Türk iktidarı yanılgı içinde

Dûran Kalkan

Dûran Kalkan

  • Türk iktidarının sürece stratejik yaklaşmadığını belirten Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, yanlış okuduğu Ortadoğu'daki çatışmadan yarar sağlanacağını sanmanın, büyük yanılgı olduğunu söyledi.
  • Hareket olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını hatırlatan Kalkan, ikinci aşamanın gereklerinin yerine getirilmediğini, oyalama, zamana yayma ve geçiştirme tavrına dikkat çekti. Kalkan, "Biz kararlıyız ama karşı tarafın yapacakları var" dedi.

Türk iktidarının her şeyi günlük siyasetin çıkarlarına göre tanzim etme yanlışında ısrar ettiğini belirten Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, "Bu yanlış, sahiplerine de fayda getirmez. İran savaşından nemalanma yaklaşımları var, savaşın gidişatına bakıyorlar gibi. Bu hesap belki yüzyıl önce tuttu ama ikinci sefer tutacağı sanılıyorsa yanılırlar. Tutmazsa sahiplerine bedeli ağır olur" diye konuştu.

Medya Haber TV'de yayınlanan 'Özel Program'da konuşan Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ideolojik ve stratejik yaklaştıklarını; değişim ve dönüşümde kararlı olduklarını, bunun geri dönüşünün olmadığını tekrarladı. "Değişeceğiz ve de Türkiye’yi demokratik değişime uğratacağız. Buna ayak diretenler sonunda kendileri kaybedecekler. Bu düzeyde kararlıyız" diyen Kalkan, parti feshi, silahlı mücadele stratejisinin sonlandırılması, silah yakma eylemi gibi pratikleri hatırlattı.

Stratejik yaklaşmıyorlar

Sorunun biraz iktidardan kaynaklandığını net olarak ifade eden Kalkan, şunları söyledi: "Bir istikrarsızlık var. Belli ki stratejik yaklaşmıyorlar sürece. Günlük taktik, siyasi çıkarlar çerçevesinde yaklaşıyorlar. Tabii böyle bir yaklaşım doğru da değil, tehlikeli de. Tehlikesi şurada. İşte Ortadoğu’daki gelişmeler ortada. Bunu görmemek, bu çatışmalardan günlük siyasette yarar sağlanacağını sanmak büyük yanılgı. Demek ki çatışma doğru anlaşılmıyor, bundan dolayı da tehlike görülmüyor.

Günlük siyasetin çıkarları

Her şey günlük siyasetin çıkarlarına göre tanzim ediliyor, düzenleniyor. Bu yanlış, sahiplerine de fayda getirmez. Dahası Türkiye toplumu/halkları bundan büyük zararlar görür. Türkiye’de demokratik değişim dönüşüm olmazsa, cumhuriyet demokratik cumhuriyet haline gelmezse, demokratik entegrasyonun önü açılmazsa, Kürtler hukuksal sisteme demokratik temelde alınmazsa geçen yüzyılda olduğu gibi bir yüzyıl daha yürütürüz yaklaşımı yanlıştır. Sanki böyle bir eğilim gözüküyor, İran savaşından nemalanma yaklaşımları var gibi. Savaşın sonuçlarına bakalım, belki bize bir kapı açılır, deniliyor.

Savaşın gidişatına bakıyorlar gibi. Bu hesap belki yüzyıl önce tuttu ama ikinci sefer tutacağı sanılıyorsa yanılırlar. Tutmazsa sahiplerine bedeli ağır olur. Bunu söylemek istiyorum. Bu hiç kimse için ne bir tehdit ne herhangi bir şey. Gerçeğin ifade edilmesi.

