Türk yargısı karar versin

Dedeoğulları Ailesi katliamı davası

Dedeoğulları Ailesi katliamı davası

  • Dedeoğulları Ailesi'nin katledilmesine dair kamera görüntüleri ve ses kayıtlarının silinmesi ve tahrif edilmesi dolayısıyla açılan davada avukat Atilla Kart, mahkemenin karar vermesini istedi:
  • "Ya 'Ben bu  suçun üstünün örtülmesine izin vermiyorum. Görev ve yetkini kötüye kullandın' ya da 'Ben de katliamları yapanları korumaya devam edeceğim' diyecek."

Konya'nın Meram İlçesinde 30 Temmuz 2021'de Dedeoğulları Ailesi'ne yönelik ırkçı saldırıda 7 kişinin katledilmesine ilişkin, idarenin ihmali ve sorumluluğunun tespit ve tazmini talebiyle açılan davanın duruşması, Konya Adliyesi 2. İdare Mahkemesi'nde görüldü.

Duruşmaya ailenin yakınları ve avukatlar ile DEM Parti temsilcileri katıldı. Davalı taraf İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu. Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada ilk olarak söz alan Dedeoğlulları Ailesi avukatlarından Atilla Kart, dava sürecinin 2023'te başlamasına rağmen gerekliliklerinin yapılmadığını belirtti. Aileye yönelik 12 Mayıs 2021'de gerçekleşen ilk saldırı sonrası gerekli yasal tedbirlerin alınmadığını vurgulayan Kart, sonrasında yaşanan katliamı şu şekilde ifade etti: "Mehmet Altun, 14 dakika içinde 7 kişiyi hedef alarak katlediyor. Bu katliam kameralara yansıdı. Tetikçi katil, amacına ulaştı. Kendisine dikte edileni yaptı. Ailenin hayatta kalan tek üyesi, 12 Mayıs saldırısının ardından eve kamera kuruyor. O görüntüler de yakılmış olsaydı bu dava faili meçhul olarak kalacaktı. Bu katliamın sosyolojik, kültürel ve kamusal boyutu vardır."

Kamera kayıtları silindi

Fail Altun'un ilk saldırıdan sonra çeşitli kentlerde lüks otellerde konakladığını ve belli bir güzergahta gezdiğini hatırlatan Kart, "Profesyonel bir planlama ve kamunun desteğini gösteriyor. Evdeki kamera kayıtlarından alınan görüntü kayıtlarında 18.34-18.36 dakikaları arasındaki katliam görüntüleri yok ediliyor ve idari ve adli merciler 'Bunu görmezden gelelim' diyor" diye konuştu.

Devlet HTS kayıtlarında

Avukat Kart, adli soruşturmada görev ve sorumluluk üstlenen görevlilerin suistimalinin bulunduğunu ve fail Altun'un cep telefonuna ait HTS kayıtlarında Emniyet Genel Müdürlüğü, Ankara Emniyeti, Kara Kuvvetleri Komutanlığında sinyal verdiği tespit edildiğini hatırlatarak, "Bu kurumlardan tetikçinin korunduğuna ve delillerin yok edildiğine dair araştırma talep ettik. Kara Kuvvetleri Komutanlığı, inceleme yaptıklarını ve bulguya ulaşılamadığı şeklinde yanıt verdi. İçişleri Bakanlığı herhangi bir yanıt vermedi. Cevap vermeyip bir an önce tazminat hesabına girdiler" dedi.

Kayyumdan maaş alıyormuş

Kart, fail Altun'un katliam öncesinde 29 Haziran 2021'de Ankara'ya gitmesinin ardından 30 Haziran'da HTS kayıtlarına göre EGM Destek Başkanlığı Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından arandığını söyledi. Kurt, "İşsiz olarak bilinen, herhangi bir sigorta bulunmayan Mehmet Altun, 2017'de TMSF tarafından kayyum atanan Akdeniz Cam Alüminyum adlı şirketten düzenli ödemeler alıyor" dedi.

Tutanak tahrif edildi

Fail Altun'un katliamın ardından 2 Ağustos'ta Emniyet'i arayarak gerçekleştirdiği 35 dakikalık telefon görüşmesine ait 2022'de hazırlanan tutanakta yaklaşık 15-20 dakikalık görüşme kaydının "anlaşılamadı" denilerek tahrif edildiğini hatırlatan Kart, "Bu görüşmede tetikçi 'Bunlar insan değil. 7 kişiyi öldürdüm 5 kişiyi daha öldüreceğim' şeklinde pazarlık yapıyor. Olayın en önemli tutanağı emniyet tarafından tahrif ediliyor. Bu delil karartmadır" ifadelerini kullandı.

Devlet eliyle suç

Failin katliam öncesi telefonunun Bozkır ilçesinde bıraktığına dikkat çeken avukat Kart, şöyle devam etti: "Kamera kayıtları olmasaydı telefonunu 100 km ötede bırakmıştı, 'ben orada değildim' diyecekti. Bu kurguyu kamusal destek olmadan gerçekleştirebilir mi? Emniyet'in delil karartmaları, yasa dışı müdahaleleri, yargının ve idarenin görevini hakkıyla yapamaması dolayısıyla adalete erişemiyoruz. Bu örgüt suçudur. Bir aileyi yok etmek pahasına, kamu eliyle örgüt suçu işliyorsunuz. Mahkemeye defalarca dilekçe vererek araştırma talebinde bulundum, ancak herhangi bir cevap alamadım. Yaşam hakkını korumakla görevli ve sorumlu olan kurumlar, bu sorulara neden cevap vermez, neden görevini kötüye kullanmaya devam eder. Biz tazminat ile zenginleşme arayışında değiliz. Buradan alınacak tazminatın çocuk esirgeme kurumlarına bağışlanacağını belirttik. Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasal kurumlarının ihmal, ihlal ve suistimalini anlatmaktan keyif almıyoruz."

Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı avukatları ise beyanlara karşı davanın reddini talep etti.

Mahkeme ileri bir tarihte kararını açıklamak üzere duruşmayı sonlandırdı.

Kaygılarımız duruyor

Duruşma sonrası adliye önünde ailenin avukatları açıklama yapıldı. Mahkemenin vereceği karara dair endişelerinin olduğunu söyleyen avukat Atilla Kart, şunları söyledi: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasal sorumluluğunun gereğini yapmayacağını, yapmaktan kaçınacağının kaygısını taşıyoruz. Çünkü mahkeme de İçişleri Bakanlığı gibi bu incelemenin, soruşturmanın yapılmasını sağlamadı. Bu katliamın korunması konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasal kurumlarının yasal sorumluluğu konusunda bir karar vermesi gerekiyor. Mahkeme ya diyecek ki 'Ben bu  suçun üstünün örtülmesine izin vermiyorum. Görev ve yetkini kötüye kullandın' diyecek ya da 'Ben de katliamları yapanları korumaya devam edeceğim' diyecek." KONYA

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.