Saldırılar Şengal’in iradesini hedefliyor

Meral ÇİÇEK yazdı —

14 Aralık 2021 Salı - 23:30

  • TC’nin Şengal’e yönelik hava saldırılarının 9 Ekim 2020 anlaşmasından - daha doğrusu komplosundan - sonra artış göstermesi tesadüf değil. Zira söz konusu saldırılar anlaşma çerçevesinde yapılıyor.

Faşist Türk devleti son bir hafta içinde iki kez Şengal’e saldırdı. İlk saldırıda Merwan Bedel katledildi. İkinci saldırının hedefi Xanesor Halk Meclisi’nin binası oldu.

TC’nin Şengal’e yönelik bu son SİHA saldırıları, DAİŞ’in Başûr topraklarındaki saldırılarının yükseldiği bir süreçte gelişiyor. Irak anayasasının 140. maddesi temelinde statülerinin belirlenmesi gerektiği ancak bir türlü belirlenmeyen ve dolayısıyla çelişki ve çatışmalara gebe alanlarda DAİŞ saldırılarının artmasının arka planı ayrı bir konu. Ancak böylesi bir süreçte TC’nin de Şengal’e yönelik saldırılarını yoğunlaştırması dikkat çekici.

Nadia Murat, kurduğu girişiminin resmi Twitter hesabında “Bir NATO üyesi olan Türkiye DAİŞ’i hedef almak yerine Êzîdî toplumunu terörize ediyor” sözleriyle bu gerçeğe dikkat çekti ve devamında “Uluslararası topluluk Türk saldırganlığına karşı çıkmanın ahlaki sorumluluğuna sahiptir” cümlesiyle dış güçleri muhatap gösterdi.

Çalışmalarını Hollanda, ABD ve Şengal merkezli yürüten Özgür Êzîdî Vakfı da Irak, Kürdistan Bölge Hükümeti, NATO ve BM Güvenlik Konseyi’ni sorumluluğa çağırdı. Vakıf tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Şengal’e yönelik Türk hava saldırıları derhal sona ermeli. Önce DAİŞ Êzîdîleri yok etmek için karadan geldi. Şimdi Türk savaş ve keşif uçakları havadan saldırıyor. ULUSLARARASI TOPLULUK NEREDE? Türkiye’nin durdurulması için kaç Êzîdînin ölmesi gerekiyor?”

Nadia Murat’ın kurucusu olduğu Nadia’nın Girişim ve Özgür Êzîdî Vakfı açıklamalarında, TC’nin Şengal’e yönelik saldırılarında Êzîdîleri hedef aldığını kaydediyor. Ancak KDP basını, daha doğrusu Kurdistan24 ve BasNews saldırıların hedefi olarak PKK’yi gösteriyor. Merwan Bedel ‘PKK Komutanı’, Xanesor Halk Meclisi binası da ‘PKK karargahı’ diye veriliyor.

Oysa TC’nin kendisi şimdiye kadar her iki saldırı hakkında resmi bir açıklama yapmış değil. Yani fail bile ‘Ben Êzîdîleri değil PKK’yi vurdum’ şeklinde kendini savunmaya çalışmazken, söz konusu yayınlar neden bu tarz yalan-manipülatif haberler servis etme ihtiyacını duyuyor; bunun sorgulanması gerekir.

Merwan Bedel, Şengal Özerk Yönetimi Yürütme Konseyi Eşbaşkanı idi. Öncesinde ise yıllarca YBŞ saflarında DAİŞ’e karşı savaştı, komutanlık yaptı. Merwan Bedel, Ağustos 2014’te oradaki halkı savunmasız bir şekilde DAİŞ soykırımına terk eden KDP’li ve Iraklı güçlere karşın topraklarında direnmeyi seçen onurlu bir Êzîdî idi. Kaçmadı. Halkını ve topraklarını canı pahasına savunmayı tercih etti. Mücadele kararlılığı, toprağına ve kimliğine bağlılığı, örgütlendikçe büyüyen bilinci ile Şengal Êzîdî topluluğunun öncülerinden biri oldu. Yani Şengal Êzîdî iradesinin temsilcisi oldu.

TC’nin onu katletmesinin sebebi budur. Faşist AKP-MHP rejimi Şengal Êzîdîlerinin iradesini hedef alıyor. Halk Meclisi binasını bombalamasının anlamı da budur. Halk Meclisi, Xanesor’daki örgütlü Êzîdî toplumunun sorunlarını tartıştığı, bu sorunlarına çözüm aradığı ve kararlar aldığı kurumdur. Yani toplum iradesinin simgelendiği yerdir.

TC’nin Şengal’e yönelik hava saldırılarının 9 Ekim 2020 anlaşmasından - daha doğrusu komplosundan - sonra artış göstermesi tesadüf değil. Zira söz konusu saldırılar anlaşma çerçevesinde yapılıyor. Öncelikle bunun görülmesi gerekiyor. Ki ABD/BM mimarlığında Êzîdîlere rağmen yapılan ve Hewlêr ile Bağdat tarafından imzalanan anlaşma zaten en çok da Şengal Êzîdîlerinin iradesine kastediyor.

74. fermana örgütlenerek cevap veren iradenin kırılması, Şengal Êzîdîlerinin kendi kaderini tayin etmesinin engellenmesi, bu temelde üzerlerindeki kontrolün yeniden tesis edilmesi, 3 Ağustos 2014 öncesi duruma dönülmesi amaçlanıyor.

Oysa soykırım ile yüz yüze bırakılmış bir topluluğun yaşadıklarını unutması mümkün mü? Örgütlenerek iradeleşmenin anlam ve bilincine ulaşmış bir halk kaderini başkasına teslim eder mi hiç?

Şengal’e yönelik her türlü saldırının hedefinde DAİŞ soykırımı sonrası örgütlenen Êzîdî iradesi var. Aynı şekilde hem bölge hem de dış güçlerin saldırılarına karşı direnen de bu iradedir. O nedenle Êzîdîlere 21. yüzyılda da soykırım ve nesnelik dışında bir varlık tanımayan sömürgeci politikaları boşa çıkartmanın yegane yolu, Şengal Êzîdî iradesinin savunulması ve büyütülmesidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.