- Ailesinden üç şehit veren Vedat Ürselendi, “Üçünün de alnından öpmek isterim. Şehitlerimizin bize bıraktığı büyük bir onurdur. Yaralı olmakla beraber başımız hep dik” dedi.
MIHEME PORGEBOL/AMED
Ürselendi ailesinden Kejije (Ekin Amed), Halime (Ekin Amed) ve Aziz (Agir Amed), farklı dönemlerde mücadeleye katıldı. Halime ve Aziz kardeş, Kejije ise onların kuzeni. Kejije’nin babası 90’lı yılların başında yaşamını yitirince annesi ve kardeşleriyle birlikte amcaları Mehmet’in evine yerleşir. Ailesinin hikâyesini anlatan Vedat, “Annem, babam, amcamın eşi, kardeşlerim ve kuzenlerimle birlikte 22 kişi aynı evde kaldık. Kejije’yle kardeş gibi, hatta kardeşten daha çok paylaşım yaparak büyüdük” diyor.
Farqîn’den İstanbul’a: 90’lar
Farqîn’in Şêx Dewda (Kutlualan) köyünden olan aile, yurtsever kimliğinden dolayı sürekli baskılara maruz kalır; koruculuk ve ajanlık dayatmalarıyla karşı karşıya kalır. İlk olarak Vedat Ürselendi ve bir kardeşi 1996'da İstanbul’a gider. Burada işlerini yoluna koyduktan iki ay sonra bütün aileyi de yanlarına aldırırlar. Aile burada bir yandan hayata tutunmaya çalışırken diğer yandan kendilerine yaşatılan onca şeyin etkisiyle mücadelenin yollarını aramaya başlar. Kejije’nin çocukluğu ve gençliği de böyle bir ortamda geçer.
Arzuladığı gerillaya ulaştı
Kuzeni Vedat’a, Kejije’nin nasıl biri olduğunu soruyorum. Onu “sıcak kanlı ve insanlarla kolay ilişki kurabilen biri” olarak tarif ediyor. Kejije gerillaya katılmayı hep ister fakat bunun yol ve yöntemini bilmez. Önce İstanbul’da bir süre siyasi çalışmalarda yer alır, Özgür Halk dergisinin dağıtımını yapar. Kejije sonunda bir yolunu bularak Ağustos 2008’de hep arzuladığı gerillaya katılır ve Ekin Amed ismini alır. 14 Eylül 2012’de Şemdinli’de Haruna Karakolu’na yönelik eylemde şehit düşer.
Halime’ye Kejije’den miras
Kejije’nin şehadeti, diğer kardeşlerini de etkiler. Şehadet haberinden sonra Halime, Kejije’nin Ekin Amed kod adını alarak gerillaya katılır. Halime, daha önce tutsak aileleriyle dayanışma derneklerinde çalışır ve düzenlenen eylem ve etkinliklerin tamamına yakınında yer alır. Bu çalışmalarından dolayı yaklaşık iki yıl tutuklu kalır.
Kejije’nin şehadeti Halime’nin de mücadeleyi en üst boyuta taşımasının temel gerekçesi olur ve 2013'te gerillaya katılır. Vedat Ürselendi, katılımının ardından Halime’den birkaç kez haber alabildiklerini, bir süre sonra ise haber alamamaya başladıklarını ve ardından şehadet haberini aldıklarını söylüyor.
Halime, 11 Temmuz 2017'de Cîlo'nun Mêrgezerê alanında Türk ordusunun gerçekleştirdiği bir saldırı sonucunda yanındaki iki yoldaşıyla birlikte şehit düşer. Halime’nin hâlâ bir mezarı yok.
Kobanê’nin Aziz’i
Ailenin diğer şehidi Aziz ise İstanbul/Marmara Üniversitesi öğrencisiydi. DAİŞ’in Kobanê’yi kuşatması Aziz’i oldukça etkiler. Aziz bu kuşatmaya sessiz kalamaz ve Rojava’daki direnişe katılır. Agir Amed kod adını alır. 2014'te Kobanê direnişinin 38. gününde şehit düşer. Aziz’in şehadet haberini alan Marmara Üniversitesi’ndeki arkadaşları, üniversitede onun anısına bir yürüyüş düzenler.
Üç kardeş, iki mezar
Aynı aileden üç kişinin şehit düşmesi, aile üzerindeki yükü ağırlaştırır. Vedat Ürselendi, özellikle ailedeki diğer gençlerin bu şehadetlerden etkilendiğinin altını çizerek, “Her bir ölüm, belki bizi daha da ateşlendirdi, daha da birbirimize yaklaştırdı” diyor. Vedat Ürselendi, “Üç kişiyi birden peş peşe vermek çok ağır bir yük” diyerek tarif ettiği büyük acının aileyi birbirine kenetlediğini anlatıyor.
Adına bir mezar taşı
Farqîn’e bağlı Şêx Dewda köyünde yan yana bulunan mezarlar, bu kenetlenmenin de somut imgelerine dönüşüyor. Ancak ailenin Kejije ve Aziz için yaptırdığı mezarlar ve mezar taşları askerler tarafından tahrip edilir. Aile, mezar taşlarını yeniden yaptırmak, ancak bu kez üzerlerine Türkçe yazdırmak zorunda kalır.
Şimdilerde Ürselendi ailesi tek bir şey istiyor: Geçtiğimiz günlerde HPG’nin açıkladığı şehitlerden biri olan Halime’nin şehit düştüğü yere gitmek, ona dair bir şeyler bulmak ve iki kardeşinin yanında onun adına da bir mezar taşı yapmak.
“Bugün üç şehidini düşününce onlara ne söylemek istersin?” soruma Vedat Ürselendi şu yanıtı veriyor: “Üçünün de alnından öpmek isterim. Şehitlerimizin bize bıraktığı büyük bir onurdur. O yüzden başım dik. Yaralı olmakla beraber başımız hep dik. Çok şükür.”
Barıştan yana umutlular
Ürselendi ailesi, geçmişteki acılar kadar bugünkü umudu ve mücadeleyi de kendi hikâyesinin bir parçası sayıyor. Yıllar süren savaşın ardından ölümlerin durması ve yeni bir sürecin başlama ihtimali, aile açısından büyük bir umut yaratıyor. Yine de kaygılılar. Ürselendi, şöyle konuşuyor: “Benim şu anda en çok zoruma giden, savaş devam etmediği halde insanlarımızın hâlâ öldürülmesi... En son Suriye’de Sipan Hiznî’nin vahşice katledilmesi, işkence görmesi… Bir taraftan barış sürecindeyiz, diğer taraftan insanlarımız katlediliyor. Bizim diğer çocuklarımız için, sağ kalanlar için mücadele etmemiz lazım. Bu yüzden, bütün bu acılara rağmen yine de barıştan yana umutluyuz.”