- Kürt temsilcilerin, ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack'a son Bağdat ve Hewlêr görüşmelerinde, ABD yönetimiyle çalışmak istediklerini, ancak Amerikan taleplerinin Kürt kapasitesini aşmaması ve komşu ülkelerle ile bölgesel ortaklarıyla hassas dengelerini bozmaması gerektiğini iletti.
Barrack, sırasıyla Federe Kürdistan Başbakanı Mesrur Barzanî, YNK Genel Başkanı Bafel Talabani ile görüştü. Ardından Federe Kürdistan Başkanı Nêçîrvan Barzanî ve QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî’nin katıldığı üçlü bir oturum düzenlendi. Daha önce Nêçîrvan Barzanî, Suriyeli Kürt siyasi temsilcilerle daha geniş bir toplantı yapmıştı. Barrack, ziyaretini KDP Genel Başkanı Mesûd Barzani ile uzun bir görüşmeyle tamamladı. Görüşmelerde kendisine ABD Maslahatgüzarı Joshua Harris, Beyaz Saray diplomatı Zahra Bell ve diğer Amerikalı diplomatlar ile askeri yetkililer eşlik etti. Al Majalla’nın edindiği bilgilere göre; Barrack, Washington’un Kürt ortaklarına olan taahhüdünü teyit ederken birkaç temel konuyu gündeme getirdi ve olası yanlış anlamaları gidermek için doğrudan Başkan Trump ile temasa geçeceğini belirtti. Kürt liderler, özellikle İran destekli Irak milislerinin silahsızlandırılması ile pêşmergenin statüsünün eşdeğer tutulması gibi bazı ABD önerilerine yönelik endişelerini dile getirdi.
Hükümeti artık kurun!
Barrack, seçimlerden neredeyse 20 ay sonra artık yeni Federe Kürdistan Hükümeti konusunda KDP ve YNK'den esneklik göstermelerini ve anlaşmaya varmalarını istedi. Talabani’ye yakın kaynaklar, uzun gecikmenin mevcut hükümetin meşruiyet ve güvenilirliğini zedelediğini Barrack’a ilettiğini belirtti. Barrack ise Kürt siyasi kurumlarının sorunsuz işlemesinin, Amerika’nın oradaki ortaklıklarını belirleyeceğini söyledi.
Hewlêr'den Al Majalla'ya yazan Kürt yazar ve araştırmacı Rustem Mahmud, Barrack'ın Washington’un Irak için öngördüğü geniş vizyonu aktardığını belirterek, şunları paylaştı: İran’a bağlı silahlı grupların tasfiyesi ve Tahran’dan bağımsız siyasi ve güvenlik politikaları izlenmesi. Kürtleri, Bağdat’taki yeni federal hükümetle çalışmaya çağırdı. Kürt liderler, Hewlêr-Bağdat arasındaki uzun süredir devam eden anlaşmazlıkları açıkladı ve yeni Ali el-Zeydi hükümetine, Irak Anayasası doğrultusunda bekleyen sorunları çözmesi şartıyla destek verebileceklerini bildirdi.
Milislerden tamamen farklı
Kürt liderler, Barrack’tan özellikle pêşmerge ve bölgesel güvenlik güçlerinin geleceği konusunda yanlış anlamaları önlemesini istedi. Bu güçleri, anayasal meşru kurumlar olarak tanımladılar ve İran destekli milislerden tamamen farklı olduklarını vurguladılar. ABD-İran anlaşması konusunda Barrack, Tahran’ın taahhütlerine bağlı kalması halinde bunun bölgeye fayda sağlayacağını umduğunu ifade etti. Kürt partiler ise anlaşmaya tam destek verdiklerini, bölgesel barış arzusunu ve tarafsızlık politikasını dile getirdi.
Suriye konusu
Son olarak Barrack, Nêçîrvan Barzanî ve Mazlum Ebdî ile Suriye konusunu ele aldı. QSD Genel Komutanı, QSD ve Özerk Yönetim’in Suriye devlet kurumlarına entegrasyon planlarını anlattı. Barrack, 29 Ocak 2026’da Suriye Geçici Hükümeti ile QSD arasında imzalanan anlaşma kapsamında kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladığını belirtti ve kalan engellerin aşılması için iş birliğinin yoğunlaştırılması çağrısı yaptı. Washington’un Suriye’de barış ve istikrara desteğini yineledi.
Formatın önemi
Araştırmacı Yıldız Farman, Al Majalla’ya yaptığı açıklamada ABD yönetiminin Kürtleri artık hem kendi ülkelerinde hem de genel bölgesel ölçekte özerk bir aktör olarak gördüğünü savundu. “Hewlêr toplantılarının formatı anlamlıdır” diyen Farman, şöyle devam etti: “Bağdat’ta Barrack sadece Irak Başbakanı ile görüşmüştü. Hewlêr’de ise Irak ve Suriye’den birçok üst düzey Kürt yetkili ve liderle bir araya geldi. Bu, temelde bölgesel güçlü itirazlar olmadan gerçekleştirilen bir Amerikan-Kürt diyaloğuydu. ABD karar vericileri, Kürtleri yalnızca Bağdat veya Şam’daki kırılgan ve sıklıkla taraflı kurumlar üzerinden yönetemeyeceklerini anlıyor. Kürtler, bu ülkelerde hâlâ etkili aktörler; son dönemlerdeki ABD politikaları onları hayal kırıklığına uğratmış olsa bile. ABD katı taahhütlerden kaçınsa da ilişkileri sürdürmeye güçlü ilgi gösteriyor."
Türkiye ile denge
Rustem Mahmud, ABD'nin bu ilişkiyi özellikle Türkiye ile daha geniş bölgesel çıkarlarıyla dengelemek zorunda olduğuna dikkat çekti. Kongre’de ve bazı Avrupalı müttefikler arasında, Kürtlerle daha yakın angajmanı ahlaki ve stratejik açıdan değerlendiren ve güvenilir ortaklar yetiştirmenin yolu olarak gören bir karşı akımın da mevcudiyetine işaret ederek, şunları savundu: "Birçok Kürt, ABD’nin Suriye politikasını terk edilmişlik olarak değerlendirirken, Başkan Trump da kamuoyu önünde hayal kırıklığını dile getirerek Kürtlerin, üst düzey temaslara rağmen ABD’nin verdiği silahları kullanmadığını iddia etmişti. Her iki taraftaki gözlemciler, ilişkinin süreceğine inanıyor. Bunun en önemli nedeni, komşu devletlerin Kürt hedeflerini sınırlamada birleştiği bir dönemde Kürtlerin Amerika’ya yönelik inandırıcı bir bölgesel veya uluslararası alternatife sahip olmaması. Washington açısından ise nükleer taahhütlerinden dönebilecek İran’ın, giderek daha maceracı hale gelen İsrail’in ve kendi iç sorunlarıyla uğraşan Türkiye’nin bulunduğu istikrarsız bir bölgede Kürtler, nispeten güvenilir müttefikler olarak öne çıkıyor."