Tutsaklar çürütülmek isteniyor

25 Mart 2022 Cuma - 18:30

İHD İzmir Şubesi Yöneticisi Ahmet Çiçek

İHD İzmir Şubesi Yöneticisi Ahmet Çiçek

  • Tecrit, hasta tutsakların durumu ve infaz ertelemelere dikkat çeken İHD İzmir Şubesi Yöneticisi Ahmet Çiçek, tutsakların çürütülmek istendiğini söyledi. 

 

Cezaevlerinde hak ihlalleri artarak devam ediyor. Son yıllarda buna hasta tutsakların ölümlerinin yanı sıra “intihar” denilen şüpheli ölümler de eklendi. Son olarak Iğdır S Tipi’nde iki, Van F Tipi’nde ise bir tutsak şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Yine cezaevlerinde işkence, tecrit ve kötü muamele de sık sık gündeme geliyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) son raporlarına göre; cezaevlerinde 605’i ağır, en az bin 604 hasta tutuklu bulunuyor. Yılbaşından bu yana en az 11 tutsak yaşamını yitirdi. Adli Tıp Kurumu (ATK), Mehmet Emin Özkan ve Aysel Tuğluk örneklerinde görüldüğü gibi onlarca hasta tutsağa gerekli raporu vermiyor. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre; 30 Kasım 2021 itibarıyla cezaevlerinde 295 bin 754 tutuklu ve hükümlü bulunuyor.  İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun, sadece 2021 Yılı Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri raporuna göre; 2021'de 6 bin 222 ihlal tespit edildi. Kötü muamele, darp ve işkence vakaları, bir önceki yılı ikiye katlayarak 2 bine yaklaştı. 

Üç başlık altında ihlaller

İHD İzmir Şubesi Yöneticisi Ahmet Çiçek, MA'dan Tolga Güney'e yaptığı açıklamada, cezaevlerindeki hak ihlallerini üç başat unsur üzerinden ele almak gerektiğini söyledi. Çiçek, ilk unsurun tecrit olduğunu kaydetti. “Tecrit, Abdullah Öcalan’ın İmralı’ya götürülmesinden sonra ortaya çıkan bir kelime oldu” diyen Çiçek, “Bu tecridin daha sonra yavaş yavaş bütün cezaevlerine yayıldığını görüyoruz. Tecrit, sadece diğer insanlarla görüştürülmemek değil. Aynı zamanda hapishane içindeki ve dışındaki iletişime müsaade edilmiyorsa tecrit vardır. Mesela mahpuslara görüş ve iletişim cezası verilip uzatılınca tecridin başka bir boyutu yaşanıyor. Cezaevi içindeki mektuplaşmalar bile salgın bahane edilerek durduruldu. Bu da insanı tamamen psikolojik olarak çürütmeye götürür” şeklinde konuştu. 

 Iğdır ve Bodrum’da S Tipi

Tecridin son zamanlarda daha da yoğunlaştırılmış halinin S Tipi cezaevlerinde görüldüğüne dikkat çeken Çiçek, “S tiplerinde 3’e 1 ve 1’e 1 hücreler bulunuyor. 3’e 1’de 3 tane tekli hücre ve 3’ünün ortak volta atma yeri var. Bir de tek kişinin kaldığı ve volta atma yerinin olduğu hücreler var. Bu bir kişinin olmuş olduğu yer daha yoğun tecridi getiriyor. 3 kişi en azından volta atarken aynı zamana denk geliyorsa orada daha rahat olabiliyor. S Tipi şu anda Iğdır ve Bodrum’da var. Hangi akla hizmetle böyle bir şey hazırlanmış bilmiyoruz. Bu F Tipi'nden daha yoğun bir tecridi getiriyor” dedi. 

