Zorunlu olma hali!

Demir ÇELİK yazdı —

14 Nisan 2022 Perşembe - 23:25

  • Şimdide, “güçlendirilmiş parlamenter sistem” diyerek tek adam diktatörlüğünün soygunu, yasakları, talanı, sömürüsü ve kötülükleri üzerinden tekçi ulus devletin parlamenter sistemine razı olmamızı, rızalık göstermemizi bizden istiyorlar.

Anayasa Mahkemesi, zorunlu din derslerine karşı Alevi yurttaşın 8 yıl önce yaptığı müracaatı; "Anayasa'nın 24. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan ebeveynlerin eğitim ve öğretimi kendi dinî ve felsefi inançlarına göre yapılması hakkının ihlal edildiğine…" diyerek hak ihlali olduğuna karar verdi.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı sonrasında iktidar cenahında, peş peşe açıklamalar gelmeye başladı. Topluma sorunu çözme sanatı olarak pazarlanan siyaset, bir kez daha ne kadar işlevsiz ve çözüm iradesinden uzak olduğunu bize gösterdi.

Devlet Bahçeli’nin hemen kapatılmalıdır dediği Anayasa Mahkemesi’nin bu kararına, AKP Kocaeli Milletvekili; “Müslümanlıkla yoğrulan yurdumda İslam’ın öğretilmesini ‘insan hakkı ihlali’ olarak yaftalamak, yakın tarihimizin en büyük ihanetlerinden biri olmuştur. Bu ihanete Aziz Milletimiz asla izin vermez!"diye twitter üzerinden tepkisini dile getirmişti. Anayasa Mahkemesinin bu kararından önce AİHM, daha önce Anayasasında demokratik, sosyal, laik bir  hukuk devleti yazılı olan ülkede zorunlu din dersinin olmayacağına hükmetmişti. Gerek AİHM’ in gerekse Anayasa Mahkemesi’nin bu kararlarının gereğini yerine getirmesi gereken siyaset, her zaman olduğun gibi hukuku hiçe saymayı görev bilmiş, tekçilikte ve inkârda ısrar etmiştir.

Çünkü Türkiye’de siyaset; tekçi, inkârcı, katliamcı ve asimilasyoncu devleti topluma karşı korumak üzere dizayn edilmiştir. Beş yılda bir güncellenen MGK’ un siyaset belgesi gereğince hareket etmek elit siyasetin temel görevi olmuştur hep. 1924’ ten beri bu görevi ifa eden siyaset din, hukuk, basın ve medya, eğitim, kültür, sosyal politikalar ve ekonomi vb. ideolojik aygıtlarla devletin asimilasyonist politikalarına hizmet amaçlı toplumu yönetilmeye iknâ eden, rızalık üreten pozisyonda olmuştur.

Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararını, din dersinin yasaklandığı algısını oluşturarak, bu kararı ihanet diye yaftalayan milletvekili, hukuka karşı milleti galeyana getirmenin provokasyonu içinde olmuştur. Eğitim Müfredatı ile öğretilmek istenen dinin ahlâki ve kültürel değerleri değil, devlet dinine dönüşmüş İktidar İslam zihniyetinin ganimet, sömürü, talan üzerine kurgulanan savaşcıl politikalarıdır.

Bu politikanın halklar ve toplum yararına olmadığı açıktır. Siyasetçiler hem kendilerinin, hem de devletin ala çıkarlarını toplumun yararına bir işmiş algısı oluşturmak için din sömürüsü üzerinden toplum kesimlerini sistemin tekçiliğine yedeklemekte, halk nezdinde rıza üretemeye bakmaktadırlar. İktidarından muhalefetine sistemden beslenen, toplum yerine devleti ve iktidarı esas alan siyasi partiler, yıllardır bu orta oyunu ile biz ezilen mazlum toplum kesimlerini iknâ etmeyi siyaset diye pazarlamakta, devlet ve iktidarların sürdürülebilirliğine hizmet etmektedirler.

