• Azerbaycan ile Türkiye arasında İsrail nedeniyle gerilim tırmanıyor. Aliyev, Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmayarak Erdoğan'a rest çekti. Aliyev'in bu boykotu, Bakü ile Ankara arasındaki gerilimin sanılandan çok daha derin olduğunu gösteriyor.
  • Bakü'nün resmi pozisyonunu yansıttığı şeklinde okunabilecek Minval'deki başyazıda, Azerbaycan'ın İsrail'le güçlü ilişkileri nedeniyle uzun süredir “suçlama ve aşağılamaların yağmuruna” tutulduğu ileri sürüldü. Bu kampanyanın Türk medyası ve sosyal medyadaki paylaşımlarla körüklendiği belirtildi.

Eurasianet* - Çeviri: Yeni Özgür Politika

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 30 Ekim'de sona eren Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) zirvesine katılmadı. Aliyev'in Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik bu boykotu, Bakü ile Ankara arasındaki gerilimin sanılandan çok daha derin olduğunu gösteriyor.

Uzun yıllardır müttefik olan ve ilişkileri sık sık “bir millet, iki devlet” anlayışıyla tanımlanan iki ülke arasındaki anlaşmazlık, ilk olarak ekim ayının ortalarında patlak verdi. Krizin fitilini, Azerbaycan'da devlet okullarında dini ifadeleri kısıtlayan ve fiilen başörtüsünü yasaklayan yeni düzenlemelere Türkiye'den gelen kamuoyu tepkileri ateşledi.

Erdoğan, 25 Ekim'de başörtüsü tartışmasını başlatan danışmanını görevden aldı. Bu gelişme üzerine pek çok gözlemci, iki ülke arasındaki ilişkilerin kısa sürede yeniden normale döneceğini düşündü. Ancak öyle olmadı.

“Fikirde ve eylemde” anlaşmazlık

Aliyev'in Ankara'daki zirveye katılmama kararı, anlaşmazlığın henüz sona ermekten çok uzak olduğunu ortaya koydu. Üstelik iki ülkeyi karşı karşıya getiren meselenin karmaşıklığı göz önüne alındığında, bundan sonra nereye varacağını kestirmek de güç.

Aliyev'in zirvede bulunmaması Erdoğan'ı zor durumda bıraktı ve Türk devletleri arasında birlik oluşturma yönündeki temel mesajını gölgede bıraktı. Zirvenin teması da zaten “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde ve Eylemde Birlik” idi.

Erdoğan, zirveye katılan Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan cumhurbaşkanları da dahil olmak üzere diğer Türk devletlerinin liderlerine hitaben yaptığı konuşmada, etkinlik anısına çekilen “aile fotoğrafına” dikkat çekti. Fotoğrafın, “hem geçmişimize bağlılığımızı hem de ortak geleceğimizi birlikte inşa etme kararlılığımızı simgelediğini” söyledi.

foto:AFP

Mesele başörtüsü değil İsrail

Ancak Aliyev'in yer almadığı bir fotoğraf karşısında bu sözler biraz havada kaldı. Azerbaycan heyetine Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov başkanlık etti. Bayramov, Türkiye'nin ev sahipliğine teşekkür ederken iki ülke arasındaki anlaşmazlığa hiç değinmedi.

Azerbaycan'da devletin sıkı denetimi altındaki basında yayımlanan yorumlar ise Bakü ile Ankara arasındaki ayrışmanın merkezinde artık başörtüsü meselesinin değil, İsrail'in bulunduğuna işaret ediyor.

29 Ekim'de Minval'de yayımlanan bir başyazıya göre, Ankara'dan başörtüsü düzenlemesi nedeniyle yükselen eleştiriler, Azerbaycan'da uzun süredir biriken rahatsızlığı su yüzüne çıkardı. Bu rahatsızlığın temelinde, Bakü'nün İsrail'le yakın stratejik ilişkileri bulunuyor. İsrail, 2023 yılında Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ üzerinde tam kontrolü yeniden sağlamasına yardımcı olan insansız hava araçları da dahil olmak üzere önemli askeri teknolojiler tedarik etmişti.

Türkiye ise Gazze'deki politikaları nedeniyle İsrail'i sık sık, zaman zaman da sert biçimde eleştiriyor.

Minval'deki yazıda şu ifadelere yer verildi: “Son üç yıldır Azerbaycan defalarca hedef haline getirildi; İsrail'le işbirliği de saldırıların değişmez odağı oldu. Özünde Bakü'den, dış politikasını başka ülkelerin algılarına ve beklentilerine tabi kılması isteniyor.”

Suçlama ve aşağılama yağmuru…

Bakü'nün resmi pozisyonunu yansıttığı şeklinde okunabilecek başyazıda, Azerbaycan'ın İsrail'le güçlü ilişkileri nedeniyle uzun süredir “suçlama ve aşağılamaların yağmuruna” tutulduğu ileri sürüldü. Bu kampanyanın Türk medyası ve sosyal medyadaki paylaşımlarla körüklendiği belirtildi. Yazıda Erdoğan'ın adı doğrudan anılmadı ancak yaşananların bu noktaya gelmesine izin vermekten kendisinin sorumlu olduğu ima edildi.

Yazıda şu değerlendirme de yer aldı: “Ankara resmen devreye girmekte çok geç kaldı. Gerekli adımlar zamanında atılmış, yetkililer yaşananlara seyirci kalmamış olsaydı, durum bu kadar tırmanmayabilirdi. Ancak artık Türkiye'de Azerbaycan'a yönelik sağlıksız bir yaklaşım ve olumsuz bir atmosfer oluşmuş durumda.”

Minval'deki yazı, Azerbaycan'ın Türk Devletleri Teşkilatı'na katılmayı sürdüreceğini vurgulayarak sona erdi. Ancak teşkilatın Türkiye'nin hakim olduğu bir yapı değil, eşit üyelerden oluşan bir birlik olduğunun da altı çizildi.

Yazıda, “Birlik, yalnızca ortak tarihe ve halklarımız arasındaki yakınlığa dayanarak sürdürülemez. Bunun için karşılıklı saygı ve her üyenin bağımsızlığının tanınması gerekir” denildi.

Bakü merkezli diğer yayın organlarında çıkan yorumlarda da benzer görüşlere yer verildi. Haqqin.az'da yayımlanan bir başyazıda şu ifadeler kullanıldı:

“Bir kardeşin, kendi kararlarını alma hakkına sahip egemen bir devlet olduğu gerçeği, Türkiye'de henüz herkes tarafından kavranmış değil.”

* Eurasianet, Orta Asya, Güney Kafkasya, Rusya ve Güneybatı Asya ülkeleri hakkında haber, analiz ve saha raporları sunan ABD'deki Columbia Üniversitesi bünyesindeki Harriman Enstitüsü merkezli bir medya kuruluşudur.

Kaynak link: https://eurasianet.org/azerbaijan-and-turkey-feud-deepens-over-differences-on-israel