• Bir daha eski günlere dönülemeyeceğini; Türkiye tarihinde bu kritik eşiğin aşıldığını savunan hukukçu Eşber Yağmurdereli, "Türkiye, yeni şartları irdelemek, kavramak ve ona göre davranmak zorundadır" dedi. 

 

Silahların imha edildiği 11 Temmuz’daki törene katılanlardan Eşber Yağmurdereli, “Abdullah Öcalan'ın derhal özgürlüğe kavuşması gerekir. Artık burada ayak sürecek, erteleyecek bir şey kalmamıştır” dedi.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin 11 Temmuz’daki silah yakma törenine tanıklık edenlerden hukukçu Eşber Yağmurdereli, yıl dönümü vesilesiyle MA'dan Helin Özgün'e konuştu. 1990’lı yılların başından bu yana ateşkes kararları ve barış girişimlerine işaret eden Yağmurdereli, 25 yıl boyunca barışın sağlanması ve silahların susması için verilen mücadelenin aktif bileşeni olduğunu, bu nedenle uzun yıllar tutsak edildiğini hatırlattı. Yağmurdereli, "Bir mücadelenin simgesi olarak silahlarının yakılması olayına tanıklık etmek, benim gibi ömrü devrimci mücadele içinde geçmiş insanlar için son derece önemliydi. Bunun için gittim, orada hazır bulundum ve izledim” dedi. Devletin, şiddet politikalarının asli taşıyıcıları ve yürütücüleri tarafından bile kabul edilmek suretiyle yeni sürece girildiğini hatırlatan Yağmurdereli, "Bugün ayak sürmelerinin tek nedeni, Türkiye'deki oligarşik yapının henüz psikolojik olarak barışa kendini alıştırmamasından kaynaklanıyor. Türkiye'deki devlet şekillenmesinin bu noktaya gelmesi, uzun bir psikolojik rehabilitasyon dönemini gerektiriyor. Şimdi Türkiye'de devlet şekillenmesi, bu rehabilitasyon dönemini yaşıyor. Onun için süreç uzamaktadır. Bu bir kabullenme, aşılma sürecidir ama ne kadar uzarsa uzasın Türkiye, artık bir daha o bir-iki sene önceki  şartlara dönmez, dönemez” diye konuştu.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin 1990’ların başından itibaren barış talebini dile getirdiğini, Kürt halkının o dönemden itibaren barış meselesini içselleştirdiğini, 1991’de grup kurarak Meclis'te yer aldığını hatırlatan Yağmurdereli, devletin adım atmadığını ama bugün için artık kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Öcalan'ın fiziki özgürlüğü

Sürece dair yasa çalışmaları bittiğinde tarafların tamamen toplumsal yaşama katılması gerektiğini belirten Eşber Yağmurdereli, şöyle devam etti: “Bu işin baş aktörü de Abdullah Öcalan olduğuna göre en başta Türkiye'nin özgürleşmesi, Abdullah Öcalan'ın özgürleşmesinden geçer. Bu, sosyolojik ve tarihi olarak gerçek olduğu gibi uluslararası hukuk bakımından da son derece uygundur. Uluslararası hukuk ve Türkiye'nin de katıldığı AİHS maddeleri gereğince Abdullah Öcalan'ın derhal özgürlüğe kavuşması gerekir. Artık burada ayak sürecek, erteleyecek bir şey kalmamıştır.

Silah yakanların gelmesi

Aynı biçimde hâlâ iki senedir silahtan el çeken ve dolayısıyla artık barış savunucusu noktasında kendilerini temellendirmiş durumda bulunan, benim de hapishane arkadaşlarım içlerinde olmak üzere bir kesimin de kayıtsız şartsız yaşamaya çalıştıkları mağaralardan çıkarak Türkiye'de toplum yaşamına katılır bir duruma getirilmesi gerekir. Artık burada tereddüt edecek bir şey yoktur. Bir örgüt silah bırakmışsa bırakmıştır artık. Bir daha silahlara dönülemez. Bunu devlet de gayet iyi biliyor. Tereddütlerle bu süreyi durdurmanın, daha fazla uzatmanın bir anlamı yoktur.”

Devlet gerçekçi olmalı

'Çerçeve yasa' tartışmalarına işaret eden Yağmurdereli, "Toplumun beklentisi mi karşılanacak, yoksa siyasilerin psikolojik takıntılar mı?" diye sorarak, şunları söyledi: "Toplum ve tarih, Türkiye'deki siyasi iktidarların veya Türkiye siyasetinde hakim olan kliklerin önüne gerçekçi olmayı bir görev olarak koymuştur. Toplumun beklentilerine ve tarihin akışına uygun biçimde bir çözüm getirmek devletin görevidir. Halkın da bunu talep etme ve bekleme hakkı vardır.”

Artık eskiye dönülemez

Artık bir daha eski günlere dönülemeyeceğini; Türkiye tarihinde bu kritik eşiğin aşıldığını savunan Yağmurdereli, “Artık bundan sonrası uygulama, teferruatla ilgili şeylerdir. Türkiye bir daha eski şartlara dönmeyeceğine göre yeni şartları irdelemek, açıklamak, ne anlama geldiğini kavramak ve ona göre davranmak zorundadır. Türkiye'nin bugünkü durumu budur. Türkiye'nin geleceği açıktır. Eninde sonunda tarih hükmünü icra ediyor ve Türkiye'deki hükmü demokratik bir cumhuriyettir; Türkiye bunu başarmaya yaklaştı ve başaracaktır. Artık Türkiye'de barış ve demokrasi meselesi engellenemez” şeklinde konuştu.

Umutlu ve iyimser

Son derece umutlu ve iyimser olduğunu paylaşan Yağmurdereli, "Çünkü devrimci bir hareketin eninde sonunda hedeflerine ulaşacağına inanıyordum ve öyle de oldu. Hiçbir şey, yaşadığımız hiçbir şey boş değildir ve çektiğimiz acıların bir karşılığı vardır. Kaybettiklerimizin karşısında çok daha fazla şey kazandık” dedi. İSTANBUL