- DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, parti olarak ortaya bir öneri seti ve program koyduklarını belirterek, hem üç maddeyi özetledi hem de dört temel yasal düzenlemeyi izah etti.
Meclis kapanmadan ‘çerçeve yasa'nın çıkması gerektiğini vurgulayan DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, bunun yanı sıra Demokratik Toplum Yasası, Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası, Özgür Yurttaş Yasası istediklerini söyledi.
DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Grup Toplantısı'nda konuştu. Yargının, siyaseti dizayn etme laboratuvarı olmadığını; mahkeme salonlarının halk iradesinin yerine geçirilemeyeceğini; hukukun eğilip bükülemeyeceğini ve adaletin Kürt’e ve muhalife başka, iktidara başka işletilemeyeceğini vurgulayan Bakırhan, Türkiye’yi bu hale getiren üç tarz-ı siyasetin varlığına işaret etti;
* Korku siyaseti,
* Erteleme siyaseti,
* Tekrar siyaseti.
Topluma sürekli bir tehdit anlatıldığını, sürekli bir beka meselesi sunulduğunu ve sürekli yeni düşmanlar üretildiğini anımsatan Bakırhan, korkuya, ertelemeye ve tekrara karşı kurucu demokratik siyaseti savunduklarının altını çizdi.
Bir çıkış yolu vardır
Bir çıkış yolu olduğunu; o yolun adını da güçlü demokrasi, bağımsız hukuk, eşit yurttaşlık, emeğin hakkı ve toplumsal barış olarak özetleyen Bakırhan, DEM Parti olarak ortaya bir öneri seti ve program koyduklarını şöyle tarif etti:
* Türkiye gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik bir düzene ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacın adı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda bir ortak yaşam sözleşmesidir. Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir.
* Türkiye’nin en acil ihtiyacı hukuktur. Yargının tek pusulası adalet olmalıdır. Hâkim kürsüsünde kararı veren hukuk mu olacak, güçlü olan mı olacak? İşte demokrasinin sınavı burada başlıyor. Yargı adil ve bağımsız olmalı, temel özgürlükler güvence altına alınmalı, kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda işletilmelidir. CHP’ye yönelik butlan kararında, Kürt siyasetçilerine yönelik davalarda, en başta Kobanê Kumpas Davasında, gazetecilere, sendikacılara ve gençlere yönelik baskılarda aynı hukuk krizinin farklı yüzlerini görüyoruz. Bu kriz çözülmeden ne demokrasi güçlenir ne de toplum rahat nefes alır.
* Bugün her evin temel ihtiyacı iktisadi adalettir. Ekonomi, eşitlik ve adalet temelinde yeniden kurulmalıdır. Bir ülkede gökdelenler yükselirken çocuklar yatağa aç giriyorsa orada refah değil, derin bir haksızlık ve eşitsizlik vardır. Sendika hakkı, grev hakkı ve toplu sözleşme hakkı anayasal haklardır. Bu haklar kâğıt üzerinde değil, hayatın içinde güvence altına alınmalıdır.
Kilit, Kürt çözümündedir
İşte demokratik cumhuriyete ulaştıkça hakkın yerini bulacağını, hukukun güçleneceğini, eşitlik ve adaletin geleceğini belirten Bakırhan, bunu sağlamak için kendilerine güvendiklerini söyledi. Bakırhan, şöyle devam etti: "Bütün bu çözüm başlıklarının kilidi, Kürt meselesinin demokratik çözümündedir. Bunu açıkça söyleyelim: Kürt meselesi çözülmeden Türkiye’nin demokrasisi de ekonomisi de dış politikası da kalıcı istikrara kavuşamaz. Bu mesele, Cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanma meselesidir. Bu mesele, hukukun bütün yurttaşlar için eşit işlemesi meselesidir. Bu mesele, Türkiye’nin kendi halkıyla barışma meselesidir."
Dört temel düzenleme
Yaklaşık iki yıldır süren sürecin artık somut, hukuki ve demokratik bir zemine kavuşması gerektiğini kaydeden Bakırhan, şöyle konuştu: "Bunun yolu 'çerçeve yasa'dır. Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak bir 'çerçeve yasa' artık ertelenemez. Biz dört temel düzenlemeyi zorunlu görüyoruz:
* Kalıcı çözüm için Çerçeve Yasa,
* Demokratik bütünleşme ilkelerini güvence altına alacak Demokratik Toplum Yasası,
* Yerel demokrasiyi, sivil toplumu ve siyasal katılımı güçlendirecek Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası,
* Özgür Yurttaş Yasası…
Bu adımların taviz değil, eşit yurttaşlığın gereği olduğunu belirten Bakırhan, şöyle seslendi: "Kimliklerin ve inançların anayasal güvence altına alınması birlikteliğimizi zayıflatmaz; aksine sağlamlaştırır. Yerel yönetimlerin güçlenmesi devleti küçültmez; demokrasiyi büyütür, merkezin yükünü azaltır. Kürtlerin kazanması Türklerin kaybetmesi değildir. Alevilerin kazanması Sünnilerin kaybetmesi değildir. İşçinin kazanması ülkenin kaybetmesi değildir. Bir halkın hakkı, başka bir halkın kaybı değildir.”
‘Çerçeve yasa' ertelenemez
Bakırhan, açık çağrıda bulundu: "Meclis kapanmadan 'çerçeve yasa' çıkarılmalıdır. Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden, yeni belirsizlikler yaratılmadan bu adım atılmalıdır. Barış geciktikçe güvensizlik büyür. Hukuk geciktikçe umut zayıflar. Demokrasi geciktikçe toplum yorulur. Bu Meclis, önümüzdeki günlerde 'çerçeve yasa'yı çıkararak tarih yazmalıdır. Hepimizin ortak ihtiyacı; hukuka dayalı bir düzen, işleyen bir demokrasi, onurlu bir yaşam ve kalıcı bir barıştır. Birinci yüzyılın paslı sarkacını kırmanın zamanı geldi. İkinci yüzyılı yasaklarla, kayyumlarla, butlan kararlarıyla ve yoksullukla değil, barışla, eşitlikle ve emekle yazalım. Biz korku siyasetine karşı demokratik siyaseti savunmaya devam edeceğiz. Erteleme siyasetine karşı çözüm siyasetini büyütmeye devam edeceğiz. Tekrar siyasetine karşı dönüşüm siyasetini savunmaya devam edeceğiz.” ANKARA