-
İsrail’deki Ürdün Vadisi’nde bulunan Ubeidiya tarihöncesi yerleşiminde yapılan yeni tarihlendirme çalışması, yerleşimin sanılandan yaklaşık 400 bin yıl daha eski olduğunu ortaya koydu. Bu da Afrika dışındaki erken hominin varlığının 2 milyon yıl öncesine kadar uzandığını gösteriyor.
DOĞAN BARIŞ ABBASOĞLU
Quaternary Science Reviews dergisinde yayımlanan çalışmada, Celile Gölü’nün güneyinde yer alan Ubeidiya sahasının 1,93 ile 2,13 milyon yıl öncesine tarihlendirildiği belirtildi. Bu alan daha önce yaklaşık 1,5 milyon yıl öncesine ait kabul ediliyordu.
Ubeidiya, erken insan türlerinin Afrika dışına geçiş yolları üzerinde bulunan en önemli alanlardan biri olarak kabul ediliyor. Saha, bir zamanlar Ürdün Vadisi’nde bulunan eski bir gölün bataklık kıyısında yer alıyordu. 1960’lardan itibaren yapılan kazılarda burada çok sayıda çakmaktaşı alet, hayvan kemiği ve az sayıda hominin kalıntısı bulundu.
Yeni tarihlendirme, Afrika’dan çıkışın tek bir türün ya da tek bir göç dalgasının sonucu olmadığını düşündürüyor. Bulgular, aynı dönemlerde farklı hominin türlerinin Afrika dışına yayılmış olabileceğine işaret ediyor.
Ubeidiya’nın yaşı yeniden hesaplandı
Ubeidiya uzun süre göreli kronolojiyle tarihlendirildi. Bu yöntem, alanda bulunan taş aletlerin ve hayvan fosillerinin başka bölgelerdeki örneklerle karşılaştırılmasına dayanıyordu. Yeni çalışmada ise Kudüs İbrani Üniversitesi’nden jeolog Prof. Ari Matmon ve ekibi, sahaya mutlak bir yaş vermek için üç ayrı tarihlendirme yöntemi kullandı.
Araştırmanın en dikkat çekici yöntemlerinden biri kozmogenik izotop gömülme tarihlendirmesi oldu. Bu yöntemde, tortullar içinde bulunan kuvars kristallerinde kozmik ışınların oluşturduğu nadir izotoplar ölçülüyor. İzotopların bozunma hızı bilindiği için, tortulların ne zaman gömüldüğü hesaplanabiliyor.
Bu ölçümler Ubeidiya’daki yerleşimin 1,93 ile 2,13 milyon yıl önce oluştuğunu gösterdi. Böylece alan, insanlığın Afrika dışına yayılımı açısından çok daha erken bir döneme yerleştirildi.
Afrika’dan çıkış tek bir türe ait olmayabilir
Uzun süre Afrika dışındaki en eski Homo kalıntılarının Gürcistan’daki Dmanisi sahasından geldiği düşünülüyordu. Yaklaşık 1,8 milyon yıl öncesine tarihlenen Dmanisi buluntuları, küçük bedenli ve küçük beyinli homininlere aitti. Bu homininlerin sınıflandırılması hâlâ tartışmalı. Bazı araştırmacılar onları erken Homo erectus olarak değerlendirirken, bazıları Homo habilis’e daha yakın görüyor. Bir başka görüş ise bu grubu Homo georgicus olarak adlandırıyor.
Dmanisi’deki homininler, Oldowan adı verilen en eski ve en basit taş alet teknolojisini kullanıyordu. Bu teknoloji, Afrika’da yaklaşık 2,4 milyon yıl önce görülen Homo habilis çizgisiyle ilişkilendiriliyor.
Ubeidiya’daki taş aletler ise daha farklı bir kültürel tablo sunuyor. Burada bulunan aletler Aşölyen geleneğine ait. Aşölyen teknoloji, Oldowan’a göre daha gelişkin bir taş alet üretimini ifade ediyor. Bu geleneğin en belirgin örnekleri arasında iki yüzeyli el baltaları, yontma aletler ve işlevi hâlâ tartışılan küresel taşlar bulunuyor.
