Türk vahşeti sınır tanımıyor

16 Temmuz 2021 Cuma - 21:02

 Türk devleti, Efrîn işgaline karşı savaşırken şehit düşen savaşçıların defnedildiği mezarları açarak, cenazeleri teşhir etti; kendi resmi ajansıyla da ”YPG’nin infaz ettiği kişilerin toplu mezarı” diye servis etti.

 Efrin İnsan Hakları Örgütü Sözcüsü İbrahim Şêxo, mezarlığın Efrin Yerel Yönetim Meclisi’nin arkasında bir vatandaşa ait arazide bulunduğunu; işgal saldırısının başladığı dönemde bu mezarlığın oluşturulduğunu söyledi.

 QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdi ise Efrîn’i savunurken şehit düşenlerin mezarlığının ”toplu mezar” olarak dünya kamuoyuna sunulduğunu söyleyerek, uluslararası toplumu, bu vahşete karşı harekete geçmeye çağırdı.

Efrîn’i işgal saldırılarında şehit düşen YPG ve YPJ savaşçıları ile sivillere ait cenazeleri mezarlarından çıkaran Türk devleti ”toplu mezar” olarak servis etti.

Türkiye’nin 20 Ocak 2018’deki Efrîn’i işgal saldırılarında şehit düşen savaşçıların saldırı koşullarından dolayı gömüldüğü ve yeni oluşturulan Avesta Mezarlığı, önceki gün Türk devletinin saldırısına uğradı. Avesta Mezarlığı’nda bulunan cenazeler, Türk devleti tarafından çıkarıldı. Türk Savunma Bakanlığı, yaptığı açıklamada, ”PKK/YPG’nin kan donduran bir savaş suçu”nun daha gün yüzüne çıktığı öne sürüldü. Bakanlık, ”Savcı gözetiminde yapılan kazıda, çuvalların içine konmuş şekilde 35 ceset bulundu. Bölgede kazı çalışması devam ederken ceset sayısında artış olabileceği değerlendiriliyor” diye devam etti, ardından da sayının 68’e çıktığını duyurdu. Türk devletinin resmi ajansı AA da “Afrin’de 35 kişinin gömüldüğü toplu mezar bulundu” başlığıyla servis ettiği haberde, “YPG/PKK, kontrol ettiği bölgelerde eli silah tutan herkesi saflarına katılmaya zorluyor, karşı çıkanları infaz ediyordu” diyerek, mezarlıkta çıkarılan cenazelerin infaz edildiğini ileri sürdü. Bir sonraki gün 15 Temmuz’da “Afrin’de toplu mezardan çıkarılan ceset sayısının 61 olduğu açıklandı” başlıklı haberi servis eden AA, haberinde Türk devletinin paravan yapılarından biri olan Afrin Yerel Meclisi Başkanı Muhammed Şeyh Raşid’in iddialarına da yer verdi. Türk ajanı Raşid, şunları öne sürdü: ”Afrin şehir merkezinde Villalar Caddesi’nde bulunan toplu mezarlıktayız. Cesetleri gördüğümüzde şoke olduk, cenazeler toplu bir şekilde gömülmüşler, poşetler içinde üst üste atılmıştı, toplu mezara koyup üzerlerini kapatmışlar. Bulunun ceset sayısı şu ana kadar 68. Gördüğünüz gibi bu toplu mezar yerleşim alanların içerisinde, Afrinli olarak burada mezar olmadığını biliyoruz. Buralar PKK terör örgütü kontrolündeyken çok insan bilir, onlara karşı gelen şahısların kaybolması, infaz edilmeleri duyumları vardı. Büyük ihtimalle bu mezarlıkta, kaybolan ve onların karşısında duran şahısların toplu mezarlığı olabilir. Bu alan mezarlık değil, burası yerleşim alanı içerisinde boş araziye çabuk ve acele olarak gömülmüş toplu bir mezarlık.”

Şêxo: Toplu mezar değil

Bu vahşet ve yalan haberler üzerin açıklama yapan Efrîn İnsan Hakları Örgütü Sözcüsü İbrahim Şêxo, mezarlığın Efrîn Yerel Yönetim Meclisi’nin arkasında bir vatandaşa ait arazide bulunduğunu söyledi. Şêxo, “Bu mezar, Türk ordusunun işgal saldırısının başladığı dönemde açıldı. Halk o dönemde şehitlerini mezarlıklara gömemediği için burada gömüyordu. Toplu mezar değil, halka ait bir mezar” dedi. Yoğun bombardımanlar nedeniyle cenazelerin bu mezarlıkta defnedildiği biliniyordu.