 Hasta tutsakların ölüme terki

Cezaevlerindeki bir diğer hak ihlalinin ise hasta tutsakların duruma olduğuna dikkat çeken Çiçek, yavaş yavaş ölüme gönderildiklerini söyledi. Müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet almış tutsakların cezaevlerinde hastalandığını kaydeden Çiçek, “Bunların birçoğu tutuklanmadan önce hasta değillerdi. Süreç içerisinde hem cezaevinin yaşanılmayacak ortamı hem tedavilerin aksaması, derinleşen bir sağlık sorununa dönüştü. Bu sağlık sorunları kronikleşmeye başladı. Cezaevlerinde ilaç, tedavi ve yemek gibi konularda da sorun yaşıyorlar. Bunun sonucu kaçınılmaz olarak ölümlerdir. Yılbaşından beri kadar ölüm haberini aldıklarımız var.” 

Suçu yazmak doktorun işi değil

ATK’nin hasta tutsaklar konusundaki tutumuna değinen Çiçek, şöyle devam etti: “Eğer özel hastanelerdekiler hekimse ve raporları bilimselse ATK’nin verdiği rapor nedir? Bir ATK raporu elimize geçti. Raporda hangi suçlardan tutuklandığı yazıyordu. Doktor olarak o suçları oraya yazmak senin işin değil. Onların suçuna göre değil, sağlık durumuna göre karar verirsin. Eğer suçuna göre karar veriyorsan o zaman düşman hukuku uyguluyor demektir. Biz ATK’nin tek karar mercii olmasından çıkmasını istiyoruz. Tam teşekküllü özel hastanelerin vermiş olduğu raporların da geçerli olması gerekir.” 

 Ceza bitmesine rağmen

Bir diğer hak ihlalinin ise infaz yakmalar olduğunu işaret eden Çiçek, denetimli serbestlik haklarının özellikle politik tutsaklarda kullandırılmadığını söyledi. Yasalar ile pratik uygulamanın birbirinden farklı olduğunun altını çizen Çiçek, şunları dile getirdi: “Denetimli serbestlik ile ilgili kurulan komisyonlarda çok keyfi davranıldığını biliyoruz. Gereksiz sorular soruluyor. Bu sorular sonucunda kendi kendilerine ‘Tutuklu denetimli serbestlik hakkını kazanacak pozisyonda değildir’ diyerek tutukluluğu 8 ay daha uzatıyorlar. 8 ay sonra bir daha uzatılıyor. Böyle olunca tutukluyu anayasada belirtilen durumdan daha fazla yatırıyorlar. Üstüne tahliyeleri gelen ağır hasta mahpusları da bırakmıyorlar.” 

Psikolojik çöküş isteniyor

İnfaz yakmaların tutsak ve yakınlarında psikolojik yıkım yarattığını belirten Çiçek, şunları söyledi: “Aileler yakınlarının tahliyesine iki gün kaldığını düşünüyor. Odasını hazırlıyor, sevdiği yemekleri yapıyor ve gidip almayı düşünüyorlar. Hatta cezaevine kadar gidip eli boş dönmüş aileler var. Onların çok da sağlam bir psikolojisi olmaz. Herkes birden çöküntüye uğrar. Sonra tutuklu için düşünelim. Tam tahliye zamanı geldi. Tahliye edileceğine dair annesi-babası ile konuştu ve tahliye etmediler. Bazılarını denetimli serbestlik hakkını kullandırılmayıp onun da bitmiş olmasına rağmen başka cezalar verilerek, tahliye etmiyorlar. Böyle olunca da hem hasta mahpusların ölüme gitmesi hızlanıyor hem de psikolojik olarak çökmelerine neden oluyor.” 

 Bilinçli üç cezalandırma

Cezaevlerinde yaşanan bu hak ihlallerinin kesinlikle bilinçli birpolitika olduğunu ifade eden Çiçek, tutsakların üç kere cezalandırıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti: “İlk olarak dışarıdan içeriye aldınız, özgürlüğü yok oldu. Özgürlüğü yok olmuş kişinin içerideki temasını da engellediniz, yani sosyal alandan tecrit ettiniz. Üçüncüsü dışarıya sesini duyurup haklarını talep etmek için yaptığı görüşmeleri, dilekçe ve haklarını elinden aldınız. Siz onu çürütmeye yönelik hareket ediyorsunuz.”   İZMİR

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.