‘Tavuklar bağlı, tilkiler de serbest’ değil

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

3 Temmuz 2020 Cuma - 09:12

Soğuk savaş yıllarının “yenilmez“i Joe Luis dahil, yer yüzünde hiç bir boksör “yenilmez“ değil ve öyle kalmamıştır. Dolayısıyla, “diktatör“ dediğimiz haydutlar da, sonuna kadar “hükümranlık“ sürememişlerdir. Onlar, boylarını aşan hırsları yüzünden, hatalarının çukurunda can vermişlerdir.

Cengiz Han, Asya’yı titreten bir hayduttu. Çin fetihi olma hırsı, sonu oldu. Napolyon ve onun “kaderinden ders“ almayı bilmeyen Hitler, ayrı ayrı Moskova fetih tutkusunun kurbanı oldular. Arjantinli Faşist generaller, Falkland adalarına, Iraklı Saddam da Kuveyt’in petrol kuyularına gömüldü.

Türklerin “yanilerin yanisi“ deyimi ile, bütün haydutlar (diktatörler), eninde, sonunda “kifayetsiz hırsları“nın kurbanı oluyor, yuvarlandıkları çukurda boğuluyorlar.

Şimdilerde, “Türk“ Recep Tayyip de çukurun çemberinde…

Hayır, “Türk halkı“ başkaldıracak ve onu çukura devirecek demiyorum. Ben Türk halkını iyi bilenlerdenim. “Türk“ün tarihinde başkaldırı yok, diktatöre biat vardır. Dolayısıyla, arkasında sırtını dayıyacak güç yoksa, kitlesel onur savaşı söz konusu değildir, onun için…

Mesela, Yunanistan’da bir üniversite öğrencisinin vurulduğu gün, halk ayaklanmış iktidar diye bir şey kalmamıştı. Osmanlı talancılardan sonra, Fransızları kovan Tunus halkı, bir işportacının ölümü üzerine, ülkeyi diktatöre dar etmişti. Mısırlılar, kendini Firavun sanan Sedat’ın muktedirliğini yerlerde sürüklemiş, sonra İslamcı Mursi‘yi demir parmaklıkların gerisine göndermişlerdi.

“Çok yaşa padişahım’dan, çok yaşa diktatörüm“e geçiş yapmış Türk ise bütün bunlar olurken aç ama, derince “biat“ uykusundaydı.

Ama bazıları “Gezi“ ile övünüyor. O, aslında “orta sınıf“tan çocukların başkaldırısıydı. Onlar, geride 12 tane ölü, yüzlerce yaralı bırakarak çekildiler. Büyük çoğunluk ise uykudaydı.

O coğrafyada, Kürtler öldürüldüler. Türk askerler, IŞİD olup Kürt başları kestiler. Kadınlarının ölü bedenlerini çıplak edip sokağa attılar. Bir başka IŞİD’çileşip başlar kestiler. Ölü canları yerlerde sürüklediler. 177 insan filizini diri diri yaktılar. 10 tane şehri insan başına yıktılar. Evsiz, yurtsuz kalanlara bir tas suyu, ekmek parçası, battaniyeyi yasak ettiler. Sokağa çıkan Kürtlere toplu işkence uyguladılar. Sokak işkencesiyle, kadın milletvekillerinin kemiklerini kırdılar. Selahaddin’i zindana aldılar. Milletvekilliklerini gasp ettiler. Belediyeleri çaldılar.

Ama daha sonra,“ben de insanım“ deme adına, Amerika’daki ırkçılığa söven Türk’ün sağcısı, solcusu, liberali, sosyal demokratı ve de cennetçilere kefen, terlik satanı, hırsızı, soyguncusuyla dinciler, dönüp Kürtlerin hallerine bakmadılar bile. Tersine katilleri kutsadılar.

