Yanlış siyasete kim niye payanda olsun?

Fehim IŞIK yazdı —

13 Şubat 2022 Pazar - 23:30

  • Kılıçdaroğlu ve Akşener hareketlenmiş olsalar bile tutumları, nüanslar hariç Erdoğan ve Bahçeli’den farklı değil. Yani "bir ceberut ikiliyi götürürken, yeni bir ceberut ikilinin gelişini planlıyorlar" dersek abartmış olmayız. Durum bu ise onlara niye bel bağlansın, niye güven duyulsun?

Muhalefet cenahında yer alan 6 partinin genel başkanları geçtiğimiz hafta sonu bir araya geldi. Genel başkanların "güçlendirilmiş parlamenter sistem" çalışmasının yanısıra seçim iş birliği, geçiş süreci planlaması ve Cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği başlıklarını masaya yatırdıkları konuşuluyor.

Muhalefet partilerinin bir araya gelmesi, AKP-MHP iktidarının gidişinin nasıl olacağı ile sonrasında yapılacakları tartışmaları, önemsiz bir konu değil. Yadsımanın bir anlamı yok. "HDP niye o masada değil" minvalindeki tartışmalar da gereksizdir. Herkes işini yapıyor. Sonda diyeceğimizi başta diyelim. İşini yapmakta eksik ve aksak davranan devrimci siyasettir. Altı çizilmesi gereken budur.

Son hareketlilikler de gösteriyor ki Erdoğan artık allame-i cihan olsa er veya geç bir seçim yapılacak. Şu da belli: Erdoğan’ın derdi yapılacak olan bir seçimi engellemek değil. Bunu yapamayacağını, gücünün buna yetmeyeceğini biliyor.

Erdoğan’ın asıl derdi, her ne pahasına olursa olsun seçimi kazanmak. En çok da bir kez daha Cumhurbaşkanı olmak istiyor. Tüm planlarını da seçimi kazanmak, en azından yeniden Cumhurbaşkanı olmak üzerine kurguluyor.

Erdoğan’ın hesap ve kitapları Kılıçdaroğlu ve Akşener’in başını çektiği muhalefeti de hareketlendirmiş. Ancak bir gerçeğin de altını çizmek gerekir.

Kılıçdaroğlu ve Akşener hareketlenmiş olsalar bile tutumları, nüanslar hariç Erdoğan ve Bahçeli’den farklı değil. Ceberut ikili seçim kazanmak, Kılıçdaroğlu ve Akşener de bu ikiliye seçim kaybettirmek istiyorlar.

Bu, "güçlendirilmiş parlamenter sistem" ile geçiş süreci planlamasını konuşmak için bir araya gelinse bile asıl masaya yatırılan konunun seçim işbirliği olmasından sırıtıyor.

Özlü bir değişimi savunmadıkları, statükonun devamından yana oldukları için de HDP’yi ve Türkiye ile Kuzey Kürdistanlı diğer yurtsever, devrimci, sol ve sosyalist güçleri dışlıyorlar.

Eğer hesapları tutar, seçimi dışladıkları kesimlerle bir işbirliğine girmeden kazanırlarsa, AKP-MHP dönemindeki zorbalıkların sonucunu statükoyu korumak için kullanmayı düşüneceklerinden de kuşku duymamak gerekir. Yani bir ceberut ikiliyi götürürken, yeni bir ceberut ikilinin gelişini planlıyorlar, dersek abartmış olmayız.

Böyle olmasaydı, bunca tahribatın üzerine kurmayı tasarladıkları yeni gelecek için dışlayıcı değil, toparlayıcı olurlardı. "Ötekileri" dışlamaları, ne düşündüklerinin işaretidir. Durum bu ise onlara niye bel bağlansın, niye güven duyulsun?

Sadece Erdoğan karşıtlığına kilitlenmiş siyasi cenahlar, HDP’yi de kendileri gibi algılıyorlar. Bu doğru değil. HDP Erdoğan karşıtı değil. HDP, Erdoğan ve Bahçeli rejiminin geçmişten devraldığı ve büyüterek sürdürdüğü statükocu-ırkçı siyasete karşıdır. Bu siyasetin sonuçlarını hep birlikte yaşayarak gördük. HDP, tam da bu sonuçları yok etmek için siyaset sahnesindedir.

Eğer Erdoğan ve Bahçeli gidecek, yerlerine gelecek Kılıçdaroğlu ve Akşener farklı metodlarla da olsa aynı siyaseti sürdürecekse, HDP ve diğer devrimci muhalefet niye bunlara payanda olsun?

Nihayetinde HDP hem iktidardan, hem de muhalefetten ayrı bir yerde duruyor. 3. yol siyaseti tam da bunu ifade ediyor. Yani HDP ne odur, ne budur.

Eğer böyleyse, HDP niye onların masasında olsun? HDP’den beklenen, 3. yol siyasetini yaşama geçirebilmek için demokratik ittifakı en geniş kesimlerle oluşturma çalışmasına öncülük etmesidir.

Ancak bunu yapması durumunda geleceğin dizaynındaki kilit rolünü en geniş kesimlerin yararına daha sağlıklı bir biçimde yerine getirebilir. HDP’nin de, HDP’ye inananların da 6 genel başkanın oturduğu masayı güçlendirmek gibi bir görevi yok.

Sorun belki de devrimci siyasetin nasıl yaşama geçirileceğidir. Bu siyasetin yaşama geçirilmesi de bir araya gelen 6 genel başkanın değil, Türkiye ve Kuzey Kürdistanlı devrimci siyasi yapıların sorunudur. Asıl sorun da buradadır. Henüz bu konuda umut veren bir gelişme yok.

Kılıçdaroğlu ve Akşener bu umutsuzluğu kullanıyor. Son tahlilde ise Erdoğan ve Bahçeli’den kurtulmak isteyenlerin duygularını kullanarak iktidar olmanın hesabını yapıyorlar.

Devrimci siyaset bunun böyle olmayacağını, değişim ve dönüşüm olmayacak, statüko korunacak ise gelenin gideni aratacağı bir oyunda taraf olma yanlışına düşmeyeceğini herkese göstermeli.

İlkeli siyaset bunu gerektirir ve zaman da giderek daralıyor...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.