Toprağımız, sularımız satılık değildir

Toplum/Yaşam Haberleri —

Doğa katliamı protesto

Doğa katliamı protesto

  • Gimgim’da 16 Kürt-Alevi köyünü kapsayan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine tepki gösteren Gimgim Demokrasi Platformu Sözcüsü Bahat Özçelik ‘deprem çalışması’ denilerek sürecin yaklaşık üç yıl boyunca halktan gizli yürütüldüğünü söyledi.
  • Varto Çevre Platformu’ndan Ali Rıza Vural ise “Ya direneceğiz ya enerji sahası olacağız. Bizler kendi yaşam alanlarımızı anamızın sütü gibi helal kabul edip buraları İGNİS H2 gibi para, rant ve daha fazla kâr hesabı yapan firmalara peşkeş çektirmeyiz” diye konuştu.

BARIŞ BALSEÇER

Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesinde Amerikan sermayeli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından yürütülen jeotermal kaynak arama ve sondaj projesi halk ve sivil toplum örgütleri tarafından yoğun tepkilere yol açtı. Proje, bölge halkı açısından “doğa talanı” olarak nitelendiriliyor. Varto Çevre Platformu ise projenin iptali için idari mahkemesine yürütmeyi durdurma talebiyle dava açmaya hazırlanıyor. Gimgim’daki 16 Kürt-Alevi köyünü etkileyecek projeye ilişkin, Gimgim Demokrasi Platformu Sözcüsü Bahat Özçelik ve Varto Çevre Platformu’ndan Ali Rıza Vural’la konuştuk.

 

Orman ve mera alanlarını kapsıyor

Gimgim Demokrasi Platformu Sözcüsü Bahat Özçelik, projeyi ruhsat sürecinden jeolojik risklere, meralardan göç ihtimaline kadar birçok açıdan eleştirdi. Özçelik, projenin yalnızca teknik bir enerji araması olmadığına geniş bir coğrafyayı ve köylerin geleceğini etkileyen bir süreç olduğuna dikkat çekti. Özçelik, ruhsatın başlangıcına işaret ederek, “Söz konusu proje 4.037 hektarlık ruhsat alanında 8 hektar ÇED alanı belirlenmiş olup 10 adet jeotermal kuyu açılması planlanmaktadır” dedi. Özçelik, sondaj poligonlarının incelendiğinde büyük çoğunluğun orman parseli olduğunu belirterek projenin doğrudan orman ve mera alanlarını da kapsadığını ifade etti.

Hayvanların yaşam alanı yok edilecek

Şirketin kimliğine ilişkin Özçelik, “IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi bir Amerikan firması olup 2023 yılının dördüncü çeyreği itibari ile Türkiye IGNIS şubesini kurmuş ve bölgede 4 adet jeotermal arama ruhsatı edinmiştir” dedi. Bu ruhsatların Bingöl Kaynarpınar, Karlıova Kargapazarı, Kantarkaya ve Muş ili Varto ilçesi Güzelkent havzasında bulunduğunu belirten Özçelik, şirketin kendi sitesinde yayımladığı tanıtım yazısına dikkat çekerek, “2022 Şubat ayında Maraş depremi sonrası Kaynarpınar çevresinde gözlemlenen sıcak su kaynaklarının artması sonucu bu bölgede sıcak su ve enerji üretim aramalarını hızlandırdığı görülmektedir” bilgisini paylaştı. Özçelik, saha tespitlerine ilişkin şu hususlara dikkat çekti: “Proje arama alanlarının hem yerleşim yerlerini hem hayvancılık için kullanılan mera alanlarını hem de doğal yaşamın temel unsurunu oluşturan çeşitli canlı türlerin barınma, beslenme ve üreme ihtiyaçlarını karşılayan alanlara zarar vereceği açıktır.”

Fay hatlarında kırılma yaratabilir

Şirketin tanıtım dosyasında yeterli veri ve saha çalışması bulunmadığına dikkat çeken Özçelik, Aydın’daki jeotermal projelere ilişkin TMMOB raporlarına atıf yaparak, “Yeraltı ve yerüstü sularına tepkimelerle zehirli atıkların karıştığı ve halk sağlığı ile birlikte o bölgede yetişen ürünlerin sağlığa zarar verdiğine dair bilimsel bir veri bulunmaktadır” dedi. Jeolojik risklere de işaret eden Özçelik, bölgenin Kuzey Fay Hattı ile Güney Fay Hattı’nın birleştiği Karlıova–Yedisu–Varto üçgeninde bulunduğunu belirterek, “Bu aramalar sırasında oluşacak etkileşimlerden kaynaklı deprem riskinin artacağı, lokal fay hatlarında mikro sarsıntılar ve küçük depremlerin meydana geleceği bir gerçektir. Jeoloji mühendisleri ve akademisyen görüşleri alınmış olup bu çalışmaların büyük fay hatlarında kırılma yaratabileceği riski bilimsel olarak açıklanmıştır” uyarısında bulundu.