Aşölyen kültür genellikle Homo erectus ile ilişkilendiriliyor. Daha büyük beyinli, daha güçlü beden yapısına sahip bu hominin türünün Afrika’dan çıkarak Avrasya’nın geniş bölgelerine yayıldığı biliniyor. Ubeidiya’da bulunan az sayıdaki hominin kalıntısı, özellikle bir omur kemiği, bu nedenle Homo erectus’a atfediliyor.
İki farklı hominin çizgisi aynı dönemde yayılmış olabilir
Ubeidiya’nın 2 milyon yıl öncesine yaklaşan yeni yaşı, Dmanisi buluntularıyla birlikte değerlendirildiğinde önemli bir olasılığı güçlendiriyor. Buna göre Afrika’dan çıkan ilk homininler tek bir türden oluşmuyordu. Homo erectus ile Homo habilis’e yakın daha küçük beyinli gruplar aynı dönemlerde Avrasya’ya yayılmış olabilir.
Haifa Üniversitesi’nden arkeolog Prof. Omry Barzilai, insan evriminin daha önce düşünüldüğü gibi düzenli ve sıralı bir süreç olmadığını belirtiyor. Ona göre Homo habilis’e yakın gruplar ve Homo erectus aynı tarihsel aralıkta Afrika dışına çıkmış olabilir. Bu da farklı beden yapısına, beyin hacmine ve kültürel geleneklere sahip homininlerin aynı geniş coğrafyada var olabildiği anlamına geliyor.
Bu yorumu destekleyen başka veriler de var. Çin’in Yunxian bölgesinde bulunan ve daha önce yaklaşık 1 milyon yıl öncesine tarihlendirilen kafatasları, yeni kozmik ışın temelli tarihlendirme yöntemiyle 1,77 milyon yıl öncesine çekildi. Hindistan’ın Tamil Nadu bölgesinde 1,7 milyon yıl öncesine, Romanya’da ise 2 milyon yıl öncesine kadar uzanan Aşölyen alet izleri bulundu.
Bu bulgular, yaklaşık 2 milyon yıl önce Avrasya’da birden fazla hominin grubunun bulunduğunu gösteriyor. Doğu Akdeniz, Kafkasya, Güney Asya, Çin ve Avrupa’ya uzanan bu geniş alanda farklı taş alet gelenekleri ve farklı hominin toplulukları aynı dönemlerde ortaya çıkmış olabilir.
Evrimsel tarih daha karmaşık bir tablo sunuyor
Yeni bulgular, insan evriminin tek çizgili bir ilerleme olarak görülmesini zorlaştırıyor. Erken Pleistosen döneminde farklı hominin türleri aynı anda yaşamış, farklı bölgelere yayılmış ve değişik teknolojiler kullanmış olabilir.
Bu durum, daha geç dönemlerden bilinen Homo sapiens ve Neandertal ilişkisini hatırlatıyor. Modern insanlarla Neandertallerin aynı dönemlerde yaşadığı ve genetik olarak karıştığı bugün biliniyor. Homo erectus ile Homo habilis’e yakın erken gruplar arasında benzer bir temas olup olmadığını belirlemek ise şimdilik mümkün değil. Bu kadar eski dönemlerden genetik veri elde edilemediği için, araştırmacılar daha çok taş aletler, fosiller, hayvan kalıntıları ve tarihlendirme sonuçları üzerinden yorum yapabiliyor.
Yine de Ubeidiya, Dmanisi ve Yunxian gibi alanlar bir arada düşünüldüğünde, erken insan türlerinin aynı zaman diliminde geniş bir coğrafyada hareket halinde olduğu görülüyor. Afrika dışına yayılım, tek bir türün tek bir rota üzerinden ilerlediği basit bir olaydan çok, farklı hominin topluluklarının ekolojik fırsatları izlediği uzun ve çok katmanlı bir süreç olarak değerlendiriliyor.
