Tecrit için yeni hazırlık

Şakran Kadın Kapalı Cezaevi
- Cezaevlerinin mimarisinden işleyişine göre tecride göre dizayn eden Türk Adalet Bakanlığı, mevcut yasaları, AİHM ve AYM kararlarını çiğnemekle yetinmeyip yeni hak gasplarına hazırlanıyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in tutuklu-avukat görüşmelerini kısıtlamaya yönelik açıklamalarının ardından çalışma başlattıldığı öne sürüldü. Buna göre zaten her anlamda tecrit koşulları dayatılan tutsakların, savunma hakkına yeni kısıtlamalar getiriliyor.
AKP'nin yayın organlarından Türkiye gazetesi, Adalet Bakanlığının tutuklu-avukat görüşmelerine yönelik yeni düzenleme hazırlığında olduğunu ileri sürdü. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve başlamasının ardından katıldığı ilk televizyon yayınında mevcut uygulamalarda "Yasal mevzuat boşluğu" bulunduğunu ileri sürerek, tutuklu-avukat görüşmelerini kısıtlamaya yönelik düzenleme yapılması talimatı verdiğini açıklamıştı.
Türkiye gazetesi, bakanlık kaynaklarına dayandırdığı haberinde, avukatların tutuklularla diledikleri zaman görüşemeyeceği bir model üzerinde çalışıldığını yazdı. Habere göre; bakanlık kaynakları, özellikle örgüt liderlerinin cezaevinden örgütsel talimat vermeye devam edebildiğine dair somut tespitler bulunduğunu öne sürdü. Kaynaklar, düzenlemenin temel amacının ceza infaz kurumlarının örgütsel faaliyetlerin koordinasyon merkezi hâline gelmesini engellemek olduğunu iddia ediyor. Adalet Bakanlığı kaynaklarına göre, uluslararası ve bölgesel standartlar çerçevesinde Birleşmiş Milletler belgeleri, Avrupa Konseyi düzenlemeleri, Avrupa Cezaevi Kuralları, İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) yaklaşımı ve Avrupa Birliği’nin Avukata Erişim Direktifi inceleniyor.
Örnek kısıtlama arıyorlar
Haber göre; bakanlık kaynakları şu değerlendirmede bulunuyor: "ABD ve bazı Batı ülkelerinde, terör ve örgütlü suçlar bakımından ceza infaz kurumlarında bulunan tutukluların avukatlarıyla görüşmeleri kural olarak gizli ve savunma hakkının temel bir unsuru olarak kabul edilmekle birlikte, kamu güvenliğinin sağlanması ve suç faaliyetlerinin devamının önlenmesi amacıyla istisnai nitelikte bazı kısıtlamalar uygulanabiliyor. Bu kapsamda avukat görüşmelerinin zamanı ve yeri kurum idaresi tarafından belirlenebiliyor; görüşmeler için randevu zorunluluğu getirilebiliyor ve kimlik doğrulama ile ek güvenlik kontrolleri uygulanabiliyor. Ayrıca, avukat iletişiminin suç faaliyetlerinin sürdürülmesi amacıyla kullanılabileceğine ilişkin somut şüphe bulunması hâlinde, istisnai olarak ve yargısal denetime tabi olmak kaydıyla belirli iletişim unsurlarına yönelik sınırlı denetim tedbirleri uygulanabiliyor. Bazı ülkelerde ise yetkili makam kararıyla avukat seçimi veya iletişim usulüne ilişkin özel düzenlemeler yapılabiliyor."
AİHM ve AB standartları
Adalet Bakanlığı kaynakları, AİHM içtihadına da dikkat çekiyor. AİHM kararlarında avukat-müvekkil gizliliğinin temel ilke olduğu vurgulanmakla birlikte, ulusal güvenlik ve suçun önlenmesi amacıyla bağımsız yargısal denetim altında ve ölçülülük ilkesine uygun sınırlı müdahalelerin mümkün olabileceği belirtiliyor. Özellikle 'terör suçları' bağlamında, müdahalenin savunmanın özüne dokunmaması ve bağımsız hâkim denetimine tabi olması hâlinde sözleşmeye aykırılık oluşmayabileceği ifade ediliyor.
