- Xerzan’da Haziran 2021’de şehit düşen Cahit Coşkun (Ferzad Sêdar), emeği ve yeteneğiyle annesinin hafızasında hâlâ yaşıyor. Anne Güler Coşkun, "Mezarının başına oturdum ve şehidime söz verdim: Biz yaşadığımız sürece başımızı eğmeyeceğiz” dedi.
Kürt halkı, son 50 yılda inkâr, imha, katliam ve asimilasyona karşı varlık ve özgürlük mücadelesini ağır bedeller ödeyerek, büyük kahramanlıklarla yürütmeye devam ediyor. Şehit Cahit Coşkun (Ferzad Sêdar) da fedakârlık hikâyesiyle bu kahramanlardan biri. Cahit Coşkun, katılmadan önce de yoksulluk içinde, babasının hastalığına rağmen özverisi ve küçük yaşta gösterdiği emeğiyle ailesine destek oluyordu. Çok hareketli ve yardımsever bir çocuktu. Sokaklarda şekerleme satıyor, ayakkabı boyuyordu. Daha sonra da devletin baskı ve zorlamaları nedeniyle ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etmek zorunda kaldılar. Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne katılıncaya kadar da kendi emeğiyle ailesinin geçimine katkıda bulunmayı sürdürdü.
Hep iyilik peşindeydi
AW'den Sema Gezici ve Önder Akbulut'a konuşan Cahit Coşkun’un annesi Güler Coşkun, Cahit’in dört çocuğunun en küçüğü olduğunu belirtti. Cahit’in çocukluğunda, yoksulluk ve babasının KOAH hastalığına rağmen büyük bir ruhla ailenin sorumluluğunu omuzladığını kaydeden Güler Coşkun, “Sabah saat 7’de evden çıkıp şekerleme satıyor, ayakkabı boyuyor ve muavinlik yapıyordu; böylece ailenin ekonomisine katkıda bulunuyordu. Öyle bir çocuktu ki ruhu bedeninden 20 kat büyüktü. Kötülük yapmazdı, hep destek ve iyilik peşindeydi” dedi.
Irkçılıkla karşılaştı
Cahit’in babası devlet politikaları nedeniyle işten çıkarılınca aile İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Burada Cahit bir yandan eğitimini sürdürürken, diğer yandan çalışmaya başladı. Atölyelerde ve imalathanelerde çalışan Cahit, Kürt kimliği nedeniyle hakaret ve ırkçı saldırılara maruz kaldı. Güler Coşkun, “Cahit hiçbir zaman böyle bir yaşamı ve hakareti kabul etmiyordu. Bu nedenle Bayrampaşa’da bir börekçi dükkânı açtı ve yeteneği sayesinde ailenin geçimini yoluna koydu” diye konuştu.
Cahit, Kürt kimliğine yönelik baskılar ve ırkçılık nedeniyle bir süre sonra ülkeye dönme kararını dile getirdi. Aile, Tetwan’a geri döndü. Burada zorluklar içinde yeni bir yaşam kurmaya başladılar. Anne Güler Coşkun, Cahit’in yurtseverlik ve aile değerleriyle büyüdüğünü belirterek, şunları söyledi: “Aynı zamanda bir kitap yazdı ve yayımladı. Cahit hayvanları, insanları ve kendi emeğini çok severdi. Satın aldığı balıkları mahallede dağıtır, imalathanede hazırlanan yiyecekleri çocuklara ve ihtiyaç sahiplerine verirdi.”
Şehadete uzanan yolculuk
Güler Coşkun, ailesinin yurtseverliğinin ve Cahit’in arkadaşlarının şehadetinin onun üzerinde derin bir etki bıraktığını vurgulayarak, oğlunun özgürlük mücadelesine uzanan yolculuğunu şöyle anlattı: “Bir gün iş için Antalya’ya gittiğini söyledi ama aslında mücadele saflarına katılmıştı. 7 yıl boyunca kendisinden hiçbir haber alamadık. 7 yıl sonra yeniden bağlantı kuruldu ve bizi telefonla aradı. Cahit, 7 yıl sonraki konuşmasında ‘Herkes kendi ülkesine aittir, her ot kendi kökü üzerinde yeşerir’ dedi.”
Onurlu bir barış
Cahit, Haziran 2021’de Xerzan’da şehit düştü. Ailesi, üç ay sonra cenazesinin Bedlîs’teki kimsesizler mezarlığına defnedildiğini öğrendi. Güler Coşkun, cenazeyi teslim aldıkları sırada yaşadığı duyguları ve oğlunun mezarı başında verdiği sözü şöyle anlattı: “Cenazesini getirdik. Mezarının başına oturdum ve ‘Ben bir savaşçının annesiyim, bir şehidin annesiyim’ dedim. Şehidime söz verdim: Biz yaşadığımız sürece başımızı eğmeyeceğiz. Onurlu ve kalıcı bir barış kurulana kadar ayakta olacağız.”
Elbiselerini kokluyor
Anne Güler Coşkun, oğlunun elbiselerini 13 yıldır sakladığını, her gece onları kokladığını ve yastığının altına koyduğunu belirterek, şunları ekledi: "Haklarımızı istiyoruz. Artık hiçbir anne ağlamasın. Biz onurlu bir barış istiyoruz.” BEDLÎS