Sokaklar neyse kampüsler de o

9 Mayıs 2022 Pazartesi - 23:30

Gamze Alica

Gamze Alica

  • Üniversitelerde birçok sorun yaşadıklarını ifade eden Kampüs Cadıları üyesi Gamze Alica, yaşadıkları sorunun çözümünün örgütlülükten geçtiğini söyledi.

DENİZ YILDIZ-İSTANBUL

Kampüs Cadıları, eğitim sisteminde erkek egemenliğinin yarattığı sorunlara karşı üniversitelerde örgütlenen, Türkiye’de üniversiteli genç kadınların öz örgütü olma derdiyle yola çıkan feminist bir örgüt. Kampüs Cadıları, Orta Çağ’dan kapitalizme geçişte, dini kurumların yücelttiği erkek egemenliğine, kadın bedeni ve doğurganlığı üzerinde baskı kuran nüfus politikalarına, mülksüzleştirmelere karşı direnmiş ve bu yüzden Batı Avrupa’da cadılıkla “suçlanarak” katledilmiş kadınların direnişinden adını alıyor. 2014’te kurulan ve 14 kentte örgütlü olan Cadılar, ayrıca birçok ilde de kadınlarla bağ kurmaya devam ediyor. Kampüs Cadıları üyesi Gamze Alica, üniversitelerde kadınların yaşadıkları sorunlar ve buna karşı verdikleri mücadeleye ilişkin gazetemize konuştu. 

Her türlü saldırı karşısında örgütleniyoruz

Üniversitelerde kadın olmaktan dolayı yaşadıkları sorunlar karşısında örgütlendiklerini ifade eden Alica, “Tabi örgütlülüğümüz bununla sınırlı değil. Genel olarak kadınlara yönelik her türlü saldırı karşısında da örgütleniyoruz. Bu kapsamda çeşitli çalışmalarımız var ve kültür sanattan kadın cinselliğine kadar birçok konuda atölyeler yapıyoruz. Yine bilinç yükseltme çalışmalarımız da sürüyor” dedi. Kampüslerin çok eril alanlar olduğunu aktaran Alica, “Sokaklarda ne yaşıyorsak kampüslerde de aynı şeyi yaşıyoruz” diye belirtti. 

.
Kampüs Cadılar-İzmir

 

Üniversitelerdeki sorunlar 

Pandemi ile birlikte yaşadıkları sorunlardan bahseden Alica, “Bir takım erkek profesörlerin tacizleri açığa çıktı. Bu tacizler aslında daha önce de vardı. Kadınlar ya erkek öğrenciler ya da erkek hocalar tarafından taciz ediliyordu. Bu anlamda eğitimin çok kıstas olmadığı görüşündeyiz. Erkeklik baki kalıyor” diye belirtti. Pandemi sürecinde evlere sıkıştıklarını ve ailelerinin yanına gitmek zorunda kaldıklarında söz eden Alica, “Birçoğumuz orada bir yandan aile baskısına maruz kaldık diğer yandan emeği görülmeyen ev içi emeğin bir parçası haline geldik. Daha sonra okula döndüğümüzde yurt sorunu yaşadık. Yurtlarda kadınların yaşadığı şeyler ile erkeklerin yaşadıkları şeyler bir değil. Kadınlar için en yakıcı sorunlardan biri barınma sorunudur. Yurtlar çok yetersiz. Yedekte bir sürü kadın bekliyor. Kiralar çok yüksek. Kimse yer bulamadı. Kiralar yüksek olduğundan kaynaklı evlere de çıkamıyoruz. Bir eve çıkmak için 6-7 kişi çıkmak gerekiyor. Çünkü bize verilen KYK bursları da çok kısıtlı. 850 lira alıyoruz. Bu da hiç bir şeye yetmeyecek durumda. Yurtlar yok, evleri tutamıyoruz. Nerde kalacağız? Sokakta mı kalacağız” dedi. 

Hem okuyup hem de çalışıyorlar 

Barınma sorunun yanı sıra beslenme sorunu da yaşadıklarından söz eden Alica, “Devlet üniversitelerinde bile yemeklere sürekli zam geliyor. 2 lira olan yemek 4-5 lira olmuş. Özel üniversitelerde ise bir yeme 20-30 lira. Beslenemiyorsunuz. Bu koşullar altında birçoğumuz bir yandan okurken diğer yandan çalışmak zorunda kalıyoruz” diye ifade etti. Genç kadın istihdamının çok düşük olduğunu aktaran Alica, “Sürekli genç kadın işsizliği artıyor. Şu an genç kadın işsizliği yüzde 49’lara çıkmış. İş bulup çalıştığımız yerlerde de aslında çok güvencesiz koşullarda çalışıyoruz. Esnek çalışma saatleri, güvencesiz çalışma koşullarıyla birlikte mobing, taciz ve patronun şiddetine maruz kalıyoruz” diye belirtti. 

