Solaklar: Tarihin en eski ötekileri

Kültür/Sanat Haberleri —

10 Eylül 2021 Cuma - 21:00

13Ağustos Dünya Solaklar Günü

13Ağustos Dünya Solaklar Günü

  • Michelangelo’nun Sistine Şapeli’ni süsleyen “İlk Günah ve Cennetten Kovuluş” tasvirinde, Havva’nın ilk günahı işleyen elinin sol eli olduğunu fark ettim! Dahası şeytan da ona yasak meyveyi sol eliyle uzatıyor!

 

MELTEM YILDIRIM

 

“Sarhoş oldum da

Seni hatırladım yine;

Sol elim,

Acemi elim,

Zavallı elim!"

Orhan Veli

Sol el, uygarlığın ısrarla zavallı bırakmaya çalıştığı öteki el...

Bakmayın şairler güzeli ironi yapıyordur muhakkak. Yaşamı tüm renkleri ile hisseden bir gökkuşağı ressamıydı zira kendisi.  Bu ülkenin dört başı mamur devletinin belediyesi, açık bıraktığı çukura düşürmek suretiyle ona 36 yıllık bir ömür biçmeseydi, kim bilir ne güzellemeler yapardı bir “öteki” olan sol eline.

Dünya solaklar günü (evet, böyle bir gün var) geçti, 13 Ağustos’taydı. Solaklığa dair birkaç yıl önce bir yazı kaleme almıştım; sesli düşünmüş, sesli gülmüş, sesli hüzünlenmiştim. O günden beri aklımın bir köşesinde solaklığa dair daha kapsamlı bir sesli düşünme vardı. Nasip bugüne oldu. Peki ne vesile oldu dersiniz? İnceleyenler mutlaka farkındadır ama Michelangelo’nun Sistine Şapeli’ni süsleyen “İlk Günah ve Cennetten Kovuluş” tasvirinde, Havva’nın ilk günahı işleyen elinin sol eli olduğunu fark ettim! Dahası şeytan da ona yasak meyveyi sol eliyle uzatıyor!

Bir solağın ayrıntıya odaklanabilme yetisi, aktif kullandığı sağ lobun etkisiyle daha gelişkinmiş. (Tahmin edilebileceği üzere ben de solağım.) Aslında bir yönüyle tüm öteki ve azınlıkların sahip olduğu bir refleks bu. Kendini endemik bir tür haline getiren ayrım noktasını baktığı bir şeyde daha hızlıca görebiliyor.

Havva bir solak mıydı?

“Öteki” ve “ayrım” üzerinden tanımladım solakları. “Her türlü ayrımcılığa maruz kaldık, başımızda bir solakların ötekileştirilmesi tespiti eksikti!” diyorsunuz içten içe, biliyorum ama insanlığın doğal özellikler üzerinden geliştirdiği en eski ötekileştirme biçimlerinden birinden bahsediyorum size. Nasıl mı? Gelin beraber ve yakından bakalım.

Havva bir solak mıydı? Bunu bilmiyoruz ama Havva’ya ve şeytana -ki kendinin farkında olan ilk varlıktır. “Ben nurdan yaratıldım Adem topraktan, secde etmem!” tespitinin isyana dönüşmesi bunu gösterir.- dolayısı ile ilk günaha sol elin yakıştırıldığını biliyoruz. Michelangelo dehasında birinin bunu tesadüfen yaptığını düşünmek olanaksız. Sol ele dair tek gönderme Havva’da olsa bir ihtimal diyebilir insan. Ancak Havva’ya yasak meyve de (Kimi yorumlara göre bu meyveyi uzatan Lilith, kimi yorumlara göre ise kılık değiştirmiş Şeytan) sol elle veriliyor.

İnceledim, sadece Michelangelo böyle işlememiş ilk günahı. Havva’nın yasak meyveyi sol eliyle koparması genel bir geçerlilik tasvirlerde. Peki nedir dünyanın sol ile derdi, ilk günahı sol ele işletecek kadar?

