- Avrupa ve diğer bölgelerden Nijerya’ya gönderilen ikinci el elektronik cihazlar, ülkede büyüyen elektronik atık krizini derinleştiriyor. Çalışmayan ya da kullanım ömrünü tamamlamış buzdolapları ve klimalar hem çevre kirliliğine hem de toksik maddelere maruz kalan çalışanlar ve yerel halk için ciddi sağlık risklerine yol açıyor.
- Nijeryalı çevre yetkililerinin tahminlerine göre ülkede elektronik atık miktarı 2025 yılında 500 bin tona ulaştı. Almanya, Birleşik Krallık, Belçika, Hollanda, İspanya, Çin, ABD ve İrlanda, bu ürünlerin başlıca kaynakları arasında yer alıyor. Araştırmada, ithal edilen cihazların yüzde 85’inden fazlasının bu ülkelerden geldiği belirtiliyor.
BAHAR AVJÎN
Nijerya, yurt dışından gelen ikinci el elektronik cihazların oluşturduğu çevre ve halk sağlığı sorunlarıyla karşı karşıya. Ülkenin kuzeyindeki Kano eyaletinde bulunan Sabon Gari pazarı, kullanılmış elektronik ürünlerin yoğun biçimde alınıp satıldığı merkezlerden biri olarak öne çıkarken, çalışmayan ve tehlikeli maddeler içeren cihazların ticareti elektronik atık sorununu büyütüyor.
Nijeryalı çevre yetkililerinin tahminlerine göre ülkede elektronik atık miktarı 2025 yılında 500 bin tona ulaştı. Elektrikli ve elektronik cihaz kullanımının artmasıyla büyüyen sorun, yalnızca atık yönetimini değil, kayıt dışı geri dönüşüm faaliyetlerini ve bu faaliyetlerden etkilenen toplulukların sağlığını da ilgilendiriyor.
Birleşmiş Milletler Küresel Elektronik Atık İzleme raporuna göre Afrika, 2022 yılında 3,55 milyon ton elektronik atık üretti. Bu miktarın yalnızca yüzde 0,7’si resmi olarak geri dönüşüm için toplandı.
İkinci el ürün adı altında hurda ithalatı
Nijerya’ya gelen ikinci el elektronik cihazların önemli bir bölümü Avrupa ülkelerinden ve diğer uluslararası pazarlardan gönderiliyor. Birleşmiş Milletler'in izleme çalışmasına göre Almanya, Birleşik Krallık, Belçika, Hollanda, İspanya, Çin, ABD ve İrlanda, bu ürünlerin başlıca kaynakları arasında yer alıyor. Araştırmada, ithal edilen cihazların yüzde 85’inden fazlasının bu ülkelerden geldiği belirtiliyor.
Elektronik atık ticaretinin önemli bir bölümünde, çalışmayan cihazların kullanılmış ürün veya tamir edilebilir ekipman olarak sınıflandırılması belirleyici rol oynuyor. Çevre politikası analisti Gboyega Olorunfemi, ihracatçıların bu yöntemle yasal boşluklardan yararlanabildiğini ve atıkların geri dönüşüm maliyetlerinden kaçınarak daha düşük denetim kapasitesine sahip ülkelere gönderilebildiğini belirtiyor.
Tehlikeli elektronik atıkların sınır ötesi taşınması, Basel Sözleşmesi ve Nijerya'nın çevre mevzuatı kapsamında kısıtlanıyor. Ancak ürünlerin farklı kategoriler altında beyan edilmesi ve sınır kontrollerindeki eksiklikler, mevzuatın uygulanmasını zorlaştırıyor.
Nijerya Federal Çevre Bakanlığının eski müdür yardımcısı Adefemi Adegbite de sınırların denetiminde yaşanan sorunların atık ticaretiyle mücadeleyi güçleştirdiğine dikkat çekiyor. Nijerya Ulusal Çevre Standartları ve Düzenlemeleri Uygulama Ajansı (NESREA) denetim mekanizmalarının geliştirildiğini belirtirken, Sabon Gari'deki tüccarlar ürünlerin önemli bir bölümünün sertifika ve garanti olmadan satıldığını aktarıyor.
Zehirli gazlar ve ağır metaller çevreye yayılıyor
Elektronik atıkların oluşturduğu tehlike, cihazların çalışmamasıyla sınırlı değil. Özellikle eski buzdolapları ve klimalarda bulunan R-12 ve R-22 gibi soğutucu gazlar, ozon tabakasına zarar vermeleri nedeniyle birçok pazarda yasaklanmış veya kullanımdan kaldırılmaya başlanmış maddeler arasında yer alıyor.
Bu gazların kontrolsüz biçimde atmosfere salınması çevresel riskleri artırırken, elektronik cihazların parçalanması sırasında açığa çıkan ağır metaller ve diğer toksik bileşenler de toprak ve su kaynaklarını kirletebiliyor.
