Semire Direkçi: Sesimize ses olun!

Kadın Haberleri —

12 Eylül 2022 Pazartesi - 18:30

Semire Direkçi

Semire Direkçi

  • “İktidar, diz çöktürme ve biat ettirme politikaları uyguluyor bunun farkındayız. Elbette koşullar ne olursa olsun direniş kültürü geleneğimizden aldığımız güç ve moralle onurlu duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğimizi herkesin bilmesini isteriz.” 

ŞEHRİBAN ASLAN - JINNEWS/AMED

Ağır hasta tutsak Semire Direkçi cezaevinde yaşadığı sorunları ÖHD Amed Şubesi’ne gönderdiği mektupta anlatarak, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

 Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan ağır hasta tutsak Semire Direkçi cezaevinde yaşadıkları sorunları Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şubesi’ne gönderdiği mektupta anlattı. Mektupta cezaevindeki hak ihlallerini aktaran Direkçi, sorunların had safhaya ulaştığına dikkat çekti.

Ülke olarak zor ve sancılı bir dönemden geçildiğine değinen Semire Demirci, özellikle böylesi zamanlarda cezaevlerinin durumunun daha da zorlaştığına vurgu yaptı. Demirci, “Eminiz bizden çok daha iyi biliyor ve takip ediyorsunuz. Fakat yine birebir cezaevi koşullarında yaşayanlar olarak mevcut durum gerçekten insan hakları açısından kabul edilecek bir gidişat değil. Bizi çok fazla zorlamaktadır. Evet, siyasi tutsaklar olarak gelişen siyasi, ekonomik kriz, toplumun tüm kesimini etkilediği gibi bizleri de etkiliyor. Bir söylem var; ‘Bir ülkenin demokratik olup olmadığı cezaevlerinde yapılan uygulamalara bakılarak anlaşılır’ diye. Uzun yıllardır cezaevlerinde kalan tutsaklar olarak zor süreçleri de yaşadık ama bu kadar cezaevlerini tecrit eden, izole eden, haklarımızı mevzuat adı altında gasp eden bir süreç yaşamadık” dedi. Semire Demir’in mektubu şöyle:

“Her zamanki gibi mevcut iktidar diz çöktürme ve biat ettirme politikaları uygulamakta, bunun farkındayız. Elbette koşullar ne olursa olsun direniş kültürü geleneğimizden aldığımız güç ve moralle onurlu duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğimizi herkesin bilmesini isteriz. Daha önce de yaşanan kimi sorunlarımızı sizlerle paylaşsak da değişen bir durum olmadı. Tam aksine keyfi uygulamalar daha fazla tavan yaptı. Yaşadığımız sorunların güncel halini tekrar sizinle paylaşmak istiyoruz. Sesimize ses olacağınıza inancımız tamdır. İnsan hakları alanında ne kadar emek sarf ettiğinizi, kıymetli çalışmalar yürüttüğünüzü ve zor koşullar altında yaptığınızı biliyoruz. Bu inançla cezaevinde yaşadığımız sorunları sıralayacağız.

Seyirci kalınmamalı

İlk olarak gerek bulunduğumuz cezaevinde gerekse diğer cezaevlerinde birçok arkadaşımız hayatını kaybetmektedir. Cezaevi koşullarında hasta tutsaklar adeta ölüme terk edilmektedir. Böyle giderse cezaevlerinde daha çok insan hayatını kaybedecektir. Buna seyirci kalınmamasını istiyoruz. Bulunduğumuz cezaevinde kamera sistemi bizi ciddi anlamda zorluyor ve yaşam alanımızı daraltıyor. Yemekhanede 24 saat kamera ile izleniyoruz. Hem ruhsal-psikolojik hem de fiziki mahremiyetimizin denetim altında tutulması bizleri ciddi anlamda zorluyor.