Süreç halktan gizli yürütüldü

Sürecin halktan gizli yürütüldüğünü belirten Özçelik devamında şunlara dikkat çekti: ''Sürecin halktan gizli yürütülmesi projenin bilimsel kriterlere uyulmadığının göstergesidir. 2023 yılının üçüncü ayında başlayan süreç, yaklaşık üç yıl boyunca halktan gizli yürütüldü. Saha çalışmalarında muhtarlara 'deprem ile ilgili çalışma' denilerek hedef saptırıldı. Mekanlar salt fiziksel bir alandan ibaret değildir. İnsanların üzerinde yaşadığı alanlar anılar, komşuluk ilişkileri, mezarlıklar, üretim biçimleri ve kültürel ritüellerle anlam kazanır. Mekanlar insanların kimliğinin bir parçasıdır. Zorunlu göç toplumsal hafızanın yok olmasına sebep olur ve aidiyet duygusunu yok eder.”

Amaç kalkındırmak değil

Varto Çevre Platformu’ndan Ali Rıza Vural ise projenin teknik bir enerji yatırımı olarak sunulduğunu ancak arkasında ekonomik ve jeopolitik hesaplar bulunduğunu ifade etti. Vural, “Amaç bölgemizi kalkındırmak değil. Jeotermal sondajlamayla istenilen su değerini bulurlarsa jeotermal santral kurup elektrik üretecekler. Buradan hareketle köylerimizden geçen Kuzey Doğu Anadolu fay hattının çevresinde nadir toprak elementlerini çıkarmayı planladıklarını biliyoruz” dedi.

Hedefleri insansızlaştırma

Varto’nun geçmiş zorunlu göçlerini hatırlatan Vural, geri dönüş sürecinin bu proje ile durabileceğini belirterek, Badan köyünü örnek gösterdi: “Badan köyümüzün güney cephesi tamamen ormanlık alanı kapsıyor. Bu alanın tamamı proje kapsamında olduğundan proje tamamlandığında ormanlarımız yok olma ile karşı karşıya kalacaktır. O zaman mekansal süreklilikten bahsedemeyeceğimiz gibi ekolojik bütünlüğü kaybedeceğimizden dolayı yaşamsal alanımızın varlığını sürdürmesi imkansız hale gelecektir.”

Uzun vadede amaçlananın insansızlaştırma olduğunu ifade eden Vural, “Meralarımızda yapılacak bu jeotermal sondajlamayla açığa çıkan akışkanlarla beraber zehirli gazlar havaya ve topraklarımıza bulaşarak hem yeraltı hem yerüstü sularımızı kirletecek ve bitki floramız üzerinde çok olumsuz etkileri olacaktır. Bu durumda hayvancılık yapamayacağımıza göre sistem ve uzantıları bölge halkını zorlayıp bu alanları insansızlaştıracaklardır. Zaten uzun vadedeki hesap da budur” ifadelerini kullandı.

Firmalara peşkeş çektirmeyiz

Yaşam alanlarını kâr hesabı yapan firmalara peşkeş çektirmeyeceklerini söyleyen Vural, “Ya direneceğiz ya enerji sahası olacağız. Bizler kendi yaşam alanlarımızı anamızın sütü gibi helal kabul edip buraları emperyal güçlerin güdümündeki İGNİS H2 gibi para, rant ve daha fazla kâr hesabı yapan firmalara peşkeş çektirmeyiz. Örgütlü gücümüze inanıyorum. İyi bir direniş hattı oluşturursak kazanacağımız kesin, aksi durumda kaybederiz” diyerek, duyarlılık ve dayanışma çağrısında bulundu.

 

* * * 

İmza kampanyası

Yürütülen “Jeotermal Kaynak Arama Sondajı” projesine karşı Change.org platformunda başlatılan imza kampanyası, yerel halkın tepkisini dijital ortama taşıdı. Halk, “Bu topraklar bizim kimliğimiz, anılarımız ve geleceğimizdir” diyerek change.org üzerinden seslerini daha geniş kitlelere duyurmaya çalışıyor. Kampanyaya destek vermek isteyenler change.org üzerinden doğrudan imza atabiliyor.

Aşağıdaki link üzerinden kampanyaya katılabilirsiniz:

https://www.change.org/p/varto-da-jeotermal-projesine-hayir

 

* * *

16 Kürt-Alevi köy hedefte

Proje, Muş İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nün 30 Kasım 2023 tarihli kararıyla verilen 2023/02 (AR: 2023/02) ruhsat numarası kapsamında yürütülüyor. Ruhsat alanı toplam 4.037,99 hektar büyüklüğünde olup 8 hektarlık ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) alanı belirlenmiş durumda. Proje kapsamında 10 adet jeotermal kuyu açılması planlanıyor. Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı’nın 20 Şubat 2026 tarihli kararıyla, mera alanının 5.560 m²’lik kısmı için onay verdi. Toplam mera alanı 453.494 m² olarak belirtiliyor. Proje, Tanzik (Armutkaşı), Tatan (Güzelkent), Hemuge (Küçüktepe), Xwarik (Çallıdere), Qasıman (Köprücük), Badan (Teknedüzü) ve diğer köylerle birlikte toplam 16 yerleşimi doğrudan etkiliyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.