- İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su baskınları yaşandı; yollar, alt geçitler ve tüneller suyla doldu. Üç kişinin yaşamını yitirdiği, dört kişiyi arama çalışmalarının sürdüğü kentte, metrekareye 261 kilogram yağış düştü. Eğitime iki gün ara verildi.
İstanbul'da dün sabah başlayan ve gün içinde aralıklarla devam eden sağanak, akşam saatlerinden itibaren kuvvetli bir şekilde etkisini gösterdi. Başta Sarıyer, Eyüpsultan, Bakırköy, Esenyurt ve daha birçok ilçede, cadde ve sokaklar sular altında kaldı, metroları, hastaneleri, alt geçitleri, konutları ve iş yerlerini su bastı. Ulaşımda ciddi aksamalar yaşandı. Birçok bölgede araçlar sel sularına kapılırken, kentlilerin gündelik yaşamı ve güvenliği bir kez daha tehdit altına girdi. Henüz 6 yıllık bir yatırım olan Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi, Sarıyer Ayazağa’da dere yatağı ve orman alanı, vb ekolojik koridorlar üzerine inşa edilen bir alışveriş merkezi, yine Sarıyer Ayazağa’da bir üniversite yurdu ve metro istasyonları sular altında kaldı. Sarıyer’de istinat duvarları, Sultangazi’de ise bir okulun duvarı çöktü. Beykoz deresi taştı, Kağıthane deresi taşkın riskiyle karşı karşıya kaldı.
84 yılın en fazlası
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün ölçümlere başladığı 1942'den itibaren İstanbul'a düşen en yüksek yağış oranı oldu. Valiliğin verdiği bilgiye göre; il genelinde üç kişi yaşamını yitirdi, üç kişi tedavi altına alındı, dört kişiyi arama çalışmaları sürdü. 2 bin 722 kişi kurtarıldı; dün öğle saatleri itibarıyla 14 yerde küçük çaplı kurtarma çalışması devam ediyordu.
İstanbul Havalimanı'nda 51 sefer alternatif havalimanlarına yönlendirildi. 7 geliş, 12 gidiş olmak üzere toplam 19 sefer iptal edildi. Yine dün öğle itibarıyla 16 kapalı yolla ilgili çalışmalar devam ediyordu.
İl genelinde tüm resmi ve özel eğitim kurumları iki gün tatil edildi. Diğer kamu görevlileriyle ilgili idari izinler bugün de devam ediyor. Yaklaşık iki-üç gün daha yağışlar devam edeceği için zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması tavsiye edildi. Motorlarla ilgili yasak devam ediyor.
Vatandaşların zararlarının telafi edilmesiyle ilgili zarar tespit komisyonları çalışmaya başladı.
Can kayıpları
Fatih'te parkta su birikintisine basan 14 yaşındaki çocuk elektrik akımına kapıldı. Bilinci kapalı olarak hastaneye kaldırılan çocuk, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Sarıyer'de ise selin oluştuğu caddede yolun karşısına geçmeye çalışan 34 yaşındaki kişi ayağının kayması sonucu yere düştü. Kafasını kaldırıma çarpan ve ayağa kalkamayan S.Y. vatandaşlar tarafından kurtarıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan S.Y. tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Zeytinburnu’nda yaşayan Rahmetullah Acar tamir için üç katlı binanın çatısına çıktı. Tamirat sırasında dengesini kaybeden Rahmetullah Acar zemine düştü. Yaralanan Acar, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Diğer kentlerde de
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre, yer yer kuvvetli olmak üzere devam eden yağışların "sarı uyarı" kapsamında süreceği ifade edildi. Bu nedenle etkisini artırması beklenen sağanak nedeniyle Kocaeli, Yalova, Sakarya, Zonguldak ve Düzce'de de eğitime ara verildi.
***
Doğayla inatlaşmanın sonucu
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu, şiddetli yağmurun afete dönüşmesinin, 'doğayla inatlaşan rant odaklı politikaların’ bir sonucu olduğunu vurguladı.
Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu görüşler dile getirildi: "Bu tablo, yalnızca yağışın şiddetiyle açıklanamaz. Yağış bir doğa olayıdır; ancak her kuvvetli yağışın can ve mal güvenliğini tehdit eden bir afete dönüşmesi olağan değildir. Yaşananlar, kentin doğal eşiklerini yok sayan, yerleşime uygunluk ve taşıma kapasitesi analizlerini planlama sürecinin dışında bırakan bir kentleşme modelinin sonucudur. Asıl sorgulanması gereken, rant odaklı planlama politikalarının İstanbul’u afetlere karşı giderek daha dayanıksız hale getirmiş olmasıdır.
