Tiyatro hâlâ insan olabildiğimiz yerdir

Kültür/Sanat Haberleri —

Jessica Kaahwa

Jessica Kaahwa

  • Uluslararası Tiyatro Enstitüsü Başkanı Jessica Kaahwa: “Tiyatro, hâlâ insan olabildiğimiz yerdir. Hâlâ hayal kurabildiğimiz yerdir. Ve hayallerimiz olmadan daha iyi bir gelecek inşa edemeyiz.”

ARZELLA BEKTAŞ/AMED

Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) Başkanı Jessica Kaahwa, Kürt tiyatroculara yönelik “Hayal kurmaya, üretmeye ve oynamaya devam edin. Çünkü dünyanın sizin hikayelerinize, seslerinize ihtiyacı var. Tiyatroyu hayatta tutuyorsunuz. Bu bana büyük bir umut veriyor” dedi.

22 Nisan–2 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen 11. Uluslararası Amed Uluslararası Tiyatro Festivali’ne, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) Başkanı Jessica Kaahwa da katıldı. Festivalin açılışında konuşan Kaahwa, forum tiyatronun katılımcıyı ve seyirciyi yalnızca izleyici olmaktan çıkaran özelliğine dikkat çekti ve ekledi: “Katılımcı tiyatroda seyirci artık zincirlerinden kurtulur ve bir protagoniste dönüşür. Sadece izleyen, yorum yapan, eleştiren biri olmaktan çıkar, eyleme geçen, sorumluluk alan ve dönüşen biri olur.”

Uluslararası alanda saygın bir tiyatro yönetmeni, oyuncu, eleştirmen ve akademisyen olan Kaahwa, tiyatronun hem akademik hem de pratik uygulamalarına önemli katkılarda bulunmuş bir isim. Daha önce Hewlêr, Silêmanî ve Duhok’taki üniversitelerde metodoloji üzerine atölye çalışmaları düzenleyen Ugandalı Kaahwa, özellikle kişisel güçlendirme ve toplumsal dönüşüme odaklanan uygulamalı tiyatrodaki “Süreçler Teorisi” ile yaptığı çalışmalarla tiyatro uygulamalarının sınırlarını zorlamaya devam ediyor.

Jessica Kaahwa, forum tiyatroya ve ezilenlerin tiyatroyla olan ilişkisine dair Yeni Özgür Politika’ya konuştu.

Ezilenlerin tiyatrosu

Toplumsal sorunları, o sorunları bizzat yaşayan insanlarla birlikte izleyiciyi de sürece dahil ederek oyunlaştırmayı amaçlayan ve “ezilenlerin tiyatrosu” olarak da bilinen forum tiyatrosu, sorunların diyalog yoluyla ortaklaşa çözüldüğü bir yapı sunuyor. Bu niteliğine dikkat çeken Kaahwa, şunları belirtti: “Forum tiyatrosu, izleyicinin fikirlerini doğrudan sahneye taşıyabildiği katılımcı bir tiyatro biçimidir, özünde demokratik bir modeldir. Diyaloğu teşvik eden bu yapıda tiyatro, katkıların değerli görüldüğü bir demokrasi alanına dönüşür. Karşıt görüşler bile bu süreçte meşrudur, önemli olan tartışmanın akışının sürmesi ve birlikte nereye varabileceğimizin görülmesidir. Sonunda taraflar, ‘Onun dediğinden biraz, bunun dediğinden biraz alabiliriz’ diyerek ortak bir noktada buluşur ve herkesi kucaklayan bir çözüme ulaşır. Seyircinin de ‘işte bu!’ dediği an tam da burasıdır.”

‘Barışı aşılayın, sevgiyi teşvik edin’

Bir tiyatro insanı olarak tiyatroculara yönelik tavsiyelerini de paylaşan Kaahwa, tiyatronun “yumuşak güç” olduğunun altını çizerek şunları söyledi: “Tiyatrocular olarak bizler bir yumuşak gücüz. Yumuşak gücümüz, sahip olduğumuz platformdur ve karakterlerimiz aracılığıyla konuşabiliriz. Bu yüzden karakterlerimiz aracılığıyla müzakere ve barış için bir zemin oluşturmalıyız. Oyunlarımızı nefreti ve savaşı teşvik etmek için kullanmamalıyız. Düşmanlarınızla birlikte yaşamak istiyorsanız, bir arada kalabileceğimiz yumuşak bir zemin bulmalıyız. Eğer oyunlarımızı onları aşağılamak için kullanırsak, bu onların da bizi ezmek için kendi güçlerini kullanacakları anlamına gelir. Barışı aşılayın, sevgiyi teşvik edin, tiyatro aracılığıyla huzurlu bir dünyaya sahip olacağız.”

'Tiyatro toplumun aynasıdır'

Antik çağ oyun yazarı Sofokles tarafından MÖ 440’larda yazılmış tek perdelik tragedya Antigone’ye bakıldığında, devlete karşı haklarını savunan bir kadının görüleceğini belirten Kaahwa, “Topluma ne olduğunu göstermek için bu klasik oyunları kullanırız. Veya Hamlet’e baktığınızda, aslında Shakespeare bize içsel çatışmayı gösterir. Bu bir ayna gibidir. Tiyatro toplumun aynasıdır. Aynayı gösterirsek, insanlar kendilerini görebilir. Kendilerini gördüklerinde ise değişebilirler. Kötü bir şey yaptığınızı görürseniz değişirsiniz ama kendinizi görmezseniz değişmezsiniz” dedi.

Tiyatro demokrasiyle iç içedir

Kaahwa, Kürtlerin tiyatroyu hayatlarını iyileştirmek için bir diyalog aracı olarak kullanması gerektiğine işaret etti ve ekledi: “Benim için tiyatro, demokrasiyle iç içedir. Neden? Çünkü tiyatroda konuşma, duyulma ve görülme hakkınız vardır. Demokrasi de zaten bununla ilgilidir. Sessizlerin sesi olmakla, görünmezi görünür kılmakla ilgilidir. Tiyatroda yaptığımız şey de budur. İnsanların genellikle görmezden gelinen veya bastırılan hikayelerini alıp sahneye taşıyoruz. Onlara bir platform sunuyoruz. Ve bunu yaparak aslında demokrasiyi uyguluyoruz. İnsanlara hikayelerinin ve seslerinin önemli olduğunu gösteriyoruz. Bence bir demokraside tiyatronun en önemli sorumluluğu budur.”

‘Tiyatroyu ayakta tutuyorsunuz'

Kürtlerin ne olursa olsun tiyatrodan vazgeçmemesi gerektiğini vurgulayan Kaahwa, “Zor olduğunda bile, para olmadığında bile, insanlar ne yaptığınızı anlamadığında bile… Çünkü tiyatro, hâlâ insan olabildiğimiz yerdir. Hâlâ hayal kurabildiğimiz yerdir. Ve hayallerimiz olmadan daha iyi bir gelecek inşa edemeyiz. Bu yüzden hayal kurmaya devam edin, üretmeye devam edin ve oynamaya devam edin. Çünkü dünyanın sizin hikayelerinize ihtiyacı var. Dünyanın sizin seslerinize ihtiyacı var. Ve burada, Diyarbakır’da tam da bunu yaptığınızı görmek beni çok mutlu ediyor. Tiyatroyu hayatta tutuyorsunuz. Bu bana büyük bir umut veriyor” diye konuştu.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.