Şehit Avesta Şehitliği’dir

Firat Bölgesi Şehit Aileleri Meclisi, yaptığı açıklamada, cenazelerin Türkiye’nin Efrîn’e yönelik saldırılarında şehit düşen YPG ve YPJ savaşçıları ile sivil şehitlere ait olduğunu belirterek, mezarlığın tahrip edilmesine tepki gösterdi. Şehit Aileleri Meclisi’nin açıklamasında, şunlar kaydedildi: “Türk devleti hiçbir insanlık değerini dikkate almıyor. Herkesin gözü önünde Efrîn’de insanlık suçları işliyor. Türk devletinin vahşeti öyle bir noktaya geldi ki artık şehitlerimizi mezarlıklarından çıkarıp fotoğraflarını servis ediyor. Şehitlerimizin cenazelerini toplu mezar gibi göstermeye çalıştılar. Ancak ortaya çıkan görüntüler incelendiğinde mezarların çıkarıldığı yer Şehit Avesta Şehitliği’dir. Oradaki cenazeler Efrîn’deki direnişte şehit düşen savaşçıların mezarlarıdır. Türk devleti daha önce de bu tarz suçlar işlemişti. Bu onun için yeni değildir.”

Mezarlıktan çıkarılan cenazelerin nereye götürüldüğü öğrenilemedi.

Halk mezarlıklara ulaşamadı

 MA’nın ulaştığı Efrînliler, söz konusu bölgenin 2018’de açılan ”Şehit Avesta Şehitliği” olduğunu teyit etti. Efrînliler, Türkiye ve bağlı çetelerin saldırılarında halkın mezarlıklarına ulaşamadığını, bu nedenle saldırılarda şehit düşen aralarında çocukların da bulunduğu siviller ile YPG ve YPJ’lilerin cenazelerinin buraya defnedildiğini söyledi. Efrînliler, saldırılar altında şehit düşenlerin bir kısmının dini vecibelerinin yerine getirilemediğini, birçok cenazenin daha sonra taşınabilmek üzere defnedildiğini kaydetti. 

Ebdî: Soykırımı durdurun

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî, savaşçı ve sivillerin cenazelerinin bulunduğu mezarlığın açılmasına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Ebdî, mezarlıktan çıkan cenazelerin ”toplu mezar” olarak yansıtıldığına işaret ederek, şu çağrıda bulundu: ”İşgal sırasında Efrîn’i savunurken şehit düşen şehitlerin mezarlığını Türk işgal güçleri, gerçekleri çarpıtarak ”toplu mezar” olarak dünya kamuoyuna sunuyor. Uluslararası toplumu bu soykırımı durdurmak, Efrin ve sakinlerini savaş suçlarından ve insanlığa karşı suçlardan korumak için derhal harekete geçmeye çağırıyoruz.”  ŞEHBA

 

Efrîn’de işlemediği suç kalmadı

 

Türk devletinin 18 Mart 2018’den bu yana işgal altında tuttuğu Efrîn’de işlemediği suç kalmadı. Efrîn işgali sonrası Efrîn’de kalan Kürtlerin sayısı yüzde 23’ü geçmiyor.

Türk devletinin Efrîn’de planlı bir şekilde yürüttüğü demografik değişim politikalarına dikkat çeken Suriye-Efrîn İnsan Hakları Örgütü’nün açıkladığı son bilançoya göre; Kürtsüzleştirilen Efrîn’in köy ve ilçelerine 400 binden fazla kişi yerleştirildi, bu kişilerin çoğu özellikle de İdlib’in güneyi, Halep ve Şam’ın Doğu Guta bölgesinden getirildi.

Türkleştirme ve Türkçeleştirme

Sokak, köy ve kamu alanlarının isimleri değiştirildi ve resmi kurumlara Türk bayrakları asıldı. İşgalci Türk devleti Efrîn merkezinde bulunan Azadî Meydanı’nın ismini Atatürk Meydanı, Newoz Kavşağı’nı Selahattin Kavşağı, Wetani Kavşağı’nı 18 Mart Kavşağı ve Kawayê Hesinkar Kavşağı’nı ise Zeytin Dalı olarak değiştirdi. Bununla birlikte Qestela Miqdad köyünün Selçuk Obası, Kotana köyünün Zafer Obası ve Kurzêlê köyünün  adı da Cafer Obası olarak değiştirildi. Stratejik Kürt bölgelerine de Osmanlı isimleri verildi, Türk bayrakları ve Erdoğan fotoğrafları asıldı. Okullarda da Türkçe dayatılıyor ve Türk bayrakları asıldı. Dükkan ve sokaklarda Türkçe afişler asıldı, Êzîdîlerin kutsal mekanları, türbeleri ve ibadet yerleri talan edildi. İşgal edilen her yerde yurttaşlar Türk kimliği çıkarmaya zorlanıyor.

