Sağ ya da ölü; Şengal'de kalacağız

31 Temmuz 2022 Pazar - 19:00

  •  DAİŞ'in şengal saldırısı sırasında HPG'nin açtığı koridor sayesinde kurtulan 76 yaşındaki Xelef Derwêş, hemen Şengal Dağı'ndaki direnişe katılanlardan. Devam eden Türk devleti, KDP ve Kazımı hükümetinin saldırılarına rağmen topraklarını terk etmeyeceğini belirten Derwêş, şunları ifade etti:
  •  İki şehit babasıyım. Aç ve susuz değiliz. Güvenliğimiz var. Şengal’de kalarak onurlu bir yaşam sürdürüyoruz. Farklı yerlere gidenler yarının hesabını yapmıyor. Buranın bizim mezarımız olacağını biliyoruz. Sağ ya da ölü; bu dağın yamacında olacağız. Bizler bu topraklarda kalacağız.

Êzîdî Demokratik Özgür Partisi'nin (PADÊ) Eşbaşkanı Zehra Silêman, Êzîdî toplumunun artık 2014'teki statüye dönmesinin imkansız olduğunu belirterek, idari, siyasi ve askeri örgütlenme ve toplumsal yapının bugünkü durumuna dikkat çekti. Silêman, bütün saldırılara ve uluslararası sessizliğe rağmen Êzîdîlerin teslim olmadığını, mevcut iradenin artık kırılamayacağını vurguladı. 

DAİŞ, 10 Haziran 2014'te herhangi bir direnişle karşılaşmadan Irak'ın en büyük ikinci kenti Musul’u ele geçirdi. Irak ordusundan kalan askeri mühimmatlarla daha da güçlenen DAİŞ, Êzidîlerin yaşadığı Şengal'e yöneldi. DAİŞ, ilk olarak 3 Ağustos gecesi Şengal Dağı’nın güneyinde yer alan köyleri hedef aldı. DAİŞ'in ilerlemesi sonrası KDP güçleri, Irak ordusunun Musul'u terk ettiği gibi Şengal'den kaçarak, Êzîdîleri yeni bir fermanla karşı karşıya bıraktı. Binlerce Êzidî katledildi. Binlerce kadın ve çocuk da esir alındı. DAİŞ, esir aldığı kadın ve çocukları daha sonra köle pazarlarında sattı. Kurtulmayı başaran binlerce Êzidî de aç ve susuz göç yoluna düştü. Verilere göre; saldırı öncesi 550 bin Êzîdî bölgede yaşıyordu. Saldırı sonrası 360 bini göç etti. 80 toplu mezar bulundu. Bombalanan inanç merkezi sayısı 68 olarak belirlendi. Saldırı nedeniyle 100 binden fazla Êzîdî başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. DAİŞ tarafından 6 bin 417 kişi kaçırıldı, bunlardan 3 bin 548’i kadın, iki bin 869’u erkek. Halen kurtarılmayı bekleyen 3 bine yakın kişiden haber alınamıyor. 

Gerillanın hayat koridoru

DAİŞ saldırısı sonrası kenti terk etmeye başlayan on binlerce Êzîdî, 12 kişilik HPG'li birliğe YPG'nin de Rojava tarafından destek vermesiyle açılan koridor sayesinde kurtulabildi. HPG'liler, günlerce süren çatışmalar sonrası DAİŞ'i püskürttü ve Êzîdîleri Kuzey-Doğu Suriye'ye geçirmeyi başardı. Êzîdîler burada kurulan kamplarda uzun bir süre kalırken, 13 Kasım 2015'de Şengal kent merkezi de DAİŞ'ten temizlendi. Gerillanın aktif rol aldığı Şengal’i Özgürleştirme Hamlesi'nde 75 üyesini kaybetti. 

Yeniden inşa süreci

Harabeye dönen Şengal'e yeniden dönmeye başlayan Êzîdîler, kendi kendilerini yönetmeye başladı. Şengal Özerk Demokratik Meclisi'ni kuran Êzîdîler, sonrasında olası bir fermana karşı YBŞ ve YJŞ güçleri ile Êzîdxan Asayişini kurdu. Yeni bir yaşamı ilmek ilmek ören Êzîdîler, bugün de farklı güçler tarafından tehdit, saldırı ve baskılarla karşı karşıya. 

