Uluslararası kurumlar Türk devletinin suçlarını gizliyor

Forum Haberleri —

3 Kasım 2022 Perşembe - 09:30

OPCW protestosu - Foto: DENİZ BABİR

OPCW protestosu - Foto: DENİZ BABİR

  • Kağıt üstünde her şeyiyle mükemmel görünen ve kimyasal silahların üretimi ve kullanımını önleyeceği varsayılan bu örgüt, esasen devletlerin çıkarları dahilinde çalışır.

ALİ GÜNDEM
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü, orijinal ismiyle Organization for Prohibition of Chemical Weapons yani OPCW, 1997 yılında Hollanda'nın Lahey şehrinde kuruldu. OPCW'ye Mısır, İsrail, Kuzey Kore ve Güney Sudan dışında yine 1997 yılında imzalanan ve ilk çok taraflı silahsızlanma anlaşması olarak tanımlanan Kimyasal Silahlar Sözleşmesi yani Chemical Weapons Convention'a taraf olan 193 ülke üyedir.

Bu örgüt faaliyetlerini Kimyasal Silahlar Sözleşmesi paralelinde yürütür. Örgütün üç ana organı vardır. En yetkili organı Taraf Devletler Konferansı'dır. Taraf Devletler Konferansı'nda genellikle üye ülkelerin Hollanda Büyükelçileri bulunur. Ayrıca bu konferansa bağlı çalışan Yürütme Kurulu ile Teknik Sekreterya da vardır. Yürütme Kurulu bütçe kararları ile konferansın aldığı kararların yaşama geçirilmesinden sorumludur. Teknik Sekreterya ise kararları fiili olarak uygulayan ve denetleyen organdır. Örgütün giderlerini üye ülkeler Birleşmiş Milletler'in belirlediği oranlarda katkılarla sağlarlar. Üye ülkeler ayrıca kuruma bağışta da bulunabilirler.

Kağıt üstünde her şeyiyle mükemmel görünen ve kimyasal silahların üretimi ve kullanımını önleyeceği varsayılan bu örgüt, esasen devletlerin çıkarları dahilinde çalışır. Üye devletlerin, özellikle de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olan Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa'nın örgüt üzerindeki hakimiyeti belirgindir. Bu anlamıyla değerlendirildiğinde OPCW'nin bağımsızlığı sadece kağıt üzerindedir ve koca bir yalandır.
 
OPCW daha önce de egemen devletlerin çıkarlarını gözetti
Söz konusu durumu, OPCW'nin şimdiye kadar yaptığı çalışmalarda da gözlemek mümkündür. Suriye iç savaşının devam ettiği 2013 yılında Doğu Guta'da kimyasal silah kullanıldığı iddiaları üzerine ABD ve Rusya'nın uzlaşması sonucu OPCW devreye girmiş; neticede Suriye'nin sahip olduğu kimyasal silahların imhası ile bu sürecin 2014'te tamamlandığı açıklanmıştır. OPCW, Suriye'deki bu incelemeyi takiben bölgedeki bazı çete yapılanmalarının, özellikle DAİŞ ve El Nusra'nın kimyasal silah kullandığına dair verilerin kamuoyuna sunulmasının ardından da bir inceleme başlattı. Ancak bu inceleme, izlerin Türk devletine ulaşması üzerine tamamlanmadan bitirildi.

OPCW'nin Suriye'de kimyasal silah kullanıldığı yönündeki araştırmalarından biri de 2017 yılında gerçekleşti. Han Şeyhun'da kimyasal silah kullanıldığı tespitini yapan örgüt, bundan Suriye rejimini sorumlu tuttu.

OPCW, bir başka dikkat çekici incelemeyi de 2019 yılında yaptı. Girê Spî ve Serêkaniyê'nin işgal edildiği 2019 yılında Türk devleti Kürt halkına karşı yasaklı silahlar kullandı. Bombalardan etkilenenlerin görüntüleri tüm dünyaya yayıldı. Görüntüleri basına düşen Muhammed Hamid adlı çocuğun, Türk devletinin kullandığı yasaklı beyaz fosfor bombası neticesinde vücudunun yandığını tespit eden uzmanlar, çocuğun tedavi için Fransa'ya gönderilmesini sağladılar. Bu görüntüler sonrasında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'nin talebi üzerine OPCW inceleme yapma kararı aldı.

