Altına hücum

Aykan SEVER yazdı —

  • Sermayedarların "en çok"a sahip olmak ve "en büyük" olmaktan öte dertleri yok. Devam eden 3. paylaşım savaşı bunun eseri.

Dünya kapitalizmi bugün en temelde emek sömürüsünün yanı sıra enerji, savaş sanayi ve doğanın yağması üzerinden kendini yeniden üretiyor, büyütüyor. Çok yönlü olarak doğa ve onun parçası olan insan kapitalizmin radikal saldırısı altında. Ve bu süreç istisnasız bütün dünyayı ayakları altına alıyor ve bugüne kadar uygarlık adına ne kadar, ne üretilmişse onları parodileştiriyor, çürütüyor, çöp yığınına dönüştürüyor.

Bu çürümeden kaçınılmaz olarak dünyayı anlama ve değiştirme iddiasıyla ortaya atılmış olan düşünceler de payını alıyor. Zira öncelikle yer küreye bir bütün olarak bakmaktan uzaklaşılıyor. Türkiye-İliç'te vuku bulan maden katliamı örneğinde yaşandığı üzere her ne olursa olsun "önce vatan" etiketine sıkıştırılarak süreç değerlendirilmeye başlanıyor. Ulaşılan durumsa sonuçta düzene muhalefet yerine "biz bize benzeriz" diye özetlenebilecek TC'yi kutsayan şovenist yaklaşımdan öteye gitmiyor. Rejim bu arada artık özene dahi ihtiyaç duymadan şekillendirdiği milliyetçi zemin sayesinde hızla daha fazla kitleyi faşistleştiriyor. Bunun yolu kolay. Her gün birileri güdümlü medya tarafından linç ediliyor, sonra gözaltına alınıyor, toplumun geri kalanı hizaya giriyor. Adeta düşünme-hayal kurma gibi eylemler unutturuluyor. "Muhalefet" namına ortada salınanlar bu faşistleşme sürecinden kendilerinin etkilenmeyeceğini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Süreci baltalayacak, karşı hegemonya kuracak politikalar geliştirilmediği takdirde kaçınılmaz olarak şu ya da bu uğruna toplumsal dönüşümden/faşistleştirmeden herkes nasibini alır.

Bu arada İliç'te olanları retorikten ibaret anti-emperyalizme bağlayıp, orada bırakanlara bir soru: Venezuela'da sosyalist olduğunu iddia eden Maduro yönetimi de altın çıkarıyor. Hatta bir ara bu altınların Çorum'da işlenmesi gündeme gelmiş, kimi acente zihniyetliler de sol adına "Bu Chavezci bir anlaşmadır" diye var olmayan Venezuela beyaz peynirleri eşliğinde şampanyalar patlatmıştı. Sahi siz Latin milliyetçisi Maduro yönetiminin altını doğaya zarar vermeden hokus pokus yeteneğiyle mi çıkardığını sanıyorsunuz? Ya Türkiye'deki "yerli" sermayenin? 

Batılı sermayedarlar Çin kapitalizminin önde olduğu yarı iletken-çip üretimi alanında onu geride bırakabilmek için yatırımlarını artırdı. Örneğin ABD geçtiğimiz hafta sadece bu alanda araştırma geliştirme için 5 milyar dolardan fazla yatırım açıkladı. Ayrıca Batılı sermayedarlar yakın zamanda çip üretimi için gerekli minerallerin aranacağı alan olarak Afrika'nın tamamı ve Asya'nın ise önemli bir bölümünü de kapsayan, buralardaki yeraltı kaynaklarını talan etmeyi hedefleyen bir harita yayınladılar. Bu doğal olarak ilk elden bu bölgelerde 3. Dünya Savaşı'nın derinleşeceği anlamına geliyor. Aynı zamanda var olan iklim krizinin de geri dönüşsüz bir biçimde büyümesi gibi sonuçlar doğuracak. Göçler, açlık, hava ve su kirliliği, çölleşme cabası. Dolayısıyla Elon Musk gibi üç beş kişinin varlıklarını çoğaltması uğruna insanlığın/dünyanın geleceği daha büyük bir risk altına girecek. Ancak bize bu durumu dünya basını/yapay zeka bütün bunlar yenilenebilir enerji kaynakları, "çevreci" elektrikli otomobil vb. araçlar, bilişim teknolojileri ve insanlığın ilerlemesi için gerekli hatta zorunlu diye satacak. 

Kapitalizm anlattığı hikayeler de tutarlı. Zira sermayedarların "en çok"a sahip olmak ve "en büyük" olmaktan öte dertleri yok. Devam eden 3. paylaşım savaşı bunun eseri.

Ortaklaşa yaşanabilir bir geleceğimiz olsun istiyorsak bize sadece tutarlılık yetmez. Aynı zamanda hep birlikte eylerken radikal ve öngörülü olmak zorundayız. Örneğin bütün madenlerin kapatılmasını istemek değil, dayatmalıyız, bizzat kapatmalıyız. Tabii isteyen şimdi sırası mı bunun, tıpış tıpış hileli olduğunu bildiğimiz sandıkların önüne dizilmek varken de diyebilir.

Yoksa kapitalizmin şekillendireceği bir distopya hepimizi bekliyor demeyeceğim, hali hazırda gittikçe derinleşen o çukurun içindeyiz.

Charlie Chaplin zamanında (1925) başrol oyunculuğu dahil her şeyini üstlendiği Altına Hücum diye bir film yapmış. Filmin bir sahnesinde dağ başında mahsur kalan altın arayıcıları açlıktan ayakkabılarını kemirmek zorunda kalıyor. Şu halimizle kim bizi çok daha iyi bir geleceğin beklediğinin garantisini verebilir? Ne dersiniz?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.