Disiplin suçları işlememek de suçmuş!

Erzincan Cezaevi

Erzincan Cezaevi

  • Erzincan Cezaevi’nde tutulan 31 yıllık tutsak Yılmaz Ak’ın tahliyesi, önceleri "disiplin suçları” işlediği; 2017'dan sonra ise “disiplin suçlarından vazgeçtiği” gerekçesiyle engelleniyor.

Erzincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan 31 yıllık tutsak Yılmaz Ak’ın tahliyesi, bir kez daha İdare ve Gözlem Kurulu tarafından engellendi.

Ak’a, 25 Mart 1996’da müebbet hapis cezası verildi. 31 Temmuz 2025’te tahliye olması gereken Ak’ın tahliyesi, “iyi halli olmadığı” gerekçesiyle engellendi. 28 Ocak’ta yeniden Kurul'a çıkan Ak’ın tahliyesi, bir kez daha “pişman ve iyi halli olmadığı” iddialarıyla engellendi. Kararda, Ak’ın “kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile kendisine ceza verilmesine rağmen bu yargı kararını kabul etmediği” ve “suçsuz olduğunu beyan ettiği” belirtildi. Devamında ise “Birçoğu örgütsel amaçlı olmak üzere birçok kez disiplin cezası aldığı, bu disiplin cezalarına konu eylemlerin ta ki 2017 yılına kadar zincirleme şekilde gerçekleştiği, bu tarihten sonra koşullu salıverilme tarihinin yaklaşması nedeniyle, örgütsel suçtan hükümlü olanların genelde iyi hal kararı almak için, koşullu salıverilme tarihi yaklaşınca disiplin cezası eyleminden vazgeçtiklerinin bilindiği, hükümlünün gerçekleştirdiği bu eylemleri ile iyi hal kriteri olarak belirlenen ceza infaz kurumunun düzen ve güvenliği amacıyla alınmış kuralları ihlal ettiği görülmüştür” denildi.

Sıraladığı gerekçelerle Ak’ın “suçtan pişman olmadığını” belirten Kurul, “iyi halli olmadığını” iddia etti. Ak’ın tahliyesini 6 ay erteleyen Kurul, 29 Temmuz’da yeniden değerlendirme yapılmasına karar verdi. Ak ise karara karşı Erzincan İnfaz Hakimliğine itiraz başvurusunda bulundu. ERZİNCAN

 

* * *

ATK hiçbir ölçü tanımıyor

Adli Tıp Kurumu (ATK), beyninde tümör bulunan, sol tarafı felçli, cezaevinde iki kez kalp krizi geçiren ve günde 17 farklı ilaç kullanan 74 yaşındaki Mehmet Emin Çam'ın "cezaevinde kalabileceğini" yönünde rapor verdi. 

Beşiri T Tipi Kapalı Cezaevi'nde fenalaşması üzerine kaldırıldığı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Sağlık Heyeti'nin "ATK'ye sevkini uygun" gördüğü Çam, 5 Kasım 2025'te ATK'ye sevk edildi. Sevkin ardından raporunu tamamlayan ATK, Çam'ın cezaevinde hayatını tek başına idame ettirebileceğini savunarak, "cezaevinde kalabilir" raporu verdi. ATK raporu üzerine tahliye talebini reddeden savcılık kararına karşı Batman İnfaz Hakimliğine itirazda bulunan Çam'ın avukatı Nezahat Celen, müvekkilinin yaşadığı sağlık sorunları ve ilerleyen yaşı nedeniyle daha fazla cezaevinde tutulmasının hayati risk barındırdığını belirterek tahliye edilmesini istedi. Nezahat Celen, "Müvekkilim ağır hasta tutsakların listesinde olup günde 17 farklı ilaç kullanarak hayata tutunmaya çalışıyor" dedi. 

Çam'ın kızı Şimel Çam, 74 yaşındaki babasının cezaevinde iki kez kalp krizi geçirdiğini hatırlatarak, "Beyninde tümör var. Sol tarafı felçli. Safra kesesi ve böbrek hastalıklarıyla mücadele ediyor. Yürümekte zorlanıyor, unutkanlığı her geçen gün ilerliyor" ifadelerini kullandı. ATK'nin verdiği raporunun aksine gerçeğin bambaşka olduğunu söyleyen Şimel Çam, şunları dile getirdi: "Babamın banyosundan ilaç saatine kadar birçok ihtiyacını koğuştaki arkadaşları hatırlatıyor ve yardımcı oluyor. Sağlığı gün geçtikçe ağırlaşırken, raporlarda hâlâ 'Hayatını yalnız idame ettirebilir' denmesi vicdanları yaralıyor. Adaletin, insan sağlığını ve onurunu gözetmesini istiyoruz."

 

* * *

ATK iktidara bakıyor

Cezaevlerindeki hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Êlih TUAY-DER Eşbaşkanı Hasan Arığtekin, ATK'nin iktidarın tavrına göre raporlar hazırladığını söyledi.

Êlih Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) Eşbaşkanı Hasan Arığtekin, hasta tutsakların durumuna ilişkin MA'ya konuştu. Hasta tutsakların tahliyesine yönelik yasal bir düzenleme yapılması gerektiğini, bunun hem ailelere moral vereceğini hem de toplumsal umudu artıracağını vurgulayan Arığtekin, Türkiye’de iç barışın sağlanması için başta hasta tutsakların serbest bırakılması ve 'umut hakkı'nın derhal uygulanmasının şart olduğunu belirtti. Hasta tutsakların tahliyelerinin ilgili bakanlıklar üzerinden değil de Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) verdiği raporlara göre şekillenmesini "siyasi karar" olarak değerlendiren Arığtekin, şunları söyledi: “Eğer hak ve hukuk adına adımlar atılmak isteniyorsa öncelikle hasta tutsakların bırakılmasına yönelik hamleler yapılmalıdır. Hükümet o aşamaya gelmediği için ATK gibi kurullardan da iyi niyetli olmayan sonuçlar çıkıyor.” 