Ancak Rojava'da inceleme yapılacağı kararının kamuoyuna açıklanmasından bir gün önce  Türk devletinin Lahey Büyükelçisi Şaban Dişli'nin 17 Ekim 2019'da OPCW'ye 30 bin Euro bağış yaptığı ortaya çıktı. Nitekim bu incelemeden de sonuç alınmadı.
 
OPCW adım atmamakta direniyor
OPCW'nin iki yüzlü tutumunun yansımaları, 14 Nisan 2022'den bu yana Medya Savunma Alanları'nda devam eden son saldırılarda da gözleniyor. Soykırımcı Türk devleti uluslararası toplumun ve devletlerin sessizliğinden, OPCW'nin devletlerin çıkarlarına kurban edilen siyasetinden aldığı güç ile hergün kimyasal ve yasaklı silahlar ile saldırı düzenlemeye devam ediyor. Özellikle savaş tünellerine ve mevzilerine dönük gerçekleştirilen insanlık dışı saldırılarda şimdiye kadar 80'in üzerinde Kurdistan Özgürlük gerillası şehit düştü. 18 Ekim 2022 günü açıklama yapan Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı, 17 gerillanın Türk işgal ordusu tarafından kimyasal ile katledildiğini duyurdu. Yine, Fırat Haber Ajansı kimyasal silahlar ile şehit düşen iki gerillanın görüntülerini yayınladı.

Bölgede yoğun bir biçimde kimyasal ve yasaklı silahlar kullanıldığını gösteren durumlar sadece bunlar değil. Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslararası Doktorlar yani IPPNW örgütünün Almanya ve İsviçre temsilcileri Dr. Josef Savary ve Dr. Jan Van Aken, 20 ve 27 Eylül tarihleri arasında Başûrê Kurdistan'da inceleme yaptılar. İncelemenin ardından kurumun resmi internet sitesinde yayınlanan raporda Kimyasal Silahlar Sözleşmesinin olası ihlallerine ilişkin olarak bazı dolaylı kanıtların bulunduğu belirtildi. Werxelê bölgesindeki tünel girişlerinde, klasik kimyasal savaş maddesi üretiminde kullanılan hidroklorik asit ve çamaşır suyu kaplarının bulunduğuna dikkat çekildi. Aynı alanda ayrıca kimyasal gazlardan korunma amaçlı Türk askerleri tarafından kullanıldığı görüntülerle belirlenen C2A1 tipi gaz maskeleri kartuşlarının bulunduğu vurgulandı.  Bu bulgulara istinaden raporda "Söz konusu kimyasal maddeler, örneğin Suriye'deki Esad rejimi tarafından kimyasal silah olarak kullanıldığı bilinen bir gaz olan klor üretmek için kolaylıkla kullanılabilir" ifadelerine yer verildi.

IPPNW örgütünün Almanya ve İsviçre temsilcileri tarafından hazırlanan raporda bulguların OPCW veya Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne bağlı özel bir mekanizmanın devreye girmesi için yeterli olduğu vurgulandı; bu kurumlardan inceleme yapmaları istendi. Irak merkezi hükümetine de çağrı yapılan raporda, Irak tarafından davet edilmeleri durumunda üçüncü bir tarafın inceleme ve soruşturma başlatabileceği belirtildi. Ayrıca raporda son olarak Dünya Sağlık Örgütü'ne de durumu yakından izleme ve tıbbi, epidemiyolojik ve laboratuvar analizleri için imkan ve olanak sağlama çağrısı yapıldı.

Ancak ne OPCW, ne de çağrı yapılan diğer tüm kurumlar mevcut bulguların kimyasal silah kullanıldığını göstermesine rağmen hala bir adım atmış değil. OPCW, bunu kendisinden inceleme yapılmasını isteyen bir devletin olamamasına bağlıyor. Diğerleri ise sessiz kalmayı tercih ediyor.

Tüm bu olguları kendi lehine değerlendiren Türk devleti artık suç ortaklığı olarak adlandırılacak bu olgulardan yararlanarak, kimyasal silahlarla saldırılarını sürdürmeye. insanlık suçu işlemeye devam ediyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.