Talepleri toplumsaldır

7 Mayıs 2021 Cuma - 19:21

  • ÖHD üyesi Veysi Eski, tutsakların taleplerinin tamamen yasal ve meşru olduğunu belirterek, “İmralı’da yaratılan hukuk dışı alanın kapatılması ve hukukun herkese eşit uygulanması talep edilmektedir. Bu talep aynı zamanda toplumsal bir taleptir“ dedi.

 

DENİZ YILDIZ / İSTANBUL

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nden (ÖHD) Veysi Eski, açlık grevi uzun bir süredir devam ettiği için birçok müvekkillerinin defalarca açlık grevine girdiğini belirterek, ”Bu nedenle müvekkillerin sağlık durumlarından ciddi anlamda endişe ediyoruz. Bu 5 aylık süre içerisinde farklı tarihlerde 5’şer günlük olmak üzere toplam dört ya da 5 defa açlık grevine giren müvekkillerimiz var. Pandeminin ve sıkı kapatılmanın etkisiyle mahpuslar hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok zorlanmaktadır” dedi.

Tahliyelere keyfi rötar

Son infaz düzenlemesi ile birlikte gözlem kurullarının adeta cezaevlerinin hem kralı hem de yargıcı haline getirildiğini söyleyen Eski, şöyle devam etti: “Gözlem kurulları mahpusların infazlarını yakmakta, şartlı salıverme tarihleri gelen ve tahliye edilmesi gereken mahpusların tahliyelerine sırf mahpus siyasilerin kaldığı koğuşta kaldığı için engellemektedir. 30 yıl cezaevinde kalmış ve cezası infaz edilmiş bir insanın cezası bir idare kurulu kararı ile bir anda 6 yıl artabilmektedir. Bu durum özelikle uzun dönem cezaevinde kalan ve yakın tarihte tahliye bekleyen mahpuslar açısından ciddi anlamda bir hak ihlaline neden olmaktadır.”

Yalnızlaştırma mekanı

Hükümetin salgın koşullarını gerekçe göstererek tutsakların aile ve avukat görüşlerini kısıtladığını, bunun da tecrit politikası olduğunu ifade eden Eski, sohbet ve sosyal haklarının tamamının salgın başladığından beri askıya alındığını belirtti. Avukat Eski, “Özellikle F Tipi gibi zaten tecrit koşulları olan hapishaneler tamamen birer yalnızlaştırma mekanına dönmüştür. Mahpuslar odalarında kalan bir ya da iki arkadaşı dışında hiç kimseyi yaklaşık 2 yıldır görememektedir” diye konuştu.

TEM şubelerinin insafına terk

Hasta tutsaklara ilişkin bir vicdansızlıkla karşı karşıya olduğunu; tahliye ve tedavilerinin, mahkemeler tarafından TEM şubelerinin insafına terk edildiğine dikkat çeken Eski, şunları kaydetti: ”TEM şubelerinin bu konuda olumlu görüş bildirmeleri eşyanın doğasına aykırıdır. Bu konuda tek mercinin Adli Tıp Kurumu olması gerekir. Aksi takdirde İsa Gültekin gibi daha fazla hasta mahpusu kaybedebiliriz. Adli Tıp’ın cezaevinde kalamaz raporundan sonra ayrıca Emniyet’e soru sormak tedaviyi bile isteye engellemek anlamına geliyor.”

Toplumsal bir taleptir

Tutsakların taleplerinin tamamen yasal ve meşru talepler olduğunu vurgulayan ÖHD’li Eski, şunları ekledi: “İmralı’da yaratılan hukuk dışı alanın kapatılması ve hukukun herkese eşit uygulanması talep edilmektedir. Bu talep aynı zamanda toplumsal bir taleptir. Hukuk içinde açılan bir gedik, maalesef toplumsal tüm alanlara yansıyor. İdare, bir yerde hukuka uymamasının bir karşılığının olmadığını gördüğü zaman bunu rahatlıkla başka alanlara taşıyabiliyor. İmralı’da uygulanan hukuk dışı rejimin, önce tüm hapishanelere, daha sonra da tüm toplumsal alanlara yayılması bunun tipik bir örneğini oluşturuyor. Mahpusların bu taleplerinin kabul edilmesi için tüm toplumsal ve siyasal kesimlerin sorumluluk alması gerekiyor, aksi takdirde daha önceki acı deneyimleri yaşamak zorunda kalabiliriz.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.