İdare ve Gözlem Kurulları’nın tahliye ertelemelerini "intikam alma" olarak nitelendiren Arığtekin, “Bu durum Kürtlere yönelik baskı ve şiddete dayalı, Kürtlerle kardeşleşmeyi reddeden bir anlayışın ürünüdür” dedi.

 

* * *

15 ay gecikmeli tahliye

Tahliyesi sürekli engellenen 66 yaşındaki hasta tutsak Besra Erol, nihayet Elazığ Cezaevi’nden tahliye edildi. 

Riha'nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 20 Temmuz 2015'te Amara Kültür Merkezi bahçesinde DAİŞ'in canlı bomba saldırısında katledilen oğlu Evrim Deniz Erol'un mezarı başında yaptığı konuşmalar nedeniyle "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla 30 Nisan 2019'da tutuklanan 66 yaşındaki Besra Erol'a 7 yıl 5 ay hapis cezası verildi. Elazığ Cezaevi'nde tutulan hasta tutsak Besra Erol'un 9 Aralık 2024'te tahliye olması gerekirken "disiplin cezasını" gerekçe gösteren İdare ve Gözlem Kurulu, savunmasını dahi almadan Besra Erol'un tahliyesini bir yıl erteledi. Kurul karına karşı yapılan itirazın ardından erteleme kararı bir ay sonra iptal edildi. Gözlem Kurulu, aldığı yeni kararla Besra Erol'un tahliyesini, 6 ay erteledi. 6 ayın dolması ardından Kurul, Besra Erol'un tahliyesini bir kez daha 6 ay süreyle erteledi. Bu sürenin 6 Ocak'ta dolmasıyla İdare ve Gözlem Kurulu'na yeniden çıkarılması beklenirken "verilen disiplin cezası" gerekçesiyle çıkarılmadı. Cuma günü tekrar Kurul'a çıkarılan Besra Erol tahliye edildi.

Besra Erol, tahliyesi sonrası memleketi Mûş'un girişinde ailesi ile siyasi ve demokratik kurum temsilcileri tarafından karşılandı. Besra Erol, "Yeni Adalet Bakanı’na çağrımızdır, hasta tutsaklarımız başta olmak üzere siyasi tutsaklarımızı bırakın. 30 yıllık arkadaşlarımız hala cezaevinde tutuluyor. Tahliyeleri 6 kez 7 kez engelleniyor” dedi. 

Besra Erol, “Bana ‘pişman ol’ dediler. Pişmanlığı kabul etmedim. Bu yüzden 15 aydır tahliyem engellendi. Neyden pişman olacağız? Doğuştan bize verilen bu dilden mi? Varlığımızdan mı? Hayır. Bunlardan pişman olmayacağız. Pişman olacağımız hiçbir şey yok. Dilimiz, varlığımız pazarlık konusu değildir. Bugün, dünün Kürt'ü yok karşılarında. Tüm cihan Kürtleri tanıdı. Gerillaların, Sayın Öcalan’ın attığı adımlar sonrası umudumuz bir an önce devletin de adım atmasıdır. Artık cezaevlerinin kapılarını açın” diye seslendi. MÛŞ

 

* * *

Hatice Onaran serbest

İnsan Hakları Derneği (İHD), infazının ertelenmesi için başvuru yaptığı hasta tutsak ve hak savunucusu Hatice Onaran hakkında 6 ay infaz ertelemesi kararı verildiğini duyurdu. Hatice Onaran, Gebze Cezaevi’nden tahliye edildi. İHD Eşbaşkanı Cihan Aydın, "Tüm hasta mahpusların da bir an önce serbest bırakılması talebimizi bir kez daha yineliyoruz" dedi.

 

* * *

80 baro Gürlek’e karşı

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tutukluların avukat görüşmelerine dair açıklamalarına tepki gösteren 80 baro, “Avukatları yok sayan ve adeta hedef alan açıklamaları kabul etmiyoruz" açıklaması yaptı. 

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, katıldığı bir televizyon programında tutukluların dışarı ile olan iletişimlerine dair "mevzuat boşluk var" açıklamaları tepkiyle karşılandı. 80 baro, Gürlek’in "Tutuklu kişilerin avukatları müvekkilleriyle sürekli görüşme sağlayabiliyorlar. Örneğin bir avukat sabah 8'de giriş yapıyor ve gece 24.00'da çıkış yapıyor. Tutuklu şahıs tüm notlarını, tüm açıklamalarını, tüm talimatlarını avukatı aracılığıyla dışarı çıkarabiliyor. Mevzuat boşluğumuz var. Bu konuda Adalet Bakanı olur olmaz gerekli talimatları verdim. Meclisimizin gündemine getireceğiz. Mevzuat değişikliği yapılacak” sözlerine tepki gösterdi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Unutmayalım özgürlüğü sınırlanan insanlar; köle değil, bireydirler. İfade hürriyeti ve savunma gibi temel haklara sahiptirler. Bu haklara dokunmanın insanın maddi ve manevi bütünlüğüne zarar vermesi kaçınılmazdır. Yine söz konusu açıklamada, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmanın temsilcisi avukatları yok sayan ve adeta hedef alan açıklamaları kabul etmediğimizi ifade etmek isteriz. Barolar olarak insan haklarını koruma ve savunma yükümlülüğümüz çerçevesinde bu söylemlere katılmadığımızı, böylesi düzenlemelerin hukuk devletine ve bağımsız savunmaya zarar vereceğini kamuoyuna saygı ile duyururuz.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.