Seçmeli dersi de seçtirmiyor

Wan Demokratik Kurumlar Platformu
- Sadece Türkçenin eğitim dili olduğu Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da, 15 dil yok olmak üzere. Anayasa'nın 42. Maddesi ve yasalar ana dilde eğitime engel oluyor; uluslararası sözleşmelerdeki çekinceler de duruyor.
- Kürtçe, sadece seçmeli bir ders. Yüz binlerce Kürt çocuğunun seçebileceği bu dersler, pratikte yalnızca 30–40 bin öğrenci tarafından seçilebiliyor, çünkü fiilen seçilemez hale getiriliyor. Atanan öğretmen sayısı da bunu gösteriyor.
Wan Demokratik Kurumlar Platformu, Kürtçe anayasal güvenceye kavuşana, yasalarla teminat altına alınana, resmi dil kabul edilip okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim dili olana kadar mücadelenin süreceğini vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) aldığı karar üzerine 2000'den bu yana her 21 Şubat tarihi "Dünya Anadil Günü" olarak kutlanıyor. Türkiye’de konuşulan toplam dil sayısı net olarak bilinmiyor, ancak 20 ila 30 dil/lehçe günlük hayatın bir parçası. UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası'na göre; Türkiye'de üç dil tamamen yok olmuş durumda: Ubik, Mlahso ve Kapadokya Yunancası. Hertevin "yok olma" kategorisinde. Turoyo, Ladino, Gagavuzca, Romanca, Batı Ermenicesi, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Abazaca ve Suret dilleri ciddi olarak tehlikede olarak görülüyor. Adigece, Abhazca, Kabar-Çerkes dilleri ile Kürtçenin Kirmançkî (Zazakî) lehçesi de "kırılgan" diller kategorisinde.
Ana dile anayasal engel
Türkiye'de tek bir resmi dil var, o da Türkçe. Anayasa ve yasalar, ana dilde eğitim hakkını engelliyor. Anayasa'nın 42. Maddesi'nin girişinde "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz" deniliyor, ancak hemen devamında "... Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında okutulamaz ve öğretilemez..." ifadeleri yer alıyor. Bu hüküm, eğitimde dilsel ayrımcılıkları yasaklayan uluslararası hukuki metinlere aykırı. Türkiye, hak ve özgürlükler ile ilgili uluslararası birçok anlaşmayı imzalamasına rağmen bu anlaşmaların ana dilde eğitimle ilgili bölümlerine çekince koydu.
Tüm sözleşmelere çekince
Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi'ne taraftır, ancak sözleşmenin eğitim hakkını düzenleyen maddesine çekince koydu.
İnsan Hakları ve Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi de bu metinlerden biri. Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 20 Kasım 1989'da kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni, 1990 yılında bazı maddelerine çekince koyarak imzaladı. Etnik çeşitlilik barındıran çoğu ülke bu sözleşmeleri onaylarken, Türkiye bu ülkelerin dışında kaldı. Türkiye, madde 17, 29 ve 30’a, 1982 Anayasası ve Lozan Antlaşması hükümleri çerçevesinde çekince ileri sürdü. Lozan Antlaşması, Türkiye'de yaşayan Müslüman olmayan azınlıklara, kendileri yaratmaları şartıyla kendi dillerinde eğitim öğretim kurumu açma yetkisi tanırken, Müslümanlara bu hakkı tanımıyor.
UNESCO tarafından akdedilen “Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Sözleşme”, 14 Aralık 1960’ta benimsendi. 22 Mayıs 1962’de yürürlüğe girdi. Sözleşmeye göre, devletlerin eğitimde ayrımcılık içeren her türlü yasa hükmünü ve yönetsel yönergeyi kaldırmayı ve her türlü yönetsel uygulamaya son vermeyi taahhüt ederler. Sözleşmenin 5. Maddesinin ilk fıkrasında “Ulusal azınlık üyelerinin, okullarının yönetimi dâhil, kendi eğitim etkinliklerini yerine getirme ve her devletin eğitim politikasına göre kendi dillerini kullanma ya da öğretme haklarını tanımak temel ilkedir” denir. Türkiye, bu sözleşmeyi de imzalamadı.
Sadece sınırlı seçmeli ders
Verilen mücadele üzerine Eylül 2012'de yeni bir düzenlemeye gidildi. Yayımlanan yönetmenlikle Kürtçe, "Yaşayan Diller ve Lehçeler” adı altında seçmeli ders olarak Türk Milli Eğitim Bakanlığının müfredatına girdi. Kürtçenin Kurmancî ve Kirmançkî lehçelerinin 5, 6, 7 ve 8. sınıflarda seçmeli olarak verilmesinin önü açıldı. Kürtçe üzerine çalışma yürüten dernek ve dilbilimcilerin birçoğu bu sürece dahil edilmedi; zamanla öğrencilere "öğretmen yok, materyal yok, fiziki imkanlar yetersiz" gibi engeller çıkarılmaya başlandı. Yine Kürtçe için ayrılan öğretmen kontenjanı her geçen yıl düşürüldü.