7 bin 754 kişi kaçırıldı

Türk ordusu ve çeteleri, üç yıl içinde 7 bin 754 sivili kaçırdı, bunların neredeyse yarısının akıbeti bilinmiyor. Birçok sivil kaçırıldı ve serbest bırakılmalarına karşılık fidye istendi.

Bin 200 kadından haber yok

83 kadın kaçırıldı, 5’i intihara sürüklendi, 70’i ise tecavüze maruz bırakıldı. Bunun dışında kadınlar her gün şiddetle karşı karşıya bırakıldı. Üç yıl içinde kaçırılıp herhangi bir haber alınamayan kadınları sayısı ise bin 200’ü buldu.

646 sivil katledildi

646’dan fazla sivili katledildi. Bunlardan 500’ü bombardıman sonucu, 82’den fazlası da işkence edilerek katledildi. Ayrıca 705 sivil yaralandı. Bunlardan 306’sı çocuk, 2 bin 16’sı kadın.

Çaldı, yağmaladı, talan etti

Efrîn’in işgalinin başından bu yana 327 bin 330 zeytin ağacı ve farklı ağaç türlerini kesildi. Çaldıkları ağaçlardan elde ettikleri odunların ticaretini yaptı. 17 binden fazla zeytin ağacını ve diğer ağaç türlerini yaktı. Bununla birlikte 11 bin 600 hektarlık ağaçlık alanı ateşe verdi.

On binlerce sivilin evine el konuldu, onlarca ev cezaevlerine ve çete merkezlerine dönüştürüldü. Zeytin hasatlarına el konulup Cindirêsê ilçesindeki Hemam Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye götürdü. Türk devleti bu sınır kapısını zeytinleri ve çaldıklarını Türkiye’ye götürüp İspanya ve ABD gibi uluslararası pazarlarda satmak için açtı.

Tarihi yerleri yok etti

Efrîn Tarihi Eserler Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre Efrîn’de 96 tarihi tepe vardı. Bu tepelerin büyük bir kısmında kazı yapıldı ve talan edildi. 28’den fazla tarihi yer ve ambar yerle bir edildi.

15’ten fazla mezarlık

15’ten fazla mezarlık talan edildi. Bir mezarlık da hayvan pazarına dönüştürüldü.

Tren raylarını kadırdı

Raco ilçesindeki Meydan Ekbes köyünden, Şêrawa’nın Kefer Cenê köyüne, buradan da Qitmê köyünden geçen tren yolunun tüm raylarını kaldırdı ve Ezaz’daki tüccarlara sattı.

2020’nin suçları

Suriye-Efrîn İnsan Hakları Örgütü’ne göre; işgalci Türk ordusu 9’u kadın 58’den fazla sivili katletti, 88’i kadın 976 sivili kaçırdı ve 70 binden fazla zeytin ağacını kesti. Bununla birlikte Cindirêsê ile Hatay arasında bir yol yapmak için binlerce ağacı kökünden kesti, çoğunu yaktı. 50 tarihi yerde kazı yapıldı ve tarihi yerler talan edildi. 39 yerde patlama meydana geldi. Patlamalarda 170 sivil yaşamını yitirdi ve birçoğu yaralandı. Göçmenlerin 170’den fazla evi ve mülküne el konuldu.

2021’in suçları

İşgalci Türk ordusu ve çeteleri, 2021’in ilk 6 ayında 9’u kadın, 13’ü çocuk 35 yurttaşı katletti. 25’i kadın, biri bebek 303 sivili kaçırdı. Ayrıca 13 bin 230 ağaç kesti, 5 binden fazla ağacı yaktı, 11 binden fazla ağaca el koydu. Bununla birlikte 13 tarihi yer talan edildi.

Etrafını bombalıyor

İşgal ettiği yerlerdeki suçlarıyla yetinmeyen Türk devleti, işgal edemediği etraftaki bölgeleri de sürekli karadan bombardıman tabu tutuyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.