Savaşın Ukrayna cephesi

Aykan SEVER yazdı —

14 Eylül 2022 Çarşamba - 08:30

  • Ne Ukrayna'daki savaşın ne de dünyanın genelinde devam etmekte olan postmodern karakterli yeniden paylaşım savaşının yakın bir gelecekte sonlanma olasılığı maalesef yok.

3. Dünya Savaşı’nın Ukrayna cephesinde görece durgunluk son günlerde yerini Kiev yönetiminin ataklarına bıraktı. Çok olağanüstü bir gelişme olmadığı sürece bu hattaki savaşın yeni evreye geçmeye başladığından artık söz etmek mümkün.

Ukrayna tarafı kış öncesi kaybettikleri yerleri geri almak için ülkenin tüm doğu ve güney hattında saldırıya geçeceklerini geçtiğimiz haftalarda açıklamıştı. Önce Kherson’a yönelen Ukrayna ordusu burada kısmi ilerleme sağlarken geçen hafta ise Kharkiv bölgesinde atağa kalkarak Rus ordusunun geri çekilmesini sağladı. Rus genelkurmayı bu durumu “toparlanmak için” diye izah etmeye çalışırken Kremlin “operasyonlarımız sonuna kadar sürecek” açıklamasıyla durumu kurtarmaya çalıştı. Fakat Lavrov’un bu “geri çekilme” sonrası yeniden müzakerelere işaret etmesi durumun Moskova açısından pek de iç açıcı olmadığı yönünde yorumlanabilir. Zira Zelenskiy BARIŞ’ın adını anmadığı gibi çekilen Rus ordusu hakkında  şakalar yapıp gülücükler dağıtmayı ihmal etmiyor.

Ukrayna ordusunun başarısında özellikle ABD'nin silah yardımı ve Batılıların istihbarat desteğinin önemli olduğu ifade ediliyor. Muhtemelen bu sonuçta Rusya tarafında yer alan askerlerin ne için niye savaştığını bilmeyen ruh hali de belli bir rol oynuyordur.

Ukrayna'ya silah yardımlarını artıran ABD savaş sanayi sevinçli zira her geçen gün artan siparişlere yetişememekten şikayetçiler. Sahaya sürdükleri silahlar çok başarılı bulunuyormuş. Evet ABD stratejisi kısmen de olsa başarılı çünkü Rusya yıpranıyor. Muhtemelen bu durumu fırsat bilen Azerbaycan yönetimi de Pazartesi gecesi Ermenistan’a saldırarak Rusya’nın yıpranmışlığını kendi lehine kullanmaya ve bir oldu bittiye getirip yeni topraklar ele geçirmeye çalışıyor.

Ukrayna savaşında BM’ye göre sayı gerçekte çok daha fazla olmakla birlikte şimdiye kadar tespit edilebilen sivil kayıp ve yaralı miktarı 14 bini geçmiş, kimin umrunda? Ya ölen on binlerce asker, ya bu süreçten şu ya da bu biçimde dünyanın herhangi bir köşesinde olumsuz bir biçimde etkilenen acı çeken milyonlar? Kim dert ediyor?Sonuçta planlar işliyor, savaşa devam…

Avrupalı yöneticiler ise endişeli. Avrupa'nın önde gelen ülkeleri İsrail (AB gazın kime ait olduğuna ve Tel Aviv yönetiminin Filistinlilere yönelik zulmüne aldırmaksızın ihtiyaçlarını görmeye çalışıyor.) Mısır, Azerbaycan, Cezayir, Fas gibi ülkelerden gelecek doğal gazın dertlerine derman olmayacağının farkında. O yüzden Putin’le diyalogu zorluyorlar fakat epeydir ipler NATO’nun elinde olduğu için bu konuda şansları az.

Son periyotta Putin yönetimine açıktan destek çıkmaktan imtina etmeyen TC’ye gelince bir çok alanda Rusya’ya muhtaç olduğunun farkında. Rus kamuoyu Erdoğan’ın açıklamalarını takdirle karşılasa da yarın ne yapacağından emin olmadıkları bir kişilikle karşı karşıya olduklarının da farkındalar. TC’nin Yunanistan’a yönelik “bir gece ansızın gelebiliriz” tehditlerinde Putin’in dolaylı destek verme ihtimali yüksek. Batı’nın Güney Kürdistan ve Rojava’ya karşı yürütülen saldırılara sessiz kalması da kuşkusuz rejime cesaret veren ögelerden.

Ne Ukrayna'daki savaşın ne de dünyanın genelinde devam etmekte olan postmodern karakterli yeniden paylaşım savaşının yakın bir gelecekte sonlanma olasılığı maalesef yok. Çoğunuza klişe gibi gelecek ama savaş doğanın yıkımı, açlık, yoksulluk, ırkçılık, göçmen karşıtlığı, her türden ayrımcılık, militarizm ve neo-faşist iktidarlardan başka bir şey üretmiyor. Gerçek bu kadar sarih…

Örneğin hafta sonu İsveç’te yapılan seçimler sonrası neo-faşist bir hükümet kurulma olasılığı gündemde. Erdoğan ya da neo-nazileri profesyonel hayatında hep kullanışlı bulmuş olan Putin’in bu durumdan rahatsız olacağını sanmam. Diktatörün her istediğine “he” diyen NATO yönetiminin de böyle bir derdi olduğuna dair işaret yok. Memleketin güzide NATO ve SAVAŞ sever,  6-7 Eylül’ü- 12 Eylül’ü ve nice katliamı NATOcu generallerin tertip ettiğini bir türlü anımsamak istemeyen kalpazan takımının da bu durumu sorun yapması beklenemez. Ama ilk başta göçmenler olmak üzere İsveç'te yaşayan faşist olmayan kesimlerin ve dünyanın bu işten bir hayli zarar göreceği ise aşikar. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.