Solaklığın biyolojik nedenleri bilinmiyor. Genlerle aktarıldığı bir gerçek ama o ilk gendeki sebep? Bebeğin anne karnında uğradığı ayın çekim etkisine bağlayanlar dahi olmuş. Ama hep bir “anormallik” olarak ele alınmış.

“Ambidexter” ne demek biliyor musunuz? İki elini eşit düzeyde kullanan demek. Leonardo da Vinci bir ambidexter mesela. Fakat sıkıntı şurada ki meal olarak ambidexter “çift sağ elli” anlamına geliyor. Bu “üzerinden” tanımlama hâli tanıdık geldi mi bir yerden? Adem’in kaburga kemiğinden yaratılan Havva gibi...

Farklı olmanın çarpıcılığı

Solaklar, ellerinin aksine beyinlerinin sağ lobunu aktif kullanıyor. Daha başka bir ifade ile söylersek beynin sağ lobunun baskın aktivitesi onları solak yapıyor. Beynin sağ lobunun görsel ve işitsel alanlarda aktif çalıştığı, yaratıcılık ve sezgi dediğimiz tamamlama duygumuzu yönettiği biliniyor. Solaklar sanata meyilli, yaratıcı insanlarsa inanın bu onların suçu değil. Hayat onları buna zorluyor.

Yetenek? Bunu yetenek olarak tanımlamak sağ elini kullanan koca dünyaya haksızlık olur. Farklı olmanın çarpıcılığı diyelim.

Neden azlar?

Dünya nüfusunun yüzde onunun solak olduğu söyleniyor, ama bundaki tek sebep biyolojik değil. Başında söylemiştim, insanlığın ilk tek tipleştirme modellerinden birinden bahsediyoruz. Hakim çoğunluk sağ elini kullanıyor diye sağın makbulleştirildiği, hatta kutsallaştırıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Sola ise negatiflik yükleme söz konusu. Hem kültürel hem de küresel boyutta. Günahları yazan meleğin sol omuzda durduğuna inanılıyor mesela. “Solduyu” yok mesela, aklıselim sağduyu ile ifade ediliyor, değil mi? Doğruluk bile sağla anlamlandırılıyor. İngilizce “right” kelimesi aynı zamanda doğru demek, tıpkı Kürtçedeki “rast” gibi.

Uygarlık tüm kurumsallaşması ile geçiyor solakların üzerinden ve dünya sağ ele göre şekilleniyor. Kavanoz kapaklarından vidaların sıkıştırma-gevşetme yönlerine, kapıların-pencerelerin menteşelere bağlı olarak açılıp kapanma yönlerinden yaya ve taşıt trafiğine, makaslardan cezvelere birçok eşyanın kullanımında sağ yön ve sağ el dayatılıyor solaklara. Sonra da “solaklar sakar!” deniliyor. Halbuki bu faşist uygarlık solaklara gündelik yaşamda cambaz olmayı dayatıyor! Oysa birçok gizli solakla yaşıyoruz.

İlk asimilasyonun adresi

Hadi bir test yapalım. Hemen, şimdi, şu anda! Havaya hemen, hızlıca bir daire çizin. Saat yönünde mi, tersine mi oldu? Solaklar şaşmaz bir şekilde saat yönünün tersine çiziyor dairelerini. İşin tuhafı, eli çocukken müdahale ile sonradan değiştirilmiş olanlar da!

Ne yöne çizdiniz daireyi, yoksa birileri doğuştan sahip olduğunuz melekenize müdahale mi etmiş, ısrarla uğraşarak hem de? Kim yapmış bunu? Evet, tabii. Aile koca bir sevgi yumağıdır. Olduğumuz gibi kabul edildiğimiz tek yerdir. Gözünüzün rengini değiştirmeye çalışmazlar da... İşte burada Darwin’e kulak vermek gerekiyor. Yaşamak en güçlü güdümüz ve bunu devam ettirmek adına uyum sağlıyoruz. Tek fark var: doğa değil, insan yapıyor bu dayatmayı.