.
Gamze Alica

AKP kadın düşmanı 

AKP’nin 20 yıllık eğitim politikalarının cinsiyetçi ve kadın düşmanı olduğunu vurgulayan Alica, şunları söyledi: “Bunun bir yansıması kadın üniversiteleriydi. Kadınları kamusal alanda bir biçimiyle ayrıştıran bir yer. Kadınlar için daha güvenli olduğunu söylüyorlar. Ama açmaya çalıştıkları kadın üniversitelerinde kadınları AKP’nin kendi ‘makbul’ kadın profilini oluşturmaya çalıştığını çok iyi biliyoruz. ‘Geleceğin iyi annelerini’ yapmaya çalışıyorlar. Biz o kadın üniversitelerine gittiğimizde sorunun çözülmeyeceğini biliyoruz. Kampüse gidip çıktıktan sonra yine toplumun içine girmiş olacağız. Hiç bir bağlamda elle tutulur bir yanı yok. Aynı zamanda bu üniversiteler bilimsel üniversiteler değil. Tam tersine o ‘’makbul kadınları yetiştirmek için kendi iktidarlarını kadınlar üzerinden kurmak için yapmaya çalıştıkları bir projeydi. Şu an Bahçeşehir Üniversitesi pilot üniversite olarak seçildi. Bir yandan da burada çok ciddi bir rant söz konusu. Çünkü bir vakıf kurdular. Çok büyük paralar oraya gitti. Ne yapıldığına dair hiçbir bilgi yok.”

‘Sorun erkeklik sorunu’

Sorunun kadın sorunu değil bir erkeklik sorunu olduğuna işaret eden Alica, “Üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri verilmeli ve bunun zorunlu olması gerekir. Üniversitelerde cinsel tacizi önleme birimlerinin olması gerekir. Çünkü cinsel taciz birimleri bizim için sadece bir şiddete uğradıktan sonra gidilen bir yer değil. Tam tersi ona gelene kadarki süreci de önleyen bir yer. Çünkü bilinç yükseltme çalışmaları yapılıyor. Asıl üniversitenin o eril yapısına bir müdahale bizce. Temeldeki sorun erkeklik ve patriyarka sorunudur. Bunun çözümü de aslında onu yıkmaktır” şeklinde konuştu. 

Ped için kampüs dışına çıkıyorlar 

Örgütlenmenin bir özsavunma olduğunu aktaran Alica, “Patriyakal kapitalist sistem içerisinde AKP’nin bize dayattığı bütün bu kadın düşmanı politikalar ve toplumsal atmosfer içerisinde bizce bizi güvende kılan şey örgütlenmektir. Bunun kendisi aslında özsavunma halidir. Üniversitelerde örgütlenmeli ve bu anlamda meclislerimiz var. Buralarda üniversitenin eril yapısıyla ile mücadele ediyoruz. Mesela son süreçte bizim de çok gündeme aldığımız bir konu regl yoksulluğu. Aslında yıllardır ped dayanışma kutuları var. Şu an dayanışacak ped yok. Fiyatlar çok yüksek. Şu an üniversitelerde imzalar topluyoruz ve rektörlüklere götürüyoruz. Bu ücretsiz olarak tuvaletlerde bulunmalı. Üniversite içerisinde ped satılmıyor. Ne zaman regl olacağını bilemiyorsun ya da o an belki yanında yok ve arkadaşlarında da yok. Ona ulaşabilmek için kampüsün dışına çıkmak gerekiyor. Kantinlerde her şey varken pedler yok. Bu da akademinin o cinsiyetçi eril yönünü gösteriyor” dedi. 

Çözüm örgütlülük 

Yaşadıkları sorunlar karşısında yeteri kadar örgütlü olmadıklarını ifade eden Alica, “8 Mart’ta 14 ilden 33 üniversiteden alanlara çıktık. Ama yeterli değil. Olmadığımız birçok il var. Olduğumuz illerde de her zaman daha fazla örgütlenmek her zaman daha fazla kız kardeşimize temas etmek istiyoruz. Çünkü bir yerde de örgütlenmek bizim için bir özsavunmadır. O yüzden yalnız kalmamak adına kadınların kendini yalnız hissetmemesi adına her zaman daha fazla örgütlenmek istiyoruz” ifadelerini kullandı. Kız kardeşlerine seslenen Alica son olarak şunları kaydetti: “Birlikte güçlüyüz. O yüzden aramızda yerleri hazır. En çok kız kardeşlerimize ihtiyacımız var. Kız kardeşlerimizi mücadeleye, Kampüs Cadılarına davet ediyorum. Yaşasın örgütlü feminist mücadelemiz.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.