“Türk!..“

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

3 Eylül 2022 Cumartesi - 08:40

  • Barbarlar en son 7 yıl önce Amed’de (Sur) katlettikleri Hakan Aslan’ın kemiklerini, kutu içinde babasına teslim ettiler. Her barbar, kendine yakışan kadar vahşidir.

“Türk“ler yer yüzündeki yaygın adıyla "Guguk Kuşu" gibi dünyanın her yeri, kültürü ve dilinde farklı anılıp niteleniyor. Kürdistan’da "Pepo"dur, o. Kürtler gibi “üvey“liği ve masumiyeti temsil ediyor, boğuk sesiyle...

Türklerin de yer yüzünde farklı bir imajı vardır. Araplar doğu ve kuzeyden gelen göçmenlere "barbar" kinayesiyle, "Türk" diyor ve kapılarını kapatıyorlardı. Avrupalılar da horlayıp aşağılamak için, Osmanlı’ya "Türk" diyorlardı.

Afganistan’ın Hazara (Alevi) bölgesinden göçüp, Bizans’ın koyun deposu Söğüt'te çobanlığa başlayan, yüz yıl sonra etrafına topladığı güçle ayağına yer eden, sonra fırsatçı olarak yayılan Osmanlı ailesi bu yüzden "Türk" ve Türk kavramından nefret ediyordu. "Türküm" diyeni kapısından, eşiğinden uzak tutuyordu.

Sevgili Çetin Altan’ın tesbitiyle Osmanlı, bir kabuk devletin adıydı. Kabuğun altında, Roma-Bizans artığı tüm halklar (Araplar, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, Bulgar, Yunanlı, Arnavut, Sırp, Romenler, Makedonlar) dilleri, kültürleri ve manevi unsurlarıyla kendileri olarak yaşıyorlardı. Devletin ordusu ve bürokrasisi de etraf topraklardan çalınmış veya kaçırılarak devşirilmiş çocuklar ile yerlilerden oluşuyordu. Kürtler dahil her soydan Osmanlı paşası, Uçbeyi, beylerbeyi, başbakan (sadrazam), bakan, elçi oldu ama Türkten asla...

Alparslan’ın derleme toplama ganimet ordusuyla, Malazgirt’te Bizans ordusunu yenmesinden hala kendilerine soy icat etmekle uğraşanların iddia ettikleri gibi ortalık birden bire Türk olmadı. Afganlı Alparslan’ın ganimet orduları, alacaklarını alıp gittiler. Yine tarihe takla attıranların uydurduğu üzere, Alparslan sayesinde Kürt-Türk ilişkisi doğmadı. Kürtler ile ilişki çok sonra İttihat ve Terakki ile başladı ve Kemalistlerle devam etti. Bu da hiç bir zaman insanca olmadı. Kürtlere karşı yürütülen soykırımcı, yani kanlı, irinli bir ilişkiydi bu.

Bir gazete yazısıyla, koskocaman tarihi anlatacak değilim. Ancak yukarıda dediğim gibi Türklerin tarihinin tıpkı “Pepo“ kuşunun hikayesi gibi her halk için ayrı bir nitelemesi vardır.

DİSK’in efsanevi lideri sevgili Kemal Türkler, Tito döneminde Sırbistan’a yaptığı bir geziyi anlatırken, “kasabanın ortasında dikili bir Osmanlı paşası heykelini görünce, bu ne diye sordum” demiş ve devam etmişti:

“Bu bir hafıza anıtı dediler. Paşa kasabayı kuşatıp, teslim olursanız, kimseye dokunulmayacak sözünü verince, kapılar açılıyor ve içeriye giren paşa 6 bin kişiyi kılıçtan geçiriyor. Bunun üzerine dünya durdukça unutulmasın diye heykeli dikiliyor buraya.”

Viktor Hugo, bir şiirle Mora’yı anlatıyor. Araplar yüz yıldan beri yas içinde. Pontus soykırımı Yunan adalarına dikilen anıtlarla anlatılıyor. Dünya, her 24 Nisan’da ayağa kalkıp Ermeni katillerine tükürürcesine yeniden “katil“ diye haykırıyor.