Şengal'e karşı anlaşma

Êzîdîlerin kurduğu yeni yapı, sık sık KDP ve Kazımi hükümeti tarafından hedef alınıyor. KDP ve Kazımi hükümetinin, Türk devletinin teşviki ve desteği, BM Irak Temsilcisi'nin nezaretinde, Şengal halkının askeri ve siyasi iradesine rağmen yaptıkları anlaşma, 9 Ekim 2020'de ilan edildi. Anlaşma, Êzîdîlerin karşı duruşuyla hayata geçirilemedi. Bu süreçte Irak ve KDP özel güçleri tarafından da birçok kez Şengal'e dönük karadan saldırı düzenlendi. 

Türk saldırıları eşlik ediyor

Türk devleti de sık sık savaş uçakları ve Silahlı İnsansız Hava Aracıyla (SİHA) Şengal'i hedef alıyor. DAİŞ'e karşı verilen mücadeleyi örgütleyen Şengal Êzîdî Koordinasyonu üyesi Zeki Şengalî (İsmail Özden), YBŞ Komutanı Seîd Hesen ile yeğeni YBŞ savaşçısı İsa Xwededa, Şengal Yönetim Konseyi Eşbaşkanı Merwan Bedel, YBŞ komutanlarından Sileman Şemo Yusuf ve Enver Tolhildan da söz konusu saldırılarda şehit düştü. Aralarında çok sayıda sağlık çalışanı ve çocuğun da olduğu onlarca kişi Türk saldırılarında katledildi. 

PADÊ Eşbaşkanı Zehra Silêman

2014'teki Êzîdîler değiliz

MA'ya konuşan Êzîdî Demokratik Özgür Partisi'nin (PADÊ) Eşbaşkanı Zehra Silêman, "Bu fermandan ders çıkarttık. Yeni bir Êzîdî varoluşu oldu. Kendimizi yeniden tanıdık ve var ettik. 2014’teki fermandan sonra örgütlendik” dedi. Silêman, fermanın üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen Irak hükümetinin fermanı soykırım olarak ilan etmediğine işaret ederek, "Şengal dağında ilk olarak direnen Hesen Seîd arkadaştı. Şehadete ulaşana kadar da bu halkın iradesini kimseye teslim etmedi. Bu fermandan sonra Êzîdîler, ‘Biz artık 2014'teki Êzîdîler değiliz, artık kendimizi koruyabiliriz’ dedi. Şüphesiz bu söz bir bir uygulandı ve gerekli olan bütün adımları attılar. Êzîdîler kendini savunmada, yönetmede ve gerekli olan her alanda örgütledi. Tüm katliamlara rağmen Irak hükümeti hala sessiz. Şimdi bile Şengal’e yapılan her saldırıya karşı sessiz. Bu 8 yıldır Irak hükümeti Êzîdîlerin hakkını vermedi” diye konuştu. 

Bu iradeyi artık kıramazlar

Fermandan sonra ortaya çıkan iradenin hiçbir güç tarafından kırılamayacağını vurgulayan Silêman, şunları söyledi: "Irak’ın ve bütün uluslararası devletlerin gözü önünde Şengal’e saldırılar yapılıyor. 8 yıl içinde hem havadan hem karadan hem de siyaseten Êzîdîleri yok etmeye dönük saldırılar gerçekleştiriliyor. Bütün saldırılara ve uluslararası sessizliğe rağmen Êzîdîler teslim olmadı. Bu irade fermanda ortaya çıktı. Êzîdî toplumu artık ötekileştirmeyi, yok saymayı kabul etmiyor. Yüz yıllar boyunca Êzîdîler herkes için mücadele etti ama onları korumak için kimse mücadele etmedi. Êzîdîler artık kendileri için bir şeyler yapmayı gerekli gördü. Irak, KDP ve Türkiye sürekli saldırıyor. Ulusal düzeyde hiçbir devlet bu saldırılara karşı tutum sergileyemedi. Êzîdîlerin başkaldırısına ve direnişine karşı tepkililer. Êzîdîlerin yok olmasını ve 2014’e tekrar dönmesini istiyorlar ama biz Êzîdîler olarak bu fermanı unutmuyoruz. Çünkü unutursak ve buna karşı örgütlenmezsek tekrar aynı şeyi yaşamaya maruz kalırız.”

