Savaş arzusu

Aykan SEVER yazdı —

25 Mayıs 2022 Çarşamba - 08:25

  • Biden hem Seul hem de Tokyo'da protestolarla karşılandı. Nankör Koreli ve Japonlar bizim "liberal" kalpazanlar kadar onun bir barış elçisi olduğunu anlayamamışlardı.

ABD ve İngiliz yönetimi mevcut post-modern karakterli paylaşım savaşının alanını Hint-Pasifik hattında da genişletme arayışında. Bu kapsamda Biden Uzakdoğu turuna çıktı. İlk durak Güney Kore'ydi. Burada yeni Amerikan silahlarının konuşlandırılması ve ortak askeri tatbikatların artırılması konusunda anlaşmaya varıldı. Biden, ABD’nin gerekli durumlarda G. Kore’yi nükleer silahlarla savunacağı sözünün yeniden altını çizdi. ABD ayrıca, gerek duyulması halinde Kuzey Kore’yi caydırmak için, uzun menzilli bombardıman uçakları, füze denizaltıları ya da uçak gemilerini içeren “stratejik varlıklar” konuşlandırma sözü verdi. Bütün bu militarist hamlelerin cila kısmında ise Hint-Pasifik bölgesini “özgür ve açık” tutmak ve küresel tedarik zincirlerini korumak için yapıldığı yazıyordu.

Biden Seul sonrası Tokyo durağında ise baklayı ağzından çıkardı. Çin’in Tayvan’a saldırması durumunda ABD’nin askeri olarak müdahil olabileceğini söyledi. Bu aslında Ukrayna'dakine benzer bir durumun yaratılabilmesi için arzulanan bir savaş halini temsil ediyor. ABD yönetimi ekonomi alanında da bölgedeki 11 ülkeyle birlikte Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi'ni (IPEF) oluşturmayı önüne koysa da bu hamlenin Çin'i sıkıştırmak için yeterli olma olasılığı yok gibi. Ama bu olası Tayvan savaşı ve yaptırımlarla desteklenirse Çin'i gerçekten Pasifik'te yalıtmak mümkün olabilir.

Bu arada dikkate değer bir gelişme ise Japonya'nın BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olma arayışı.  ABD, bu konuda Japonya'yı destekliyor. Bu meselenin asıl önemli kısmı, ABD tarafından BM Güvenlik Konseyi yapısının değiştirilmeye çalışılıyor olduğunu göstermesi. Şu günlerde 2. Dünya Savaşı sonrası şekillenen dengeler altüst olurken giderek daha fazla işlevsiz kalan BM'nin böylesi bir değişikliği kaldırıp kaldıramayacağı bir hayli belirsiz. Çin ve Rusya'nın daimi üyeliklerini sorgulayacak bir yaklaşım kuşkusuz savaşı daha da derinleştirir. 

Biden Japonlara her alanda işbirliğini geliştirmeyi vadetti. Özellikle uzayla ilgili çalışmalar onu heyecanladırıyormuş. Gerçekte ise Japonya Başbakanı Kishida'nın açıklamalarına bakacak olursak daha fazla askeri harcama gündemde.  

Amerika'da anketlerde güvenilirliği yüzde 39'lara sürünen Biden'ın laflarından gözü kamaşmayanlar da vardı. Biden hem Seul hem de Tokyo'da protestolarla karşılandı. Nankör Koreli ve Japonlar bizim "liberal" kalpazanlar kadar onun bir barış elçisi olduğunu anlayamamışlardı. Biden'ı daha fazla savaş yaratmaya çalışmakla suçluyorlardı.

Erdoğan, Biden, Putin, Johnson ve benzerleri aynı kampın üyesi. Savaşın, kapitalizmin esiri olmuşlar. Bu yüzden onların halleri  "barış" arayışından çok savaş arzusu etrafında şekilleniyor. Kaldı ki onların barışının bizim barışımız olma ihtimali de yok. Onlarınki mevcut kana bulanmış, yok olmaya doğru giden dünyanın adaletsizlikleriyle bezeli bir tahta oturma hülyası; bizimkisi ise pür neşenin, yaşamın.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.