Kürtçeyi seçenlere dair son üç yıllık veri şöyle:
* 2023-2024 eğitim-öğretim yılı: 23 bin öğrenci
* 2024-2025 eğitim-öğretim yılı: 35 bin öğrenci
* 2025-2026 eğitim öğretim yılı: 59 bin 362
Son 5 yıllık atama verileri ise şöyle:
* 2021: Toplam 3 kontenjan
* 2022: Toplam 2 kontenjan
* 2023: Toplam 50 kontenjan
* 2024: Toplam 10 kontenjan
* 2025: Toplam 6 kontenjan
Seçmeli de olsa seçme zamanı
Eğitimci yazar Arslan Özdemir, Kürtçe derslerini seçmenin yalnızca bugünü değil, yarını da savunmak anlamına geldiğini belirterek, "Sessiz kalındığında daralan alanlar, talep edildiğinde genişler. Bugün kullanılmayan haklar, yarın tamamen ortadan kalkabilir" diye uyardı. Özdemir, bianet'teki yazısında 2026-2027 eğitim öğretim yılı için seçmeli derslerin belirlendiği bu dönemin, Kürt çocukları açısından sıradan bir ders tercih sürecinden çok daha fazlasını ifade ettiğini belirterek, "Çünkü bu dönem, Kürtçenin Kurmancî ve Zazakî lehçelerinde verilen derslerin seçilebildiği nadir zamanlardan biri. İki saatlik bir seçmeli ders gibi görünen bu tercih, aslında bir dilin, bir kültürün ve bir kimliğin okul sıralarında yer bulup bulamayacağına dair önemli bir eşik" dedi.
Sahadaki ciddi engellemeler
Mevzuat açık olmasına rağmen sahada ciddi sorunlar yaşandığına işaret eden Özdemir, "Bazı okul müdürlükleri seçmeli dersler listesine Kürtçe (Kurmancî ve Zazakî) derslerini hiç koymuyor. Bazı okullarda ise 'öğretmen yok' gerekçesiyle bu dersler fiilen seçilemez hale geliyor. Kimi zaman veliler yeterince bilgilendirilmiyor, kimi zaman öğrenciler yönlendiriliyor ya da bu dersler 'gereksiz' gibi gösteriliyor. Sonuç olarak, yüz binlerce Kürt çocuğunun teorik olarak seçebileceği bu dersler, pratikte yalnızca 30–40 bin öğrenci tarafından seçilebiliyor.
Sorun talep eksikliği değil
Bu tablo bize şunu gösteriyor: Sorun talep eksikliği değil, talebin önüne konulan yapısal ve idari engeller. Oysa Kürtçe dersleri yalnızca bir dil dersi değil. Çocukların ana dillerinde okuma, yazma ve düşünme becerilerini geliştirmeleri; kendi kültürel miraslarını tanımaları ve özgüven kazanmaları açısından hayati önemde. Ana dili temelli eğitimin bilişsel, akademik ve psikolojik katkıları bilimsel olarak defalarca ortaya kondu. Unutmamak gerekir ki seçmeli de olsa bu dersler bir hak. Bu hak kullanılmadığında zamanla fiilen ortadan kalkar. 'Zaten seçilmiyor' gerekçesi, ileride bu derslerin tamamen kaldırılmasının da bahanesi haline gelebilir. Bu nedenle bugün yapılan her tercih, yalnızca bir ders seçimi değil, aynı zamanda bir irade beyanı.
Onurlu bir zemininin ilk adımı
Velilere büyük sorumluluk düşüyor. Okullarda seçmeli ders listeleri dikkatle incelenmeli; Kürtçe Kurmancî ve Zazakî derslerinin listede yer alıp almadığı sorulmalı, gerekirse dilekçeyle talep edilmeli. Eğitim yöneticilerinin görevi bu talebi zorlaştırmak değil, kolaylaştırmak. Bugün yalnızca iki saatlik seçmeli bir ders olarak görülen Kürtçe (Kurmancî ve Zazakî), aslında yarının çok daha güçlü, çok daha onurlu bir zemininin ilk adımı. Bir çocuğun ana dilini okulda duyması, okuması ve yazması; kendisini değerli hissetmesinin, özgüven kazanmasının ve bu topluma eşit bir birey olarak katılmasının önünü açar. 4. sınıftan 7. sınıfa kadar bu hakkı olan tüm öğrenciler için bugün yapılan tercih, basit bir ders seçimi değil, dilin yaşaması, kültürün aktarılması ve hafızanın korunması adına atılmış bilinçli bir adım.
Bu nedenle Kürtçe derslerini seçmek, yalnızca bugünü değil, yarını da savunmak demek. Sessiz kalındığında daralan alanlar, talep edildiğinde genişler. Bugün kullanılmayan haklar, yarın tamamen ortadan kalkabilir. Velilerin, öğrencilerin ve eğitimcilerin bu sürece sahip çıkması; Kürtçenin Kurmancî ve Zazakî lehçeleriyle okul sıralarında var olabilmesi için hayati önemde. Seçmeli de olsa Kürtçe derslerini seçmek; dile, kimliğe, hafızaya ve geleceğe sahip çıkmaktır. Tam da bu yüzden, şimdi ses verme, şimdi sahip çıkma zamanı."
Ana dil için aralıksız mücadele
Bu arada Wan Demokratik Kurumlar Platformu, 21 Şubat Dünya Anadil Günü deklarasyonunu açıkladı. Kurdîgeh’de, "Kürtçeye statü, Kürtçe eğitim" şiarıyla yapılan açıklamaya çok sayıda kişi katıldı. Basın metni Kurdîgeh Eşbaşkanı Arife Aslan tarafından okundu. Arife Aslan, “Kürt halkı, 100 yılı aşkın süredir kültürüne, diline ve kimliğine karşı inkâr ve yok sayma politikaları yürüten tekçi sisteme karşı direniyor. Kürtçe anayasal güvenceye kavuşana, yasalarla teminat altına alınana, resmi dil olana ve okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim dili olana dek, Kürt halkının temel ulusal değerleri olan Kürt kültürü, dili ve kimliğinin korunması, geliştirilmesi ve güvence altına alınması için mücadelemizi kararlılıkla sürdürüp daha da güçlendireceğiz" dedi.
Açıklama, "Bijî zimanê kurdî” sloganı ve alkışlarla son buldu. WAN