Dedim ya “Pepo”nun her dil ve coğrafyada ayrı bir imajı var diye. Kürtlerin Türk imajı ise kanlıdır, kuşaklardan beri yüreklerde yangındır.

Kürtler; köyleri, komşuları, “hosta” diye kapılarına gittikleri Ermenilerin çığlıklarını, fokurdayan kanlarının sesini dinleyerek, Türklerin doğuşuna tanıklık ettiler. Süryanilerin buharlaşmasını görerek kendi sıralarını beklediler.

Sonra katliam dönüşü Topal Osman çetesi ile Sakallı Nurettin’i kapılarında (Koçgiri) gördüler. 

Onlar Türk değildi. Her biri bir yerden getirilmiş birer devşirmeydi. Bugünkü devşirmeler gibi yerli olan tüm insan soyuna, hatta doğaya, taş, toprağa kindar ve düşmandı.

Kürtler, Türk delince o  ocaklar söndürüp, soylar kurutan devşirmeleri, bugünküler gibi çakma olan Türkleri hatırlıyor ve akıllarında tutuyorlar. Onları “delal, delalî” dedikleri sevdiklerinin katilleri olarak yeni kuşaklara anlatıyorlar. Tek suçu Kürt olmak olan yakınlarını, yurttaşları, soydaşlarını diri diri yakarken gördüler onları. İnsanlık suçu işlerken seyrettiler. Binbir emekle inşa edilen evleri, bütün olarak köylerini yakarken, kinle bakıp diş gıcırdatarak dipçikle kafa patlatırken, tecavüzcülük peşinde koşarken gördüler.

Hırsız, ölü soyucuydu onlar. Yarattıkları imaj bu. Pis bir düşman olarak unutulmaz oldular.

Sözün burasından söyleyeyim: Amerikalılar da bunlar gibi başka bir diyardan kopan göçmenlerdi. Barbardılar. Avustralyalılar, Britanyalı sabıkalılardı. Barbardılar ama barbar kalmadılar.  

Onlar, başka bir şekilde evrildi. Kültür, sanat ve teknolojide yeni bir uygarlık yarattılar. Yalnız o topraklara değil, icat ve üretimleriyle yer yüzü insanlığına unutulmaz hizmetler sundular.

Ama bunlar, kötücülükte yer yüzü birinciliğine koştular, koşmaya devam ediyorlar.

Kitabını okuyarak, taklit ettikleri Hitler’i bile kötücülükte geçtiler. Hitler, Yahudilere onulmaz acılar çektirmek için ana ve babalarına, katlettiği evlatlarının kemiklerini posta ile göndermedi. Babayı çağırıp, küçük bir torbaya sığdırılmış evladının ölüsünü teslim etmedi, Hitler.

Barbarlar en son 7 yıl önce Amed’de (Sur) katlettikleri Hakan Aslan’ın kemiklerini, kutu içinde babasına teslim ettiler. Her barbar, kendine yakışan kadar vahşidir. Güney Afrikalı beyazlar da ırkçıydı. Bunlar gibi diri diri yaktıklarının kalıntılarını kese içinde ana-babalarına vermediler. Irkçı rejimin askerleri kameralar önünde düşmanlarının kafalarını keserek, övünme naraları atmadılar. Irkçı lider Klark, “öldürdük, gömdük” diyerek, bunlar gibi insanlığı yerde tekmelemedi.  

Irak‘ta, Amerika işgalini gördük. Daha önce Fransızları Mağrip’te, İngilizleri Çin’de, Hint yarım adasında. Kendi halkını da soyan Türk olmayan Türk ırkçılığının barbarlığını kimsede  görmedik.

Bunlar salt Kürt’e değil, toprağa, toprağının otuna, çiçeğe, ağaca, baştan başa ormana, ölülerinin mezar taşına da düşman. Yer yüzünde, DAİŞ’den sonra ilk defa bunlar ölüye işkence ile öne çıktılar. Mezarlıklara intikam savaşı açtılar.

Çakma Türk’ün çağımızdaki imajı bu. Kürt nezdinde ise o, ölüye tecavüz ve işkence edendir. Ne diyeyim: “Zulmün artsın“ diyorum. “Artsın ki, çabuk zeval bulasın!..”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.