- Biz bu coğrafyanın en yoğun ve kadim halklarındanız ama renklerimize ışık yansıtıp onları görünür kılmak bize yasaklandı. Kendi vatanımızda siluetler gibi yaşamak zorunda bırakıldık. Bu yüzden fotoğraf hikayeme "Kürdistan'ın Gölgeleri" ismini verdim.
ARZELLA BEKTAŞ
Fotoğrafçı Murat Yazar’ın “Kürdistan’ın Gölgeleri” sergisinin Amed’de başlayan yolculuğu Lyon, Paris ve Brescia ile devam etti. Fotoğrafçılık aracılığıyla Kürt coğrafyasının dört parçasını birleştirmek isteyen Yazar, sergisini “kültürel bir kimliğin fotoğrafik bir araştırması” olarak tanımlıyor. 2006 yılında Urfa’da başlayan fotoğraf serüvenini bugün uluslararası bir alana taşıyan Yazar ile fotoğraf anlayışını, siyah-beyaz estetiğini ve “Kürdistan’ın Gölgeleri” projesinin hikayesini konuştuk.
Uzun yıllardır fotoğrafla iç içesiniz. Fotoğrafla tanışmanız ve bu alandaki yolculuğunuz nasıl başladı?
2006 yılında Urfa’da hiçbir eğitim almadan fotoğraf çekmeye başladım. İlk zamanlar 4 megapiksel çözünürlüklü bir makine ile sokaklarda yürürken dikkatimi çeken anları fotoğraflıyordum. Başlangıçta fotoğrafçı olmak gibi bir iddiam yoktu. Ama bir yıl böyle amaçsızca fotoğraf çektikten sonra fotoğrafçılığı çok sevdim ve bu yüzden İstanbul'a taşındım. İstanbul'da bir fotoğraf merkezinde 3 ay asistanlık yaptım. Daha sonra serbest olarak çalışmalarıma devam ettim. İlk kişisel sergimi 2008 yılında Paris, ikincisini 2012 yılında Berlin'de açtım. Sonrasında birçok ülkede sergiler devam etti. Aldığım uluslararası ödüller ve fonlar ile halen serbest olarak çalışmalarıma devam ediyorum.
Sizce iyi bir fotoğraf hikayesi üretmek için seyahat etmek mi gerekli?
Fotoğraf hikayeleri her yerde üretilebilir. İster yaşadığınız yerde, ister başka ülkelerde. Ama benim tarzımda fotoğraf çekimleri yapıyorsanız, uzun süre yaşadığınız yerde kalınca farklılıkları görmek daha zorlaşıyor. Bu yüzden benim için başka şehirlerde, ülkelerde fotoğraf çekmek görsel hikayeleri fark etmeme yardımcı oluyor.
Fotoğraflarınızda çocukların ve oyunların önemli bir yer tuttuğu görülüyor. Bu ilginin özel bir nedeni var mı?
Aslında özellikle fotoğraf çekerken çocukları ön plana çıkarma amacım yok ama ben yaşamın içinde doğal anları fotoğraflıyorum. Yani kişilere, olaya müdahale etmeden var olanı fotoğraflıyorum. Ve sokaklarda, köylerde en fazla çocuklar oluyor. Bu yüzden çocuk fotoğrafları biraz daha çoğunlukta.
Çalışmalarınızın büyük bölümünü siyah-beyaz fotoğraflar oluşturuyor. Bu tercihinizin arkasında ne yatıyor?
Renklerin, sıcak ve soğuk tonların insan psikolojisine etkileri var. Renklerin, yaratmaya çalıştığım hikayenin ve yansıtmaya çalıştığım duyguların önüne geçmesini istemiyorum. Bu yüzden siyah beyaz fotoğrafçılığı tercih ediyorum.
“Kürdistan'ın Gölgeleri” serginizde 30 fotoğraf yer alıyor. Neden bu ismi seçtiniz?
