriz” diye konuştu.

 

 

Dört aylık bebeğiyle nöbette

Amed’deki Adalet Nöbeti’ne eşi, 8 yaşında ve dört aylık bebeği ile birlikte gelen Eylem Yavuz, Adalet Nöbeti’nde olanlara ses ve nefes olabilmek istediğini söyledi. Yavuz, “Anneler burada, ben de bir anne olarak buradayım. Buraya sadece cezaevlerinde açlık grevlerinde olanlar için değil, herkes için geldim” dedi. Uygulanan baskı ve zulüm politikalarına ses çıkarmak için nöbette olduğunu vurgulayan Yavuz, “Cezaevlerinde açlık grevlerinde ailelerimizden birçok kişi var.  Bir anne olarak ben de ailem ve çocuklarımla geldim. Baskı ve zulüm politikaları sürdürülüyor. Biz kadınlara, annelere baskı daha fazla tesir ediyor, buna da ses çıkarmamız gerekir ve bunun için de buradayız. Çocuklarımı baskı ve zulüm altında büyütmek istemiyorum. Annelerimizin canı daha fazla yanmasın” diye konuştu.

 “Kendi evlerimizde, şehrimizde dilimizle konuşup, rahatça yaşayamıyoruz” diyen Yavuz, şöyle devam etti: “Dilimizle var olmak istiyoruz. Söylemek istediğimiz o kadar çok şey var ki, yüreğimiz buruk. Başımız dik, rahat yürüyemiyoruz. Fazla bir şey istemiyoruz sadece biz de ‘varız’ diyoruz. Burada yaşanan her şey birbiriyle bağlantılı; sesimizi arttırmalı, duyurmalıyız. Uygulanan bu tecridi, baskı ve zulmü bütün dünya görüyor ama bize kör ve sağırlar. Bu şekilde yaşayamayız, herkesin sesimizi duyması lazım. Anne, babalar, gençlere de çağrım burada birlikte zindanların sesi olalım. Bu mesele sadece tutsakların, cezaevlerinin değil, hepimizin meselesidir.”