Ailesinin kabul etmediğini toplum bağrına basmıyor elbette politik Ortadoğu insanları. Ama ilk asimilasyonun adresi değişti sanki...

Solaklar daha mı zeki?

Neyse mayınlı araziye girdik.  Konumuza dönecek olursak... Daire testi size yetmedi ise bir test daha yapalım. Üstünüze hızla bir cisim geliyor, biri size bir şey fırlatıyor. Çabuk siper alın! Başınızı hangi elinizle korudunuz? Bu da sol ise siz gerçek bir solakmışsınız. Beyniniz özünü koruma konusunda direniyor.

Peki, solaklar diğer insanlara nazaran daha mı zeki? Buna dair bir tespitte bulunmak zor. Ama beyinlerinin farklı çalıştığı bir gerçek. Alışık olunmayan farklılıkları onları sakar oldukları kadar çarpıcı yapıyor.

Dairesel algılarının saat yönünün tersi olduğunu söyledik. O yüzden bir solak futbolcu şut çektiğinde ayağı ters yönde falso veriyor ve kaleciyi ters köşeye yatırabiliyor. Bir solak boksörün darbelerinden korunmak bir sağ el aktifin alışık olmadığı yönden geldiği için amansız olabiliyor. Ayrıntıya yönelme noktasında gelişkin olan sağ beyin, bir solak nişancıda güdümlülük etkisi yaratıp hedefe odaklanmayı kusursuz sağlayabiliyor.

İçimizdeki solağı uyandıracağız dostlar

Sanatta da farklılar. “Farklı bakış açısı” dediğimiz şey onlarda otomatik işliyor. Ayrıntıya odaklanabilme dışında sezgi ile bütünleyebilme gelişiyor. Bir senfoni orkestrası konser verirken konseri dinleyen bir solak, kemanı bütün enstrümanlardan ayırıp tek başına dinleyebiliyor. Ama solakların genel anlamda analitik faaliyetlerde sağ el aktiflere göre daha zayıf olduğu değerlendiriliyor. Mesela analitik bir faaliyet olan dil öğrenme becerisini beynin sol tarafının yönettiği, solakların bu noktada sağ el aktiflere göre daha geride kaldığı düşünülüyor. Matematik için de aynı şey geçerli.

Analitik ve duygusal zeka kavramlarına yabancı değiliz dostlar. Kadın ve erkeğin doğal ve uygarlıkla ilgili farklılaşmasını bunun üzerinden ifade ediyoruz. Eş ve özgür yaşamı analitik ve duygusal zekanın dengesiyle anlamlandırıyoruz. Bu denklemi insan için de kurmak mümkün. Yaşamımızı beynimizin iki lobunun dengeli aktivitesi üzerinden yürütmeye çalışıyoruz.  Peki beynimizin daha eril özelliklerini yöneten lobunu, sol lob olarak ele almak mümkün mü?  Sanırım mümkün. Dünyanın büyük çoğunluğunun refleksi bu yönde olmasaydı bugün erkek uygarlığı ile mücadele etmek durumunda kalmazdık.

İçimizdeki solağı uyandıracağız dostlar. Bizi o kurtaracak, çünkü dünya bile solakların algısına uyumlu olarak saat yönünün tersinde dönüyor.

Bir şairle başlamıştım, bir ozanla bitireyim. Sol yanımızda yeri en güzel olanlardan biri, Hasret Gültekin “ Ve dünya alışkanlıktan değil, sevgiyle mutluluktan dönsün diyor; hepinizi yüreğinizden öpüyorum…” diyor.

Hadi şimdi sağ elinizi kaldırın ve sol elinizin üstüne koymak suretiyle ona sevgi gösterin. İlk adım mühim...

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.