Yüz yıllık “merhas“ teröristler!...

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

24 Haziran 2022 Cuma - 23:39

  • Kürtler için, hiç bir kötülükleri yeni değildir. Kürtler, yüz yıllık bir terör çemberinde, vahşetin her türlüsünü yaşadılar.

Ağzı, eli kanlı, yüz yıllık bir çete terörüdür, bu. Fırsatçı ve pusucu...

Zayıfı buldular mı, Köroğlu gibi naralanıyor, “Rüstemê Zal” kılıcı kesiliyorlar. Ama gücün karşısında pısıp sinen, el açan boynu bükük dilenci oluveren...

Bunları geçen hafta Wan’ın, Başkale ilçesi Xaşkan’da çekilen videoda seyrettik. Bir, beşi, on değil, onlarcasıydı. Savaşçı askerler kılığı içindeydiler. Bir insanı yerde sürükleyerek götürüyorlardı. Onu, bir zıhlı savaş aracına soktular. Sonra hepsi bir arada rakibi yere yatıran gorilin göğsünü yumruklaması misali, zaferlerini kutlamak ve şereflenmek üzere, tüfeklerini göğe dikip, dakikalar boyu havaya mermi attılar.

Onlar hava ile savaşırken, köyün kadın ve çocukları panik içinde ve çığlık çığlığaydı. Bir köylünün çektiği görüntü. Bir ara yana kaydı. Dayaktan geçirilen kadınlardan biri yerde yatıyordu. Bayılmıştı. Bir kadın da ayılması için avuçlarını “kulm“ yaparak, arktan su taşıyor, yüzüne serpiyordu.

Türk askeri böyle yiğit, mert ve hava ile savaşta böylesine, “serden geçi”ydi, yani...

***     ***     ***

Birini gördüm Kıbrıs işgalinde. Gazetecilik işim nedeniyle ordaydım. Etrafında toplananlara, silahsız, savunmasız Rum köyünde yarattıkları destansı “merhaslığı” anlatıyordu.

“Analarını s....tik“ diyerek.

Biz gazeteciler kalabalığı Lefkoşeye gitmek için, kamyonetten bozma branda ile kaplı bir araca bindik. Oturduğumuz sıraların altında, çalınmış tavukların sesleri ciyak ciyak geliyordu.

“Rumların anasını s....tik” diyen komutan da, bütün azametiyle önde oturuyordu. Talan edilmiş, eşyası çalınmış, götürülemeyenleri kurşunlanarak kalbura dönüştürülmüş bir köyden sonra, üniversiteli öğrencilerin bidonlarla oluşturduğu barikatta yolumuz kesildi. O komutan, hepimizden önce kollarını havaya kaldırıp teslim oldu.

Öğrenciler Akelciydi. Komutan, onlarla tartıştığımı görünce bana sığındı. Titriyor ve  “beni unutma” diye yalvarıyordu.

***     ***     ***

Kürtler 1990’larda, bunların mertlik ve merhaslığını bir kere daha gördüler. Dünyaca hep birlikte seyrettik, mertliklerini.

Orada taşlar bağlı, köpekler serbestti. Türk askerleri sivil, savunmasız köylüleri namlu çemberine alıp, taş sessizliğindeki köyleri, zaferlerinin meşalesi niyetine yaktılar

Bir, beş, yüz değil, binlerce köyü yaktılar. Kadınları, çocukları “mertlik pazarında” işkenceden geçirdiler. Eli bağlı insanları kurşundan geçirdiler. Böylece bir kaç yılda, ev yakanı, insan kurşunlayanıyla, binlerce katil yarattılar. Bu katillerden kimileri, Türk toplumunun eliti...

Dönemin zaptiyebaşı, şimdiki çakma imama karşı, ülkeyi yönetmeye aday...

***     ***     ***

Tankları, topları, füzeleri ve “demokrasi” naralarıyla, IŞİD’in başına geçip Suriye’ye girdiler. Ülkeyi, yakıp yıkarak, “cendek” haline getirdiler. IŞİD Allah-u Ekber diye diye kafa kesip tecavüzlere koşarken, onlar dükkanları, evleri, yolda yürüyen insanları soydular. Petrol çalmak için tanker filoları düzdüler. Yetmeyince, borular döşediler. Buğday silolarını boşalttılar. Çaldıkları Efrîn zeytinleri ve zeytin yağını, Avrupa pazarlarına sürdüler.