İstanbul’da şiddetli yağmurun afete dönüşmesi, doğayla inatlaşan rant odaklı politikaların bir sonucudur. İstanbul’da yıllardır sürdürülen bu rant odaklı yoğun yapılaşma baskısı; kentin hassas ekolojik koridorlarının, doğal alanların, ormanların, tarım alanlarının ve su havzalarının üzerinde geri dönülmez tahribatlar yaratmakta, kentte ısı adalarının oluşmasına ve iklimin belirgin bir değişime uğramasına neden olmaktadır.
Toprağın tüketilmesi
Hatalı rant politikalarının bir sonucu olarak toprağın hızla tüketilmesi ve betonlaşma, yağmurları afete dönüştürdü. Yağmur suyunun toprağa sızabileceği alanların beton ve asfaltla kaplanması, suyun yüzeyden hızla akmasına neden olmaktadır. Doğal drenaj sistemlerinin bozulması, dere yataklarının daraltılması veya yapılaşmayla kuşatılması, kentsel altyapının taşıma kapasitesinin aşmasına neden olmakta, yoğun yağışların yol açtığı taşkın ve su baskını risklerini büyütmektedir.
Kentin doğal drenaj sistemini oluşturan dere yatakları uzun yıllardır ıslah adı altında kutu menfezlerle kapatılmakta, üzerleri yol, otopark ve yapı adası olarak planlanmaktadır.
Taşkın yatakları ve dere koruma bantları imar planlarıyla yapılaşmaya açılmakta, bu alanlardaki kaçak yapılaşma ise imar aflarıyla kalıcı hale getirilmektedir. Bugün yaşanan su baskınları, üzeri kapatılan dere yataklarının kuvvetli yağışta yeniden suyun güzergâhı haline geldiğini açıkça göstermiştir.
Buna ek olarak parsel ölçeğinde verilen emsal artışları ve plan bütünlüğünü bozan noktasal plan değişiklikleriyle nüfus ve yapı yoğunluğu sürekli artırılmakta, teknik altyapının kapasitesi ise bu kararlarda belirleyici olmamaktadır. Geçirimsiz yüzey oranı arttıkça yüzey akışı ve taşkın debisi yükselmekte, kapasitesinin üzerinde yüklenen altyapı kuvvetli bir yağışı dahi karşılayamaz hale gelmektedir.
Bilimsel zeminde hazırlanmış planlara aykırı her yeni yapı, her yeni ulaşım yatırımı ve her yeni betonlaşmış yüzey; su, kanalizasyon, ulaşım ve drenaj sistemleri üzerinde ilave yükler oluşturmaktadır.
Kentin altyapı taşıma kapasitesi ve kentin havzalarının ekolojik eşikleri gözetilmeden artırılan yapılaşma yoğunluğu, kentsel sistemleri zorlamakta ve afet risklerini büyütmektedir.
Uyarılarını sürdürdü
Şube olarak uyarılarımızı yineliyoruz. Dere yatakları ve taşkın alanları tüm plan kademelerinde yapılaşma dışı alan olarak tanımlanmalı, kapatılmış dere yatakları açılarak doğal akış rejimine kavuşturulmalıdır. Havza ölçeğinde hazırlanan taşkın tehlike ve risk haritaları ile jeolojik-jeoteknik etütler, plan kararlarının bağlayıcı altlığı olmalıdır. Yoğunluk kararları teknik altyapının taşıma kapasitesi esas alınarak verilmeli, parçacı plan değişiklikleri ve imar aflarıyla bu kapasitenin aşılmasına son verilmelidir. Kanal İstanbul ve INRAIL başta olmak üzere kuzey ormanlarını ve içme suyu havzalarını yapılaşmaya açan projelerden vazgeçilmeli, Çevre Düzeni Planı'nın koruma kararları yeniden işletilmelidir. İklim krizinin yağış rejimini değiştirdiği bir dönemde planlamanın bilim ve kamu yararı dışındaki önceliklere teslim edilmesi, yeni can ve mal kayıplarına zemin hazırlamaktadır."