Türk tipi sömürge Kürdistan’da afyon

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

12 Kasım 2021 Cuma - 23:30

  • Afyonlamaya, Dersim’den başladılar. Önce, her şeyin meraklısı gençlere, mafya usulü “ikram” ile başladılar. Oradan giderek, her yerde çocuklara, gençlere hediye paketler sundular. Uyuşturucu alışkanlığı zamanla yayıldı. Yayılmayla birlikte, satın almaya para bulamayan gençlerin aileleri ve çevreyle sorunları, giderek dramatik olaylara sebep oldu.

İsviçre’nin adı çıkmış, ama Dersim, dağlarının farklılığıyla ayrışan bir yer yüzü harikasıdır. Taşı, toprağı, tepelerden dökülen, yerden bılklayarak kaynayan suları, havası, en önemlisi toprağın sunduğu nimetlerle apayrı bir  diyardır.

Türk tipi sömürge işgalinde, Dersimin doğası da düşman ve esirdir.

Kürdistan genelinde olduğu gibi, Dersim’de de seyahat edenler iki, bilemediniz üç kilometrede bir durduruluyor. Aşağılayan bir edayla kimlik kontrolü yapılıyor, araç aranıyor.

Ana yoldan sapma, güzelliklerin fışkırdığı dağlara sapmak isteyenlere ise “yasahhtır lan” denilerek, namlu doğrultuluyor.  Tüm dağların doruklarında, birer “kalekol” kondurulmuş. Alt Tepelere, minare gibi yükselen kuleler...

Uçan kuşu takip, insanın nefes alışını bile kontrol amaçlı bu kalekol ve kuleler, aslında Irak diktatörü Saddam’ın Kürdistan sarmalından taklittir. Ama bunlar geliştirdiler ve yaydılar.

Bunların her şeyleri taklit ya, Kürtleri afyonlama projesi de İngiliz sömürgeciliğinin eski Çin’deki uygulamasıdır.

Afyonlamaya, Dersim’den başladılar. Önce, her şeyin meraklısı gençlere, mafya usulü “ikram” ile başladılar. Oradan giderek, her yerde çocuklara, gençlere hediye paketler sundular.

Alışkanlığın alt yapısı oluşunca da satmaya başladılar.

Uyuşturucu alışkanlığı zamanla yayıldı. Yayılmayla birlikte, satın almaya para bulamayan gençlerin aileleri ve çevreyle sorunları, giderek dramatik olaylara sebep oldu.

Buna rağmen, uyuşturucu ağı genişledi. Köylere kadar yayıldı.

Bugün, alış-veriş ve tüketim gizli saklı da değil. Nerdeyse açıkta satılıyor, uyuşturucu.

Kürdistan’da her şeyi gören ve duyan Türk devleti, her nedense ilkokul çocuklarını afyonlayanları görmüyor, aile facialarından kopan feryatları duymuyor.

Geçtiğimiz günlerde, Dersim’den başlayarak Hakkari’ye uzanana bir gezi yapan bir dostumun anlattığına göre, uyuşturucuya paralel olarak, geleneksel Kürt toplumunu sarsan fuhuş da, “yüksek himaye” ile geliştirilip yayıldı.

Kısacası, Kürtlerin özgün ve seçkin yaşama kültürü, en korkuncu üstün değer yargıları, ağır bir bombardıman altında. Bu büyük bir toplumsal tuzaktı, büyüyen tuzaktır!..

Amaç, önünde hedefi, geleceğine dair hayali olmayan, uyuşturucuya esir, kişiliksiz, çürümüş yeni kuşaklar yaratmaktır.

Çünkü Kürdistan işgal toprağı, insanlarıyla birlikte dağı, taşı da düşmandır.

Siz onların nutukları ve kağıt üstünde Kürt’e vatandaş demelerine bakmayın. Bu da kimlikleri, soy-sopları kadar büyük bir yalandır. Kürtler düşmandır. Düşman muamelesi görmektedirler.

Tutaklı Ali Boçnak, ibadet anlamında Kürtçe mevlüt okuduğu için, hapsedildi ve hapishanede öldü.

Kürt çocuklarına askerlik yaptırıyor, askerken kardeşleri, ana balarına da saldırtıyorlar, ama evine döndüğü an, düşman muamelesi gören düşman oğlu düşmandır.

Ödediği vergi, Osmanlı sömürgeciliğindeki gibi bir haraçtır. O ödemenin Kürtlere hiç bir dönüşü yok, asla olmadı.

Tarih boyunca, sayısız sömürgeci geldi geçti, yer yüzünden. Ancak hiç biri, işgal ettiği ülkenin doğasını düşman ilan edip savaş açmadı.

Günümüzün Türk tipi sömürgeciliği, “IŞİD’çilik”tır. Yalnız kendisinden olmayan insana değil, doğaya, tarih ve her türlü güzelliğe de düşmandır. Bu yüzden Kürdistan’da “Hecüc Mecüc” hayaletini dolaştırmaktırlar.

O nedenle, yıkım makinalarıyla Kürt’ün yurduna dadandılar. Yangınlarla ilerlediler. Ağaç adına bir şey bırakmadılar.

Yakamadıkları ormanları, en son Bingöl’de yaptıkları gibi, kesip kazanca çevirdiler.

Erişebildikleri her yerde nehirleri, küçük suları barajlayarak doğayı, doğanın sunduğu yaşama alanlanları, nimetlerini, tarihin zenginliklerini suyla boğup yok ettiler.

Zihniyet, Hecüc-mecücün kafası olunca, Kürt ezeli düşman olur. Bu düşmanlığı sürdürüyorlar.

Salt kötülük olsun, uyuşturucu yayıp Kürt çocukları, gençlerini afyonlıyorlar. Sınır tanımayan düşmanlıklarının da bir projesidir, bu. Projenin yaratıcı ve uygulayıcıları, yeni kuşak Kürt çocuklarının ruh ve bütün bir geleceği, planlı olarak yaratılan kezzaplı bataklıkta çürütmek istiyorlar.

Ha, bu düşmanlığa karşı çare mi? Bunu, herkes düşünmelidir...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.