İkinci aşamanın gerekleri

Elbette bir stratejik yaklaşım bekliyorduk. Kamuoyunun beklentisi o. Herkes bizi de eleştiriyor. Üzerimizde baskı çoktur. Değişik çevrelerden geliyor. Hukuki adımların atılması gerekiyor. Sürecin ikinci aşamasını ilan etti Önder Apo. O halde ikinci aşamanın gerekleri yerine getirilmeli. Bu konuda biz üzerimize düşeni yaptık, yapıyoruz hep. Dikkat edilirse yapılmıyor hep böyle, oyalama var, zamana yayma var, geçiştirme var. Ondan sonra da işte basın üzerinden bir psikolojik savaş yürütülüyor. Teslim olacaklar. Terörsüz Türkiye gelişiyor. Kanun çıkaracağız, hepsi gelecekler. Tek tek mi gelecekler, ne olacak? Birçok şey aslında tahrik edici. Ben onu belirtmek istiyorum. Tahrik edici, böyle olmamalı. Bu durum önlenmelidir. Bu bakımdan da evet, yasalar bekleniliyor. Meclis Başkanı hareketli, komisyonun hazırladığı rapor da vardı. Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlayacak yasalar gerekli. Bu işte demokratik siyasetin önünü açacak. Demokratik entegrasyon çözümünü gerçekleştirebilecek. Bu konuda bizim bir şeyimiz yok. Biz değişim dönüşümde kararlıyız ama karşı tarafın tutumu, yapacakları var. Bunlar bizim elimizde olan şeyler değil.

Önder Apo'nun durumu

Önder Apo’nun özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşturulması en erkenden acilen yapılması gereken bir durum. Bunun dışında da süreci ilerletecek herhangi bir şey yok. Bunu herkes söylüyor. Önder Apo da ifade etti. Biz defalarca söyledik. Kongre kararımız da böyleydi. Kararlar aldık ama uygulama gücünün kimde olduğunu net ifade ettik. Dikkat edilirse kimseyi kandırmak istemedik. Baştan tutumumuzu net ortaya koyduk. Önder Apo’nun yapabileceklerini biz nasıl yapalım? Bu mümkün değil. Süreci ilerletmek isteyenler, şu yasa, bu yasa, dağdan mı indirdiniz, tek mi gelirler? Bunlar bir yana. Önder Apo’nun durumu ne olacak? Özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşacak mı, kavuşmayacak mı? Sorun bu. Her şeyin önünü bu açar. Bunu yaparlarsa sürece stratejik yaklaşmış olurlar, ilerletirler. Türkiye’nin geleceği parlak olur. Bunu yapmazlarsa her türlü tehlikeli şeyler gelişebilir. İyi şeyler olmaz. İyi şeyin olmasının tek kaynağı Önder Apo’nun özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşması.

Bahçeli konuşuyor, pratik yok

Örneğin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli çok güzel konuşuyor. İyi şeyler söylüyor. Söylediklerini insan reddedemez ama pratiği yok, gerçekleşmiyor. Yine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da bazen önemli açıklamalar yapıyor ama sadece söz olarak kalıyor. AKP’nin o bazı sözcüleri var, zehir kusuyorlar. Sanki yeminli Kürt düşmanları. Kürtleri tahrik etmek, demokratik çevreleri tahrik etmek için oraya yerleştirilmiş özel savaş elemanları gibi. Demek ki stratejik yaklaşım yok, tutum yok. Öncülük edecek, siyaset bunun önünü açacak, siyasi irade yok. Siyasi irade günlük çıkarsal yaklaşıyor. Günlük siyasete, siyasi çıkara alet ediyor. Stratejik yaklaşımı yok. Geçici taktik yaklaşıyor. Taktik yaklaşım Türkiye’ye felaket getirir." BRÜKSEL

* * *

Erdoğan, süreci teğet geçti

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin dünkü Grup Toplantısı'nda devam eden sürece sadece İsrail bağlamında değindi. Erdoğan, "Kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız, 18. ayına giren sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki Türkiye'nin 40 yıllık 'terör' musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar, artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73 bin Gazzelinin kanına bakmadan çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar. Değerli kardeşlerim; biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız. Ve şunu bir defa herkes bilmeli: Allah'ın izniyle bizler kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz" dedi. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.