Gerillalar bize yetişti

DAİŞ saldırısının yaşandığı sırada Tilezêr nahiyesine bağlı Xerbat Qewala köyünde DAİŞ'ê karşı direnen 76 yaşındaki Xelef Derwêş, katliam döneminde yaşananları ve sonrasını MA'ya anlattı. DAİŞ'in gece saatlerinde Girzerik köyüne saldırdığında, kendilerinin köyleri olan Tilêzir’e yaklaşık dört kilometre uzaklıkta mevzilendiklerini, ancak 40 kişilik bir grup olarak başka bir köye, oradan da başka bir yere ve Şengal Dağı' eteklerine ulaştıklarını belirten Derwêş, HPG'li grubun Şengal Dağı eteklerinde kendilerine yetiştiğini söyledi. 

Döndük ve terk etmedik

Derwêş, "Eğer o an gelmeselerdi hepimiz o dağın yamacında susuzluktan ölecektik. Çünkü yanımızda hiçbir şey yoktu. Bizi açtıkları koridordan Dêrik’e gönderdiler. 30 gün boyunca Dêrik’te kaldıktan sonra döndük. Geldiğimizde yiyecek hiçbir şey yoktu. Üzerimizden de top mermileri geçiyordu. Çocuklarımız bile artık top mermilerinden korkmuyordu. Bütün bunlara rağmen toprağımızı terk etmedik. Daha sonra diğer akrabalarımız geldi ve kurdukları çadırlarda kaldılar. Bu insanlar hala aynı yerde yaşıyor" şeklinde konuştu. 

Onurlu bir ölümü göze aldık 

Dönüş sürecinde de baskılara maruz kaldığına dikkat çeken Derwêş, şöyle devam etti: "Federe Kürdistan yetkilileri, ‘Siz delisiniz, DAİŞ hepinizi katliamdan geçirdi, buraya tekrar niye geldiniz’ diye sordu. Ben de ‘Onurlu bir ölüm, şerefsiz bir yaşam sürmekten iyidir’ dedim. Şerefi olmayan bir insanın yaşaması niye ki? Çocukken Çiyayê Şengal Partisi vardı. Parti, Mele Mistefa Barzanî’ye destek veriyordu O nedenle halkın elinde olan yüzlerce silaha hükümet tarafından el konuldu. İran-Irak savaşında bin 500 Êzîdî şehit düştü. Ancak 2014'te bu iyilikler ne Irak hükümetinin ne de Barzani’nin aklına geldi. İki güç de bizi DAİŞ saldırılarında yalnız bıraktı. Kime iyilik yaptıysak unuttular. Bize bir saldırı olduğunda kimsemiz yok. Eğer HPG’liler olmasaydı binlerce Êzîdî, Şengal Dağı'nda ölüp gidecekti. Çünkü etrafımız dört bir yandan sarılmıştı.” 

Burası bizim mezarımız olacak 

Fermanın üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen saldırılarla karşı karşıya olduklarını ifade eden Derwêş, tüm saldırılara rağmen yeniden yaşamlarını kurmaya başladıklarını ifade etti. Derwêş, "Aç ve susuz değiliz. Güvenliğimiz var. Bu dağın ortasında cennette gibiyiz. Bu topraklarda kalacağız. Şengal’de kalarak onurlu bir yaşam sürdürüyoruz. Farklı yerlere gidenler yarının hesabını yapmıyor. Buranın bizim mezarımız olacağını biliyoruz. Ben iki şehit babasıyım. Sağ ya da ölü; bu dağın yamacında olacağız."  ŞENGAL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.