Gelgelelim bugün, sıra onlarda. Türk’ün eliti olan Baro başkanlarına da sokakta işkence ediliyor. İyi uykular Türk halkı.

“Türk“leri de teslim almış Türk olmayan Türk ırkçılığı, “Deli Trump“ın desteğini ve Putin’in “kendi dümenime bakarım“cılığını fırsat bulunmaz fırsat olarak kullanıyor. Haydut başı, bu fırsatla deli deli bağırıp “Kürtleri öldürün, ha öldürün“ diyor.

Yeri geldiğinde, “insanlık bile bende“ diyebilenler, Kürtlere uygulanan vandallığa lal…

Ancak, unutulan bir hakikat vardı: Kürtlerin konumudur, bu. Suriye‘de, Irak’ta Kürt sınırı, Araplarla katışıktır. Ortadoğu’ya doluşmuş İslamcı gezgin haydutları kanatları arasına alıp kafa kesenler, tecavüzcü ve hırsızlarından bir ordu haydut, Kürtleri kırma ve yurtlarını gasp seferinde Suriye ve Irak Araplarının topraklarını da işgal ediyor. Arap’ın haysiyeti de tecavüze uğruyor…

Çünkü, kimileri bu diyarı tavukların bağlı, tilkilerin serbest olduğu bir dünya sanıyor. Bu kimileri, kendi kanılarının peşinden giderek Yunanistan’ı tehdit ediyor, Fransa’ya silah çekiyordu.

Ama vaziyet öyle ve dünya da Trump ile Putin’den ibaret değildir. Mesela Suudiler, kof bir ses değil, Arap dünyasının ağır topudur. Öte yandan, dünya finans (sermaye) aleminin de şah damarıdır. Ve Suud Ailesi, aniden ortaya çıkıp Arap toprakları işgalcisine (haydut) haddini bil deme noktasına geliyorsa, bu boşuna değil, önemli ve anlamlıdır. Arap Birliği, petrol aleminin teşkilatlanmış şeklidir. Ve o, Türk devletini işgalcilik ve toprak gasbıyla suçluyordu. Irak hükümeti, kuzeyde Heftenîn bölgesinde başlayan Türk işgalini setlemek için, Zaho hattına asker yığıyordu.

Mısır, Arap dünyasının resmen ilan edilmemiş lider ülkesidir. O Irak ve Suriye işgaline dirsek gösteriyor, Libya’ya kiralık İslamcın sevki konusunda Sirte’yi kırmızı çizgi ilan ediyor, bunun aşılmasını savaş sebebi sayıyordu. Arap dünyanın tepkisi, özetle böyle de, Avrupa cephesi, nasıl?

Fransa, Libya’ya kafa kesen kiralık katiller doldurulmasının, savaş suçu olduğunu dünyaya ilan ediyordu. Ayrıca, savaş gemilerinin tacizini de korsanlık sayıyor ve Türk devletiyle bir arada olmamak için, NATO’nun Akdeniz’deki tatbikatından çekiliyordu. Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlarını, Türklere yaptırım kararlaştırmak üzere toplantıya çağırıyor.

IŞİD’in de yer aldığı haydutluğa karşı, ilk büyük tepkidir, bu. Suudi Arabistan ve Batı dünyasının lider ülkelerinden biri olan Fransa’nın tepkisi bir başlangıçtır.

Ve bütün diktatörler, birer kifayetsiz muhteristir. Boylarını aşan ihtiraslarının peşinden koşarken, kazıkları çukurlarda sonlarıyla buluşuyorlar.

Araplar ve Fransa’nın tepkisi, buna tahammül kalmadığını haber veren çan sesidir. Ayrıca, “tavuklar bağlı, tilkilerin serbest“ olmadığının kanıtıdır.

Türklerin “yaninin yanisi“ deyimi ile Recep Tayyip’in kendisi artık bölgesel de dünya sorunudur. Ona karşı yükselen tepkiler, gidiciliğini çan sesleridir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.