Tahliyelerin engellenmesi sürüyor

Erhan Kaya
- Erzirom'da 24 Mayıs 1995’te gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 56 yaşındaki Erhan Kaya, 31 yıllık infazını tamamlamasına rağmen tahliye edilmiyor.
Kaya, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde tahliyesinin 2. kez engellendiğini ifade etti.
Kaya, 31 yıllık tutsaklığı boyunca sırasıyla Erzurum H Tipi, Tekirdağ T Tipi, Edirne ve Kayseri Bünyan cezaevlerinde tutulduktan sonra 2 Şubat 2025’te Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sürgün edildi. 30 yıllık hapis süresinin dolmasının ardından disiplin cezaları gerekçe gösterilerek infazı önce 11 ay uzatıldı. Erhan Kaya, önceki gün dayısı Tuncay Yüksel ile yaptığı telefon görüşmesinde infazının 6 ay daha uzatıldığını söyledi. Yüksel, yeğeninin kendisine, “Bugün koğuş araması sırasında gardiyanlar, disiplin cezaları nedeniyle infazımın 6 ay daha uzatıldığını söyledi" dediğini aktardı. BURDUR
* * *
Tutsak Yanık daha da kötüleşiyor
Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan hasta tutsak Enver Yanık'ın durumu daha kötüleşiyor. Eşi Şükriye Yanık, bir an önce serbest bırakılmasını istedi.
Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan ağır hasta tutsak Enver Yanık, birçok hastalığına rağmen tahliye edilmiyor. Ulucanlar Cezaevi’nde 1996'da 69 gün ölüm orucunda kalan Yanık’a, eylem ardından Wernicke Korsakof Sendromu teşhisi konuldu. Yanık, 1999’da cezaevinde düzenlenen saldırılar sonucunda ağır yaralandı ve çeşitli ameliyatlar sonrası sağ bileğinin üstündeki kemiğin parçalanması nedeniyle 8 platin takıldı. 19 Aralık 2000'deki cezaevi saldırısında ise Sincan F Tipi’nde tek kişilik hücreye alındı. 2003’te tahliye edilen Yanık, hastalıklarına rağmen 2005'te yeniden tutuklandı. 5 yıl tutsaklığın ardından tahliye edilen Yanık, 2024'te İstinaf Mahkemesi’nin cezasını onaması üzerine yeniden tutuklandı. Wernicke Korsakoff Sendromu ve vücudunda saldırılardan kaynaklı oluşan yaralanmalar, kalan mermiler, uyluklarındaki platinler ve kafa travması sonucu oluşan omurilikteki sıvı birikmeleri gibi birçok hastalığı bulunuyor, ancak gerekli tedaviye erişemiyor. Eşi Şükriye Yanık ve avukatı Firdevs Avşar, Yanık'ın durumuna ilişkin MA'ya konuştu.
AKT üç aydır açıklamıyor
Şükriye Yanık, eşinin Menemen R Tipi’ne sevkinden sonra ATK’ye gönderildiğini, ancak 3 buçuk ay geçmesine rağmen sonuç çıkmadığını belirtti. İnceleme adı altında eşinin bekletildiğini dile getiren Şükriye Yanık, hasta tutsakların durumuna dikkat çekerek, “Yapılacak olan şey hasta tutsakların serbest bırakılması, ailelerinin yanında tam teşekküllü hastanelerde tedavi edilmesidir. Bu açıdan da serbest bırakılmaları gerekiyor. Tedavilerin sağlanabileceği koşulların oluşturulması gerekiyor" diye konuştu.