Herkes onları, hala “Suriyede kurtarıcı” sanırken, bu kez Ukrayna savaşında damadın monte ettiği droneleri satarak, öteki taklada “tarafsız” kisvesine büründüler. Sonra, “buğday hırsızı” diye dünya diline düştüler.

Bir kısmı da Libyada soyguncu...

***     ***     ***

Kürt doğasına karşı da, “baş edilmez birer merhas” onlar...

Geçen sene bu zamanlar, “Türkün beka-ı için”, Cudi ve Dersim ormanlarıyla birlikte o bakmaya kıyılamayan dağ Keçileri de yanıyordu. Türk askeri, ormanlar dünyasından bir fidancığı kurtarmaya koşan Kürdü, “yasağtır lan” diyerek ve namlu doğrultarak engelliyordu.

 Yangına veremedikleri ormanları, “insanlığa hizmet” olarak, elektrikli hızlarla yere devirip, kamyonlara yüklüyor, satışa taşıyorlardı. Kürdistan ormanları talan ediliyor, çalınıyordu. Dağlar rut kaldı. Bingöl’ün “Newala Cehenemê vadisi”nin mukimi, Kürdün kutsalı Tavus kuşları da ormansız, çıplak kaldılar. Keyfini getirmeye çıkan Türk askerleri, “aha lan, bi denesi de şorda” kahkahalarıyla ve “insaniyet namına”, vur ha vur ediliyordu, alemin renk yelpazesi “Tavus Melek” simgelerine...

Kürdistan’ın ormanlarını, yer yüzünün en ışıltılı çiçekleri, kızıl Gulamaran ağıllarını ateşe verip, söndürülmesin diye de yasak çemberine alanlar, üç günden beri yanan Marmaris tepelerine ağlıyorlar. Ah ben, senin insanlığını seveyim, hırsızım!..

***     ***     ***

İnsanları diri diri kazığa geçirerek, Engizisyona uygulamalarına ilham verdiler. İnsan piramitler örerek, kuyuları insan başlarıyla doldurarak, yer yüzünün lanetlileri şerefine eriştiler. Torunları Ermeni ve Rumları buharlaştırarak Hitler’e yol gösterdiler.

Kesintisiz, yüz yıldır Kürtlerin kanına giriyor, ülkelerini talan ediyor, mallarını çalıyorlar.

Ama, bu çağda Kürtleri öldürerek bitirme yeminlisi büyükleri, Yahudi’yi çıkışı olmayan darda sıkıştırıp, karşısında “insanlığa adanmış” rolü oynuyordu:

“Siz” diyordu. “Öldürmeyi çok iyi biliyorsunuz. Filistinli kardeşlerime zulmediyorsunuz!..”

Bir Filistinli’nin incinmesine dayanamayan bu yelincek yürekli adam, Cizre’de Kürtleri diri diri yaktırandı. IŞİD’liklere başkomutanlık eden, şehirleri yerle bir eden, milyonlarca insanı yurtsuzlaştırandı.

***     ***  ***

Bunlar hamurları yalanla yoğrulmuş, yer yüzünün son kötüleridir. Esir aldıkları Kürt köylüleri helikopterden atan, Kürt katiline “katil” diyene ceza veren, en son Başkale’de kadınları dayaktan geçirdikten sonra havaya ateş açarak zaferlerini kutlayan yaratıklardır, bunlar.

Kürtler için, hiç bir kötülükleri yeni değildir. Kürtler, yüz yıllık bir terör çemberinde, vahşetin her türlüsünü yaşadılar.

Ve insanlık suretinde, Kürtlere bu kötülüğü yapanlar, şimdi utanmadan Kürtlerden oy istiyorlar. Kürtlerin oylarıyla güç toplayıp, kötülük için dadanmak üzre.

Elbette utanmak da insana hastır. Ama insan olmak nerde, bunlar ne yanda!..

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.