Biz Kürtler doğduğumuz coğrafyada hep baskılara maruz kaldık. Zengin bir kültürümüz ve derin bir tarihimiz var ama bunları çok az yaşayıp günlük hayatta yansıtabildik. Ben 12 haneli bir köyde doğdum. Okula başlayana kadar konuştuğum tek dil Kürtçe idi. YİBO'da okumaya başladığımda okulun ilk gününde öğretmen bana Kürtçe konuşmanın yasak olduğunu söyledi. Sonraki yıllarda kendi dilimizde müzik yapmanın ve dinlemenin, halaylarımızın, yer isimlerimizin ve daha birçok şeyin yasak olduğu bir ortamda büyüdüm. Biz bu coğrafyanın en yoğun ve kadim halklarındanız ama renklerimize ışık yansıtıp onları görünür kılmak bize yasaklandı. Kendi vatanımızda siluetler gibi yaşamak zorunda bırakıldık. Bu yüzden fotoğraf hikayeme "Kürdistan'ın Gölgeleri" ismini verdim.
Bu proje kapsamında ulaşmayı hedeflediğiniz ancak henüz belgeleyemediğiniz hikayeler var mı?
Bu fotoğraf hikayemde dört parçada yaşayan Kürtleri bir fotoğraf arşivi ile bir araya getirmek istiyorum. Ama savaş ve politik sebeplerden dolayı Rojava'ya gidemedim. Oraya da gidip çekimler yaparak fotoğraf arşivimi tamamlamak istiyorum.
Keşke orada olsaydım ve fotoğraflayabilseydim dediğiniz bir olay var mı?
IŞİD Şengal'e saldırdığında, orada olup o acı olayı belgelemek isterdim...
Fotoğrafçılığa ilgi duyan gençlere ve çocuklara neler tavsiye edersiniz?
Fotoğrafçılık çok zor bir alan. Fotoğraf hikayeleri çekmek zaman, enerji ve maddiyat gerektiriyor. Ve fotoğraflarınızın fark edilmesi zaman alabilir. Ama bunlar sizi yolunuzdan alıkoymamalı. Önemli olan gerçekten fotoğraf çekmeyi sevmek ve ona emek vermek. Başarı er geç gelecektir eğer çektiğiniz fotoğraflara inancınız tam ise.
***
Amed, Lyon, Paris, Brescia
1978 yılında Urfa’da doğan fotoğrafçı Murat Yazar, 2016 yılının sonlarında İtalya’ya göç etti. Fotoğrafçılık serüvenine 2006 yılında Urfa’da, herhangi bir eğitim almadan başlayan Yazar, zamanla uluslararası alanda tanınan bir fotoğraf sanatçısına dönüştü. Yazar, Kürdistan’ın yanı sıra, Ortadoğu, Ermenistan, Gürcistan, İran ve Avrupa’da fotoğraf projeleri hazırladı. Çalışmalarıyla birçok ödüle layık görüldü. Daha önce fotoğraf seçkilerinden oluşan Shadows of Kurdistan (Kürdistan’ın Gölgeleri) adlı kitabı 2020 yılında yayımlanmıştı. Yazar’ın “Kürdistan’ın Gölgeleri” fotoğraf sergisi 6 Haziran’da Amed’de, 11 Haziran’da Lyon’da (Fransa), 16 Haziran’da Paris’te ve 18 Haziran’da İtalya’nın Brescia kentinde sanatseverlerle buluştu. Yazar’ın ayrıca “Kayıp Cennet”, “Eve Dönüş-Unutulmuş İtalya”, “Urmiye Gölü”, “İran: Bir Zamanlar Zerdüşt’ün Ülkesi’nde” isimli serileri de bulunuyor. Murat Yazar, Out of Eden Walk (Cennetten Çıkış Yürüyüşü) projesi kapsamında 1200 kilometre yürüyerek Gürcistan’a geçti.
Yazar, Banff Mountain Film, Edebiyat ve Fotoğraf Festivali Büyük Ödülü (Kanada), W. Eugene Smith Ödülü (ABD), RPBB Uzmanlar Büyük Ödülü (Paris) ve Pulitzer Center Bursu da dahil olmak üzere birçok uluslararası ödül aldı.