Yargı borsası çalışıyor

17 Kasım 2021 Çarşamba - 19:22

AKP içerisinden isimlerce 15 Temmuz’daki devlet içi çatışma sonrası kurulan ‘FETÖ borsası’nın bir benzeri, Diyarbakır Adliyesi etrafında kuruldu.

 

Bir korucubaşı ve oğlunun yüzlerce yıl hapisle yargılanırken 10 milyon TL karşılığında tahliye edilmeleri, Diyarbakır Adliyesi’nde kurulduğu belirtilen 'yargı borsası’nı yeniden gündeme getirdi. 

Bölge Değerlendirme Toplantısı için 12 Kasım’da kentte gelen Türk Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Diyarbakır Adliyesi’ni de ziyaret edip yargı mensupları ve adliye çalışanlarıyla bir araya geldi. Yeni bir adliye binası “müjdesi” verip kentten ayrılan Gül’e, o sırada İl Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltında tutulan 19 siyasetçi ve sendika yöneticisine yöneltilen sorular üzerinden yanıt veren CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise Diyarbakır Adliyesi'ndeki hukuksuzluğun hiçbir yerde olmadığını söyledi. 

Tanrıkulu 'yargı borsası’nı anlattı

Tanrıkulu, bunu da Diyarbakır Adliyesi’nde görev yapan bazı savcıların da aralarında bulunduğu bir yapı tarafından oluşturulan 'yargı borsası' ile gerekçelendirdi. Bu yapının, itirafçılar yaratıp üzerlerine ifadeler kurguladığı kentteki iş insanlarına tehdit ve şantajda bulunduğunu söyleyen Tanrıkulu, bu durumla karşılaşan iş insanlarının ise çekindikleri için konuşamadığını belirtti. Tanrıkulu, 1 Temmuz 2020’de Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin, Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sırasında da bu konuyu gündeme getirmişti.

200 milyonları gitti

O konuşmasında teklifi hazırlayan AKP’lilere “Barolara el atacağınıza, ilk önce yargıda oluşturduğunuz borsaları temizleyin” sözleriyle seslenen Tanrıkulu, dikkatleri o günlerde kentte yaşanan bir olaya çekti. Bu olay ise Zerya Gold isimli kuyumcu dükkanı ortaklarının, aralarında eski vali, kaymakam, yargı ve emniyet mensupları gibi kamu görevlilerinin de bulunduğu kişilerce kendilerine emanet ya da kar payı için bırakılan ve yaklaşık 200 milyon TL değerinde olduğu öne sürülen para ve ziynet eşyalarıyla kayıplara karışmasıydı. Kuyumcuya emanet bırakılan bu paraların “rüşvet parası” olduğunu söyleyen Tanrıkulu, iktidara “Sizin yarattığınız bu yargı düzeninde adliyeler rüşvet kokuyor, yolsuzluk kokuyor, kayırma kokuyor” diye seslenmişti.

Hard disk ortadan kaldırıldı

Olayla ilgili başlatılan soruşturma sonucunda sonraki günlerde yakalanan 3 ortak ile 4 çalışan olmak 7 sanık hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şikâyetçi olan 51 mağdur arasında kamu görevlileri yer almadı. Tespit edilen vurgunun 50 milyon TL’den fazla olduğu belirtilen iddianamede, adlarına alım satım işlemi yapılan kişiler ve onların hesap durumlarının kayıtlı olduğu işyerine ait bilgisayar hard diskinin ise kaybolduğu ileri sürüldü. 

Korucubaşı ve oğlunun bırakılması

Bir ayağı kuyumcu vurgununa uzanan Diyarbakır Adliyesi’ndeki 'yargı borsası’na ilişkin iddiaları güçlendiren olay ise 18 Temmuz 2020’de Bismil ilçesinde yaşanan kavgada oğlu Kadir ile birlikte dini nikahlı eşi Hamdiye Şık’ı öldürmekten, 8 kişiyi ise ‘öldürmeye teşşebbüs’ten diğer eşinden olma 5 çocuğu ile birlikte tutuklanan korucubaşı Mahmut Karaarslan ve kendisi gibi korucu olan oğlu Sidar Karaslan’ın tahliye edilmeleri oldu.

Öldürülen Hamdiye Şık’ın gelini Fatma Karaaslan, 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin son duruşmasında yaşanan heyet değişikliğinin ardından aralarında MHP Diyarbakır İl Örgütü yönetiminde yer alan kişilerce 10 milyon TL karşılığında celse arasında tahliye edildiklerini söyledi.

Adalet Bakanı’na sordu

HDP Amed Milletvekili Dersim Dağ, korucubaşı Mahmut Karaarslan ve korucu oğlu Sidar Karaslan’ın tahliye edilmesini Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.  Önergesinde korucuların suç makinasına dönüştüğünü belirten Dağ, “Korucular, 90’lı yıllardan beri bölgede suç makinasına dönüşmüştür. Faili meçhul cinayet, yargısız infaz, tecavüz, gasp, soygun, adam öldürme, yaralama, kaçırma, patlayıcı madde kullanma, hırsızlık, zorla çek, senet imzalatma, ormanlarda yangın çıkarma, zirai mahsul ve otları yakma, dolandırıcılık, rüşvet, zimmet, çocuk kaçırma, rehin alma, tehdit, tecavüz, kadın ticareti, uyuşturucu, silah, mühimmat, canlı hayvan, tarihi eser kaçakçılığı ve çevre suçları korucuların karıştığı suçlar arasında yer almaktadır” dedi. 

Dağ, konuyla ilgili Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e şu soruları sordu:

*  Bakanlığınız, korucuların işlediği suçları cezalandırmada yetkili midir?

*  Mahmut Karaaslan kim veya kimler tarafından korunmaktadır?

*  Bu kişi, cinayet işleme cesaretini kimden almaktadır?

*  Korucuların bölgede her türlü adi suça karışması, bilginiz dahilinde mi gerçekleşmektedir?

*  Korucuların karıştığı suçların cezasızlık politikası ile ödüllendirilmesi bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir?

*  Yürürlüğe konulduğu 1985 yılı itibarıyla kaç korucu suç işlemiş?

* Kaç kişinin suçtan kaynaklı görevine son verilmiştir? Kaç kişi ceza almıştır?” 

Süleyman Soylu’ya sorular

Dağ, Türk İçişleri Bakanı Soylu’dan cevabını istediği sorulardan bazıları ise şöyle:

*  Mahmut Karaaslan kim veya kimler tarafından korunmaktadır?

*  Bu kişi, cinayet işleme cesaretini kimden almaktadır?

* Koruculuğa teşvik için bölgede halka neler vaat ediliyor?

* Bölgede korucu kadrolarında olmayıp farklı kadrolar altında korucu gibi davranan kişi sayısı kaçtır?

 MA/AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.