Elit siyasetin iktidar bloku, bu tekçi zihniyette ısrarlıyken, muhalefet de onlardan farklı bir arayış ve pozisyon içinde değildir. Ulus devletin tekçi, inkârcı, katliamcı ve asimilasyonist zihniyetinin neden olduğu siyasal ve toplumsal istikrarsızlığı görmemeye devam ediyor muhalefet. Tek adam diktatörlüğünü aşmak üzere yan yana gelenlerin, diktatörden farklı yeni bir toplum tahayyülleri olmadığı gibi tekçi ulus devleti demokratik, laik bir hukuk devletine dönüştürmenin siyasal programlarından da yoksunlar. Bu nedenle ne Kürt sorununa ilişkin, ne de Alevi sorununa ilişkin en ufak bir söylemleri yoktur. Bırakın siyasal bir söylem ve çözüm iradesini göstermeleri, çözüm perspektifine sahip HDP ile görünmemenin özel çabası içindedirler. Tekçi ulus devletin yol açtığı toplumsal ve siyasal istikrarsızlığın neden olduğu ekonomik krizin daha da derinleşmesi ve kaosa dönüşmesi için dua eden muhalefet, seçimi çantada keklik görmenin rüyası ile Erdoğan’ a bir dönem daha iktidarı armağan etmenin keyfiyeti ile sürece yaklaşmaktadırlar.

Çünkü 30 Ekim 2014 MGK’ un çöktürme planının stratejik yaklaşımı içindedirler. Bu planın Ağustos 2019’ daki siyaset belgesi; Demokrasiden yoksun Kürtsüz, Alevisiz, kadın, insan ve doğa hakları askıya alınmış Anayasasızlık halini siyasi partilere görev olarak dikte etmiştir.

Bu görevin gereğince hareket eden siyasetçilerin, ısrarla ve inadına değişmez dedikleri Anayasanın ilk dört maddesinden ikinci maddeyi (bu maddede tekçi cumhuriyete meşruiyet kazandırmanın şeklen süs eşyası görevi görmektedir) çıkarırsanız geriye faşizm kalır. Faşizmde ısrar edenler, geçmişte de, “Bu düzen değişmeli” diyerek seçime umut bağlamamızı sağlamış, rıza üretmişlerdir. Şimdide, “güçlendirilmiş parlamenter sistem” diyerek tek adam diktatörlüğünün soygunu, yasakları, talanı, sömürüsü ve kötülükleri üzerinden tekçi ulus devletin parlamenter sistemine razı olmamızı, rızalık göstermemizi bizden istiyorlar. Demokratik cumhuriyet yerine dillendirdikleri parlamenter sistem 1924’ ten 2017 Nisan’ ına kadar uygulamada olan bir sistemdi. Tek adam diktatörlüğünden kurtulmanın önceliğine evet. Ancak yerine koyacağımız sistem; toplumun çoklu kimliğini, çoklu kültürünü, hak ve özgürlüklerini güvenceye almayacaksa adının parlamenter sistem olması çok anlam ifade etmiyor.

Bu nedenle mazlum ve mağdurların savunacakları ve uğruna mücadele edecekleri sistem; sivil, demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü Anayasanın güvencesi ile herkesin kendi inancını özgürce yaşayacağı, anadilinde eğitim aldığı, kültürel ve sosyal değerlerini toplumsallaştırdığı, söz, karar ve yetki sahip olacağı Demokratik Cumhuriyet olmalıdır. Alevi’nin Alevi inancı ve kültürünü, Êzîdî’nin Êzîdî inancı ve kültürünü özgürce yaşadığı ve yaşattığı, Kürt’ ün Kürt dili, kimliği ve kültürü üzerinde söz söyleme, karar verme ve inisiyatif kullanma hakkına sahip olduğu, insan- insan ilişkisinde olduğu kadar insan-doğa ve insan cümle varlıklarla ilişkisinde eşit haklar sahibi olduğumuzun bilincine varacağımız demokratik, ekolojik ve cins özgürlükçü topluma ekmek kadar, su kadara ihtiyacımız vardır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.