Öte yandan, Avrupa Parlamentosu ve Konsey kararları da inceleniyor. Bakanlık kaynakları, Türkiye Barolar Birliği’nin eleştirilerine ilişkin olarak düzenlemenin savunma hakkını zayıflatmayı hedeflemediğini ileri sürerek “Amaç, terör ve örgütlü suçlarla mücadelede somut riskleri bertaraf etmek; savunma hakkının özüne dokunmadan güvenliği güçlendirmektir” değerlendirmesini yapıyor.
Türkiye gazetesine göre; yeni düzenlemenin önümüzdeki süreçte olgunlaştırılarak kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.
Barolar tepki göstermişti
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in tutuklu-hükümlü avukat görüşmelerine ilişkin sözlerine 80 baro tarafından yapılan ortak açıklama ile tepki gösterilmişti. Savunma hakkının sınırlandırılmasının hukuk devletine zarar vereceğinin altını çizen barolar, "Bağımsız savunmanın temsilcisi avukatları yok sayan ve adeta hedef alan açıklamaları kabul etmediğimizi ifade etmek isteriz" diyor. ANKARA
* * *
Mêrdîn'de bir kişiye hapis
Mêrdîn'de kavgalı aileler arasında arabuluculuk yapan 44 kişi hakkında açılan davada, bir kişiye hapis cezası verildi.
Mêrdîn'de 2011'de aralarında Kürt siyasetçiler, kanaat önderleri, din alimleri ve toplumun farklı kesimlerinden 44 kişi hakkında açılan "KCK Mardin Adalet Komisyonu" davasının karar duruşması görüldü. Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla görülen duruşmada, savcılıktan dosyaya dair son defa mütalaasını sunması istendi. Savcılık, 44 kişi hakkında "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla ceza verilmesini istedi.
Avukatların yaptıkları savunmaların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme, Abdurrahman Bayram, Alaattin Bulut, Arafat Sırdaş, Aslan Çelik, Ayten Kahraman, Celal Ata, Çelebi Acar, Elavettin Ablay, Feryat Tepe, Fuat Olgaç, Halil Tuğuç, Halil Doğan, Hüseyin Tekin, İbrahim Dilmeç, İbrahim Çoko, İsmail Bal, Kemal Erbey, Kemal Ece, Kemal Aytekin, Kenan Kavak, Kenan Akdoğan, Mehmet Yılmaz, Mehmet Yıldız, Mehmet Emin Aslan, Mehmet Nevroz Türk, Ömer Turğay, Ramazan Keskin, Sadiye Aksoy Sancar, Seyfettin Aydın, Seyfettin Ateş, Siraç Dinç, Süleyman Doğan, Şemseddin Dağhan, Şemsettin Dinç, Şeyhmus Sun, Şükriye Yılmaz, Veysi Erdem, Zeydan Akgül, Zeyyat Ağaoğlu ve Zinar Yıldırım hakkında beraat kararı verdi.
Mahkeme, hayatını kaybeden Abdurrahman Bayhan ve Faraç Turay'ın dosyalarını düşürdü. Mahkeme, Şakir Acar hakkında ise "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. MÊRDÎN
* * *
Türk polisi çeteye çalışmış
Kamuoyunda 'Casperlar' olarak bilinen 'suç örgütü'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve aralarında polislerin de bulunduğu 14 kişi tutuklandı.
Bahçelievler, Küçükçekmece ve Bağcılar ilçelerinde liderliğini İsmail Atız’ın yaptığı ‘Casperlar’e yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni bir soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan, aralarında 9 polis, 1 zabıt katibi, 1 gümrük muhafaza memuru ve 1 müstafi polisin de bulunduğu toplam 17 şüpheliden 14'ü tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Başsavcılıktan 19 Şubat'ta yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nca yürütülen soruşturma kapsamında 9 Ocak'ta düzenlenen eş zamanlı operasyonla elde edilen dijital materyallerin incelendiği belirtilmiş; "Örgüt hiyerarşisi içinde hareket ettiği değerlendirilen, 9'u polis memuru, 1'i zabıt katibi, 1'i gümrük muhafaza memuru, 1'i müstafi polis memuru olmak üzere toplamda 17 şüpheli hakkında 19 Şubat tarihinde gözaltı, İstanbul, Muğla, Bursa, Giresun, Mersin ve Şırnak illerinde belirlenen adreslerinde arama ve el koyma talimatı verilmiştir" ifadelerine yer verilmişti. İSTANBUL