Hayvan göçleri ve yeşil Sahra dönemleri
Ubeidiya’da yalnızca homininlere ait izler bulunmadı. Alanda makak maymunları, antiloplar ve Afrika kökenli başka hayvan türlerine ait kemikler de ortaya çıkarıldı. Bu bulgular, yaklaşık 2 milyon yıl önce Afrika’dan Avrasya’ya doğru daha geniş bir canlı hareketliliğinin yaşandığını gösteriyor.
Araştırmacılara göre bu hareketlilik “yeşil Sahra” dönemleriyle bağlantılı olabilir. Bu dönemlerde iklim koşulları değişiyor, Afrika ve Arabistan’daki kurak alanlar daha nemli ve geçilebilir hale geliyordu. Bitki örtüsünün ve su kaynaklarının artması, hayvan sürülerinin kuzeye ve doğuya doğru ilerlemesini kolaylaştırıyordu.
Homininlerin de bu hareketi izlemiş olması muhtemel görülüyor. Hayvan sürülerinin açtığı ekolojik güzergahlar, erken insan türleri için de yeni yaşam alanlarına ulaşma imkanı sağlamış olabilir.
Prof. Barzilai’ye göre, Afrika’dan Avrasya’ya doğru büyük hayvan toplulukları hareket ettiğinde homininlerin de bu akışın parçası olması beklenir. Bu bakış açısı, ilk insan göçlerini yalnızca bilinçli bir keşif hareketi olarak değil, iklim, çevre, hayvan hareketleri ve yaşam alanlarının değişimiyle bağlantılı bir süreç olarak ele alıyor.
Doğu Akdeniz erken göçlerde kilit bölgeydi
Ubeidiya’nın konumu, yeni bulguların önemini artırıyor. Ürdün Vadisi, Afrika ile Avrasya arasında doğal bir geçit oluşturuyor. Bu bölge, Afrika’dan çıkan erken homininlerin Levant üzerinden kuzeye, doğuya ve batıya yayılabileceği güzergahlardan biri olarak görülüyor.
Sahada bulunan Aşölyen taş aletler, bu bölgede Homo erectus ile ilişkilendirilen gelişkin bir taş alet geleneğinin çok erken bir tarihte var olduğunu gösteriyor. Dmanisi’deki Oldowan teknolojisiyle birlikte düşünüldüğünde, aynı dönemlerde farklı hominin gruplarının farklı kültürel geleneklerle Afrika dışına çıkmış olabileceği ortaya çıkıyor.
Bu tablo, erken insan hareketlerinin tek bir merkezden ve tek bir biçimde gerçekleşmediğini gösteriyor. Ubeidiya, Dmanisi, Yunxian, Tamil Nadu ve Romanya’daki bulgular, Avrasya’nın 2 milyon yıl önce sanılandan daha hareketli bir evrimsel sahne olduğunu düşündürüyor.
İnsanlığın ilk yolculuğu yeniden yorumlanıyor
Ubeidiya çalışması, eski arkeolojik alanların yeni tarihlendirme yöntemleriyle yeniden incelenmesinin insan evrimi araştırmalarında ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. 1960’lardan beri bilinen bir saha, daha kesin yöntemlerle yeniden tarihlendirildiğinde Afrika’dan çıkış kronolojisi de değişiyor.
Yeni veriler, insanlığın erken tarihini daha zengin ve çok yönlü bir çerçeveye yerleştiriyor. Homo erectus, Homo habilis’e yakın gruplar ve başka erken hominin toplulukları aynı dönemlerde farklı coğrafyalara yayılmış olabilir. Bu topluluklar farklı taş alet gelenekleri geliştirmiş, farklı ekolojik alanlara uyum sağlamış ve Avrasya’da birbirleriyle çağdaş olarak yaşamış olabilir.
Ubeidiya, bu geniş hareketin Doğu Akdeniz’deki en önemli duraklarından biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 2 milyon yıl önce burada yaşayan homininler, insan evriminin Afrika dışındaki erken evresine dair daha karmaşık ama daha gerçekçi bir tablo sunuyor.