Dosya Yargıtay'da bekletiliyor
Dosyanın halen Yargıtay'da olduğunu söyleyen avukat Firdevs Avşar ise dosyada adil yargılama hakkının ihlal edildiğine dikkati çekti. Dosyada yer alan bombalama olaylarına ilişkin tanık ifadelerinin net olmadığını söyleyen Firdevs Avşar, şunları söyledi: "10 yeri (ülkü ocakları, MHP ve AKP binaları) bombaladığı iddia edilen Yanık’a ceza verilmesine neden olan delil, bir tanığın beyanlarıdır ki bu beyanlarında tanık görgüye dayalı hiçbir anlatımda bulunmamakla birlikte 'Öyle olduğunu duydum, bana öyle söyledi' diyor. Yani herhangi bir görgü veya doğrudan bilgiye sahip değildir. Dosyada herhangi bir kamera kaydı, bombalamaya ilişkin direkt görgü ya da başkaca bir somut delil bulunmuyor. Bu 10 yerin bombalanması olayından tutuklu olan veya ceza alan başkaca kişi yoktur. Tek başına bütün bunları Yanık’ın yaptığı iddiası da hayatın olağan akışına uygun değildir. Tanık beyanı, Yanık’ın ve avukatının olmadığı duruşmalarda alındı. Yine deliller mahkeme huzuruna getirilmeden ve serbestçe tartışılmadan karar verildi. Kararı veren hakimler, delil tartışması yapmadı, Yanık ve avukatının da tanığa soru yöneltmesi mümkün olmadı. Gelinen noktada mevcut usulsüz yargılama ile Yanık’ın ağırlaştırılmış müebbet gibi ağır bir cezayla cezalandırılması, ne mevcut hukuka ne de toplumsal vicdana uygundur."
* * *
Kolu sakat tutsağa işkence
Çarşamba S Tipi Cezaevi’nde oda değişimi sırasında tutsaklara yönelik gardiyan şiddetini aktaran Mahsum Arslan, darp raporu almalarının engellendiğini ve haklarında soruşturma açıldığını söyledi.
Samsun/Çarşamba S Tipi Cezaevi'nde tutulan Mahsum Arslan, Muhammet Ahmet ve Kerem Karagöz, 26 Mart'ta oda değişimi bahanesiyle odalarına gelen gardiyanların işkencesine uğramıştı. Yaşananları avukatı aracılığıyla aktaran Mahsum Arslan, saldırının ardından revirde görevli hekim bulunmadığının öne sürüldüğü, darp raporu almalarının engellendiğini ve haklarında disiplin soruşturma açıldığını söyledi. Odalarının değiştirilmesine karşı olmadıklarını, ancak gelen gardiyanların provokasyon oluşturmaya çalıştığını ifade eden Arslan, "Daha önce görüşüne çıktığım birinci müdür, 'Eğer bunları dövün derlerse sizi döverim' demişti. Bu cümleye o zaman anlam verememiştim ama başlarında Emrah ve Nazmi isimli gardiyanların olduğu gardiyan grubu odamıza girdiğinde ve sonrasında bize karşı davranışları neticesinde bu cümleye anlam verdim. Emrah adlı gardiyan oda değişikliği yapmazsak zor kullanacaklarını söyledi. Konuşma yaklaşımları ve odaya giriş şekilleri provoke ve tahrik ediciydi. Israrla iletişim kurarak meselenin ne olduğunu anlamaya çalıştım, ancak çabalarım sonuçlanmadı. Kendilerinden odadan çıkmalarını ve zaman vermelerini istedim ama aynı tutumla çıkmayacaklarını, acele etmemizi istediler. Daha konuşurken bize yönelik kaçırma girişimi oldu. Karga tulumba odadan çıkarıldık. Kendilerine kolumun sakat olduğunu söyledim ama şiddete devam ettiler."
Yasal haklar askıda
İşkence sonrasında kirli ve hijyenik olmayan B-27 numaralı odaya götürüldüklerini aktaran Arslan, şöyle devam etti: "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ilgili tüm yasalarca hükümlü hakları, güvence altına alınmıştır ancak kurum idaresi bunların hepsini görmezden gelerek bize işkencevari yöntem uygulamıştır. Ben de bu yöntem uygulandığı sırada A-15 numaralı odadan alındığım andan itibaren slogan atmaya başladım. Bu şekilde sesimi duyurmaya çalıştım. İnsanın bu eyleme karşı sesini duyurmaya çalışması en temel insani hakkıdır. Oda değişikliğinin, kaçırma olayının ne için yapıldığı hakkında mantıklı bir fikir edinemiyoruz. Özellikle bu yöntem Türkiye cezaevleri tarihinde çok derin yaralara sebep vermiştir. Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi’nde Esat Oktay Yıldıran olayı, Ulucanlar ve Bayrampaşa Cezaevi'nde 'Hayata Dönüş Operasyonları' bunlardan birkaçıdır."
Tutsaklar hakkında açılan disiplin soruşturmasının henüz sonuçlanmadığı belirtildi.