Kano'daki kayıt dışı geri dönüşüm faaliyetlerinde bazı çalışanlar, koruyucu ekipman kullanmadan cihazları söküyor. Ağır metallere ve zararlı maddelere maruz kalan işçiler, bu faaliyetlerden haftada 3 bin 500 ila 14 bin naira, yani yaklaşık 2 ila 9 euro gelir elde ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü, elektronik atıklardaki tehlikeli maddelere maruz kalmanın solunum yolu hastalıkları, üreme sağlığı sorunları, nörolojik hasarlar ve gelişim bozuklukları gibi ciddi sonuçlarla ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.
Nijeryalı sağlık kuruluşu Health City'nin yönetici direktörü Dr. Olabintan Odunola'ya göre, cihazların açık alanda yakılması ve elle sökülmesi, hem geri dönüşüm çalışanlarını hem de yakın çevrede yaşayanları yüksek yoğunlukta toksik maddelere maruz bırakıyor. Odunola, özellikle çocuklar ve hamile kadınların bu tür maruziyet karşısında daha büyük risk altında olabileceğini belirtiyor.
Sabon Gari ve çevresinde gerçekleştirilen saha değerlendirmelerinde toprakta ve drenaj kanallarında ağır metal yoğunluğunun arttığı bildirildi. Nijeryalı üniversitelerin araştırmaları da ülkenin kuzeyindeki hurda pazarlarında çalışanlarda kalıcı biyolojik değişiklikler saptandığını ortaya koyuyor.
Cihazlar tüketicilere ek maliyet çıkarıyor
Elektronik atık ticaretinin etkileri yalnızca çevre ve sağlık alanıyla sınırlı kalmıyor. Garantisiz ve yeterli testlerden geçirilmeden satılan cihazlar, düşük gelirli tüketiciler ve küçük işletmeler için ekonomik kayıplara da neden oluyor.
Sabon Gari pazarında içecek satan Aminu Issa, işini kurarken iki ikinci el buzdolabı satın almak için 100 bin naira, yaklaşık 67 euro ödedi. Ancak cihazların ikisi de satın alındıktan bir ay sonra bozuldu. İçeceklerini soğuk tutamayan Issa, müşteri kaybetti ve işini sürdürmekte zorlandı.
Pazardaki tüccarlardan Abdulrazaq Umar, ürünlerin çoğunu Avrupa'daki tedarikçilerden yeterli test yapılmadan aldıklarını ve kâr edebilmek için aynı şekilde sattıklarını söylüyor. İthal buzdolapları, klimalar ve çamaşır makineleri pazarda çoğunlukla Avrupa'da kullanılmış ürünler olarak tanıtılıyor.
Bir diğer tüketici Usman Hassan da satın aldığı buzdolabının üç ay içinde soğutmayı durdurduğunu belirtiyor. Garanti bulunmadığı için satıcıdan destek alamayan Hassan, yiyeceklerini uygun koşullarda saklayamadığını ve dışarıdan yemek almak zorunda kaldığını aktarıyor. Böylece daha ucuz olduğu için tercih ettiği cihaz, ek harcamalara neden oluyor.
Küçük işletmeler açısından kayıplar daha da ağır olabiliyor. Hassan'ın işinde kullanmak üzere satın aldığı ikinci el dondurucu birkaç hafta içinde bozuldu. Cihazın arızalanması, dondurulmuş gıdaların kaybedilmesine ve gelirinin azalmasına yol açtı.
Atık yükü ithalatçı ülkelere kalıyor
Avrupa'daki ikinci el elektronik ticareti, evlerdeki eski cihazların yanı sıra ofislerden, otellerden ve hastanelerden çıkarılan ekipmanların toplanmasına dayanıyor. Bu ürünler daha sonra ihracatçılar ve aracılar üzerinden Nijerya gibi ülkelere gönderiliyor.
Lagos merkezli bir sivil toplum kuruluşunda program sorumlusu olan Ibrahim Adamu, Nijerya'da uygun fiyatlı ikinci el elektronik cihazlara yönelik talebin yüksek olduğunu, Avrupa ve Asya'da ise çok sayıda cihazın atığa dönüştüğünü belirtiyor. Adamu'ya göre ticaret zincirindeki önemli kazanç ihracatçılar ve aracılarda kalırken, kullanılamaz durumdaki ürünlerin çevresel ve ekonomik maliyeti ithalatçı ülkelerdeki topluluklara yükleniyor.
Adamu, Nijerya'nın sınır kontrollerini güçlendirmesi ve genişletilmiş üretici sorumluluğu sistemini uygulaması gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım, üreticilerin ürünlerinin kullanım ömrü sona erdikten sonra ortaya çıkan atıkların yönetiminde de sorumluluk üstlenmesini öngörüyor.
Nijerya'da elektronik atık krizinin çözümü; ithal edilen cihazların daha sıkı denetlenmesini, çalışır durumdaki ikinci el ürünlerle atıkların birbirinden ayrılmasını, geri dönüşüm altyapısının geliştirilmesini ve kayıt dışı söküm faaliyetlerinde çalışanların korunmasını gerektiriyor. Uluslararası düzeyde üretici ve ihracatçı sorumluluğunun güçlendirilmesi de atıkların denetimsiz biçimde başka ülkelere aktarılmasının önlenmesi açısından önem taşıyor.