Tele kız’dan diplomat...

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

13 Ağustos 2021 Cuma - 22:36

  • Aliye Uzun, kadın taciri, ama Saray‘da AKP yüksek sosyetesinin “saygın“ bir “hanımefendi“si, Reis Recep’ın yakın mesai arkadaşı sıfatıyla, AKP Beşiktaş ilçe kadın kolları ikinci başkanıydı. Değerinin takdiri olarak, en başta AKP reisi Recep ve eşi, Binali Yıldırım ile eşi olmak üzere, AKP tepelerinin tüm kişileriyle, aynı fotoğrafta yer alan bir değerdir.

AKP namus, haya, erdem ve insan onuru diye diye geldi. Ama Moğol hoyratlığı ve birikmiş intikam güdüleriyle dalıverdiler, ortalığa. Talanda yükte hafif ne varsa götürdüler.

AKP, “tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet“ ve de ahlak diyerek ahlaksılığı yaşama biçine dönüştürdüler. “Pexas“ Reza Zarrab benzerlerinden mafya yaratıp sağarak, onları soyarak dolar milyoneri güruhlar doğurttular.

 Zavallı Bilal ve Burak kasalarına yağan servetin hesabını tutmakta, yorgun düştüler. Binali’nin evladı Erkam, kendini kumar masasında unuttu. İş takibinde koka cenneti Venezuela kıyılarına vurdu. Çıkmanın adı “sevabına maske dağıtımı“ oldu.

O sırada, Saray kapıları Amerikan, Rus, Gürcü, Azeri mafyası için Kürtçe söylemle “çıraz, vıraz“dı. Mafya her yerde. Ülkenin sağı, solu mafya. En büyük Türk mafya sosyetesi gecelerinde, paket paket kokain. Gece kokainlenenler, sabah olunca onun, bunun, kimseyi bulmazsa birbirinin malı, mülküne çökme. Sonra bir koşu Sarayda, “yüksek himaye anısına“ fotoğraflar...

Ve yüksek Türk mafya sosyetesinde, bir başka anıyı, İranlı bir Kürt olan Mafya Babası Naci Şerifi Zindaşti, 29 Mart 2016 günü polisteki anlatımlarıyla ölümsüzleştiriyor. Zindaşti, İstanbul’da Zorlu Center’deki dairesinde, dostlarıyla aleme dalmışken tanıdığı “hayat kadını“nı aradığın, ancak İstanbul’da olmadığı için, kendini arkadaşı Aliye Uzun’a yönlendirdiğini söylüyor ve devam ediyordu:

“Aliye‘yi aradım. 6-7 kız için, kız başına 500 Euro’dan anlaştık. Aliye kızlarla beraber daireme geldi. Misafirler, Aliye’nin getirdiği kızları seçip odalarına geçtiler. Bana kimse kalmadı. Ben de Aliye ile...“

AKP, her yanından “fazilet akan“ edalıdır. Ülke ve ülkedeki herkesin namus bekçisidir. AKP Afganistan’daki Taliban, İran’daki Mollalar ve IŞİD’den sonra “ahlak polisini ihdas“ eden başlıca rejimdir. Ahlak polisi çarşı, pazarda, sokaklar, parklarda kimin kime ne kadar yanaştığını veya nasıl giyindiğini denetlemekle, bir de evlere namus koruma baskınları düzenlemekle görevlidir. İran ve Afganistan ve IŞİD şeriatına göre, baskınlarda ele geçen nikahsızlar kırbaçlanarak ya da taşlanarak “recm“ (linç) ediliyor, ama medya ile teşhir edildikten sonra birer ahlak sabıkalısı olarak toplum içine salınıyor.

Öte yandan, AKP’liysen eğer, şekil Aliye Uzun‘da görüldüğü üzere, fuhuş ve ticareti ahlak polisi denetiminden uzaktır. Aliye Uzun, bu sayede ve kadın ticaretin de mal, hem de mal satan, yani gündüz AKP saflarında namuslu, hem de yüksek faziletli bir politikacı, ama gece “tele-kız“dı.

Aliye Uzun, kadın taciri, ama Saray‘da AKP yüksek sosyetesinin “saygın“ bir “hanımefendi“si, Reis Recep’ın yakın mesai arkadaşı sıfatıyla, AKP Beşiktaş ilçe kadın kolları ikinci başkanıydı. Değerinin takdiri olarak, en başta AKP reisi Recep ve eşi, Binali Yıldırım ile eşi olmak üzere, AKP tepelerinin tüm kişileriyle, aynı fotoğrafta yer alan bir değerdir.

Aliye Uzun, bu “özel ve güzel“ fotoğrafları, iş takibinde “namuslu politikacı“ kimliğinin delili olarak mafya ile iş kotarma görüşmelerinde kullanmaktadır. Bir de parlamento Anayasa Komisyonu başkanlığını da yapmış ve Sarayda reise Baş danışman olmuş Burhan Kuzu’yu mafyaya pazarladığında...

Anlaşılan Aliye Uzun, “bu bayrak inmez, ülke bölünmez“ naraları ata ata “tele-kız“dan, “hanımefendi“lik hallerine geçiş yapıyor, bu yollarda edindiği yüksek kültür, erişilmez bilgi birikimiyle Reis Recep’in uçan sarayına binip, yüksek diplomasi yürütmek üzere ülke ülke uçuyordu. Daha uçaktayken, “kadın satışı üzere iş ayarlıyor“ muydu, bilmiyorum, ama kendisi anlatıyordu:

“Evet ben, Cumhurbaşkanı'yla DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) gezilerine katıldım. Buraya iş adamları, iş kadınları kayıt oluyor. Ve bu gezilere, sizi dahil ediyorlar. Bu gezilere gitmemizdeki amaç, ihracatımızı artırmak. Devletler arası görüşmeler yapıldıktan sonra, siz orada sektörünüze göre, sizi karşınızdaki muhatap firmalarla karşı karşıya getiriyorlar, siz onlarla tanışıyorsunuz.“

TC Devleti denilen bu ülkenin düzeyine bakın ve kalitesini görün siz. “Uluslararası yüksek diplomasi“ yürütenler arasında, kadın (tele-kız) servisi yapan, bir köle taciri.

Öte yandan abdestsiz namaza duranların Allah, din, iman demeleri. Cami avlularını miting alanı olarak kullanmaları, kandırmacadan dini sure icat etmeleri...

Dünya her şeyi, yalancısı, dolandırıcısı, madrabazı ile her türlü insanı, ruh hastalarını, insan kanı içinde debelenen manyak ırkçıları da gördü devletlerin tepelerinde. Teodora adındaki bir fahişeden, Bizans imparatoriçeliğine yükseldi. Ama böylesi görülmedi.

TC, kurulduğundan beri, halkın ödediği vergiler peş-keş çekilerek, “devlet eliyle kişi“ zengin ediliyordu. AKP devrinde Mafya devlet oldu. Adalet duygusunun de emir ve komuta altına alındığı bu devirde, zenginler artık mafya eliyle yetişiyor.

Hadi biata, bağlılık bildirimine koşun, Mafya Babalarının metresleri diplomat ve siyasetçi...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.