Çıplak arama dayatması 

Sürekli olmasa da zaman zaman özellikle yeni gelen arkadaşlarımıza çıplak arama uygulaması yapılıyor ya da dayatılıyor. Onur kırıcı bu yaklaşım zorlamaktadır. Yine çift kelepçe uygulamasının dış güvenliğe bağlı olduğunu bize söylüyorlar. Örnek verecek olursak; bir kelepçe kişinin her iki eline takılıyor, gelen komutan da bir kelepçe hem kendi koluna hem de tutsağın koluna takıyor. Bu uygulama gerçekten onur kırıcı ve işkence yöntemidir, bunu hiçbir zaman kabul edemeyiz.

Disiplin cezaları 

Bildiğiniz gibi TCK’da hak ederek tahliye olma ve şartlı salıverme gerçeği var. Fakat mevcut durumda adeta iyi hal mevzuatı cezaevlerinde yerel mahkeme rolünü oynuyor. Kişi cezasını bitirmesine rağmen tahliye edilmiyor. Mevcut cezaevlerinde kurul kararı, psikoloğa çıkartma meselesi keyfi bir tasarrufa bağlanmış. İnfazlar erteleniyor ve en küçük bir şeyde disiplin cezaları uygulanıyor. Her ne kadar hukuki haklarımızı kullansak da tüm itirazlarımız reddedilerek aleyhimize kararlar veriliyor.

Kitaplara sınır

Son birkaç yıldır cezaevlerinde istediğimiz muhalif yayınlardan yararlanamıyoruz. Örnek verecek olursak; yerel TV kanalları, Halk TV, TV1 ve dergiler verilmiyor. Kitaplarda sayı sınırlaması var. Kişi başına 10 kitap düşüyor. Zaten gelen birçok kitap yasaklı olduğu gerekçesiyle verilmiyor. Aldığımız radyolar hiçbir işe yaramıyor. Yani anlaşılacağı üzere iletişim ve yayın haklarımız çok sınırlı. İhtiyaçlarımızı karşılamıyor. Gazeteleri ve Yeni Yaşam gazetesi hala alamıyoruz.

Hiçbir özgünlük yok

Sosyal aktivite ve faaliyetlerinden yararlanamıyoruz. Yıllardır cezaevi yönetmeliklerinde sportif faaliyetler, sohbet hakkı, ortak alana çıkma hukuken yer almaktadır ama fiili olarak bu haklardan hiçbirinden yararlanamıyoruz. ‘Cezaevi güvenliği, huzuru ve amaç dışı kullanım’ bahaneleriyle yaşam alanlarımız daraltılıyor. Yani tecrit içinde tecrit yaratılıyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda da izole ediliyoruz. Ayrıca kadın cezaevinde olmamıza rağmen hiçbir özgünlüğümüz ve farklılığımız gözetilmiyor. Erkeklerin bulunduğu cezaevinde uygulanan her şey bizim için de uygulanıyor. Pozitif ayrımcılık tanınmıyor ve birçok konuda ihtiyaçlarımızı mevzuat adı altında karşılayamıyoruz.

Kantinde fiyatlar yüksek

Kantinde satın aldığımız her şey çok pahalı. Ekonomik olarak zorlanıyoruz. Adeta ‘paran varsa ihtiyacını karşılarsın, yoksa hiçbir ihtiyacını karşılayamazsın’ deniliyor. Cezaevinde zaman zaman özellikle son birkaç aydır soğuk su ve özellikle sıcak su konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Anlatmaya çalıştığımız tüm sorunlar mektup yoluyla sizinle paylaşma gereği duydum. Bu konuda ilgili kurum ve kişilerin gereken duyarlılığın yapılmasını diliyoruz.

Mücadele umudumuz diri 

Bizler cezaevinde bulunan siyasi tutsaklar olarak az çok içinden geçtiğimiz sürecin farkındayız ve görüyoruz. Dışarıdaki durumunda iç açıcı olmadığını biliyoruz. Televizyonlardan izliyoruz. Fakat her şeye rağmen yaşam ve mücadele umudumuzu diri tutuyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle insan hakları çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. Selam saygı ve sevgilerimizi iletiyoruz.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.