Tek adam rejimi saldırı sürecinde

Kadın Haberleri —

1 Temmuz 2022 Cuma - 19:30

Özgül Kapdan

Özgül Kapdan

  • EŞİK gönüllüsü Özgül Kapdan, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2021'den bu yana yaşanan gelişmeleri değerlendirerek, meselenin özünün eşitlik fikriyatı olduğunu kaydetti. Kapdan, cinsiyet eşitliği sağlanmaksızın,  şiddete karşı bütüncül politikaların uygulanamayacağını söyledi.

Bir gece yarısı feshedilen ve resim olarak 1 Temmuz 2021 yılında resimi olarak İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen Türkiye’de devlet-erkek şiddeti katlanarak arttı. 

Şiddetle mücadeleye dair bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı uluslararası sözleşme özelliğine sahip olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi kabul etmeyen kadınlar harekete geçti. Türkiye’nin 10 yıl boyunca taraf olduğu ama uygulamadığı İstanbul Sözleşmesi için kadınlar sözleşmenin feshedildiği 20 Mart 2021’den bu yana sürekli eylem halinde. Ayrıca hukuki olmayan çekilme kararına karşı Danıştay’da 200’ün üzerinde dava açıldı.  

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Özgül Kapdan, çekilme kararından bu yana ülkede bir yılda yaşanan gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’ndan Esra Selin Dal’a  değerlendirdi.

İmzalayan da çekilen de aynı iktidar

Özgül Kapdan yaptığı değerlendirmede, “Cinsiyet eşitliği sağlanmaksızın, bu konuda bütüncül politikalar uygulanmaksızın şiddetin önüne geçilmesi mümkün değil” dedi.

Sözleşmeden çekilmenin hukuksuz olduğuna dikkat çeken Kapdan, ‘İstanbul Sözleşmesi'ni savunuyoruz' diyen çok sayıda kadın ve erkek olduğunu kaydetti.

Sözleşmesi’nin AKP iktidarı tarafından övgü ve alkışlarla İstanbul’da imzalandığını ve 10 yıl sonra aynı iktidar tarafından bir gece çekildiğini hatırlatan Kapdan, İstanbul Sözleşmesi’nin bir ayıbı kapatmak için imzaladığını ifade ederek, şöyle dedi: “Türkiye, sözleşmenin üzerinden çok geçmeden ve uygulanması için herhangi bir ciddi adım atılmadan, aynı iktidar tarafından ilk çekilen ülke oldu. Sözleşmenin imzalanmasının ardından muhafazakar çevrelerin itirazları vardı fakat bu çok yüksek sesle duyulmuyordu. İktidara yakın bu kesimler, çeşitli platformlarda ve ortamlarında sözleşme aleyhine konuşuyordu. Sözleşmenin kaldırılmasına dair ilk ciddi adım AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş’un katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği, ‘Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır’ sözleriyle verildi.” 

Mesele sözleşmenin dayandığı eşitlik fikri

“Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik görüşmelerinin devam ettiği 2011 yılında AKP’nin biçimsel bir özgürlük ve demokrasi havası estirmeye çalıştığını belirten Kapdan, “kalfalıktan ustalığa geçiş” döneminde kadın hareketinin de mücadelesiyle sözleşmenin imzalandığını dile getirdi. O dönem mevcut iktidarın daha geniş toplumsal kesimleri etrafından tutacağı, ikna edeceği bir zemin olduğunu kaydeden Kapdan, “İktidar da görünürde attığı adımlarla bunu yapmaya çalışıyordu. Bugün ise ekonomi, iç ve dış siyasette gelinen noktada iktidar, tersine bazı kesimlerle ittifakını güçlendirme kaygısıyla hareket ediyor. Kısaca tek adam, tek parti yönetimi gerici, bir politik rejim kurma hedefine bağlı olarak yeni bir topyekun saldırı süreci başlatmış durumda. İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetin cinsler arasındaki eşitsizlikten kaynaklandığını söylüyor. Esas mesele sözleşmenin kendisi değil bunun ideolojik arka planında sözleşmenin savunduğu eşitlik fikrine dayanmasıdır” ifadelerini kullandı. 

İtaat ve eşitlik sözcükleri yan yana gelmez

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan sorunların başında şiddet geldiğini belirten Kapdan, “Cinsiyetler arasındaki güç ilişkilerinden kaynaklı şiddet doğar. Bu yüzden devletlerin öncelikli görevi politikalarla toplumsal adımların atılmasını öngörmektir. Bu nedenle esas mesele eşitlik fikriyatıdır. Baktığımızda iktidar, itaat eden, çocuk doğuran, onları büyüten ve kocalarına bakan cinsiyet rollerini kabul eden kadınlar istiyor ve böyle bir toplum hayali kuruyor. Buradaki itaat kelimesi çok önemli. İtaat ve eşitlik sözcükleri yan yana olmuyor. Bu yüzden İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkıyorlar. Sözleşmeyle ilgili en sık duyduğumuz ve öne çıkarılan kısmı ‘eşcinselliği teşvik ediyor’ söylemi en kolay argüman olarak önümüze çıkıyor” dedi. 

Sözleşmenin benimsendiğini gördük

Sözleşmenin çekilme kararından önce “aileyi yıkıyor” şeklinde çeşitli çevrelerce hedef gösterildiğini anımsatan Kapdan, kadınların çekilme kararına karşı verdiği mücadeleye değindi. Karara sadece kadınların değil baroların, siyasal muhalefetin, sivil toplum örgütleri ve sendikalarında karşı çıktığını hatırlatan  Kapdan, yürütmeyi durdurma taleplerinin reddedildiğini ancak fesih kararının iptaline ilişkin bir kararın henüz çıkmadığını söyledi. Kapdan, “Fesih kararının iptali istemiyle açılan davaların esası Danıştay 10. Daire tarafından görülmüştür. O süreçte EŞİK tarafından yapılan çağrı üzerine Türkiye’nin her tarafından 73 barodan kadın avukatların katılımı ile 810 kadın avukat ve diğer çağrılara katılanlarla birlikte 1000’i aşkın avukat, İstanbul Sözleşmesi'ni savunmak için Ankara’da bulundu. Sözleşmenin feshinden bugüne aslında, sözleşmenin ne kadar benimsendiğini gördük. Taraf olduğumuz süre içinde bildiğinden çok daha geniş kesimler tarafından sahiplenildi” diye belirtti. 

Lanzarote Sözleşmesi tartışılıyor

Kapdan söyle devam etti: “İstanbul Sözleşmesi iptal edilirse bütün uluslararası sözleşmelerin iptal edilmesinin önü açılır. Zaten bunun nüvelerini görüyoruz. İktidar, 6284 sayılı yasa içinde bazı tartışmalar yürütüyor ve çocuklara karşı cinsel ‘suistimal’ ve ‘istismarı’ tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bir sözleşme olan Lanzarote Sözleşmesi’ni de tartıştırıyor. İstanbul Sözleşmesi Anayasaya aykırılık ilkesinin yanı sıra bir ülkenin yarısının haklarıyla ilgili bir karardır. Danıştay’dan ne karar ne çıkarsa çıksın biz kazandık diyebilirim. Eğer olumsuz bir karar çıkarsa da Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) davanın görüşülmesini talep edeceğiz.”

 “İstanbul Sözleşmesi’ne herkesin sahip çıkması lazım” diyen Özgül Kapdan, mücadelenin süreceğini kaydetti.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.