Zorla başörtmeye hayır

Kadın Haberleri —

26 Temmuz 2022 Salı - 19:20

.

.

  • İran’da, ‘Ulusal Başörtü Günü’nde başörtüsüne karşı kadınların başlatmış olduğu eylem sürüyor. İranlı feminist aktivist Nasrin Afzali, baskı ve tutuklamlara rağmen kadınların geri adım atmadığını söyledi. 

İran’da kadınlar, başörtü zorunluluğuna karşı eylemlerini sürdürüyor. “Hayır hayır demek, bu sefer zorunlu başörtüsü değil” diyen kadınlar dijital medya hesaplarından başörtülerini çıkardıkları görüntüleri paylaştı. İran’da ve dünyada binlerce kadın eyleme destek verirken, başörtülerini çıkaran ve hesaplarında paylaşan kadınlar ise İran’da gözaltına alınarak, tutuklandı. Tutuklanmaya karşı geri adım atmayan kadınların eylemleri devam ediyor.

Baskılar dolayısıyla 11 yıldır İran’dan çıkan ve dönemeyen feminist aktivist Nasrin Afzali, İran’da devam eden başörtü eylemlerini Jinnews’ten Dilan Babat’a anlattı.

Aktivistler için durum daha da kötüleşiyor 

İran’da 2009 yılında seçilen Mahmud Ahmedinejad’dan sonra gazetecilere, aktivistlere ve feministlere dönük bir tutuklama furyası başlatıldığını söyleyen Nasrin Afzali, İran’da yaşamanın çok zor ve tehlikeli olmaya başladığını belirtti. Afzali şöyle dedi: “Neredeyse 11 yıldır ülkemin dışındayım ve oraya geri dönemedim. Kadın hakları için mücadele eden aktivistler için durum daha da kötüleşiyor. Bu yüzden kadınla ilgili çalışmalarıma yurt dışında devam etmeye karar verdim.”  

Şu anda ABD’de yaşayan Afzali, İran devletinin yurtdışında da aktivistleri kaçırmaya çalıştığını belirterek, “Burası da İran’a dair konularla ilgili çalışmak için çok güvenli değil” diye belirtti.

Amaç kadınları baskılamak

Afzali, zorunlu başörtüsünün hemen devrim sonrası geldiğini ifade ederek o döneme ilişkin şunları söyledi: “İnsanları ve kadınları özgürleştirmeyi vadeden devrimden bunu beklemiyorlardı. Her şey böylece başladı ve kadınlar eril bir hükümet tarafından şiddetli bir şekilde baskı altına alındı. Devrim adı altında kadınların örtünmesi gerektiğini, devrim politikalarının bir parçası olarak uyguladılar. Yani bu çok hassas bir konuydu, o konu hakkında konuşamazdınız bile. Hepimizin öyle olmadığını bildiğimiz başörtüyü, İslam'ın en temel kurallarından biri olarak kabul ettiriyorlardı. Ancak amaçları İslami hükümet adı altında kadınları baskılamak, baskılayamadıklarını da öldürmek.”

Eylem ‘Ulusal Başörtü Günü’nde başlatıldı

Son birkaç yıldır kadınların başörtüye karşı mücadele yürüttüklerini dile getiren Nasrin Afzali, hükümetin dijital medyadan kadınlara müdahale etmeye çalıştığını ama eylemleri durdurma noktasında başarılı olmadığını vurguladı. Afzali devamla şunları kaydetti: “Şimdiye kadar aktivistler ve gazeteciler bu başörtünün kadınlar için ne kadar baskıcı olduğu, kadınları nasıl sınırladığı ve birçok şey hakkında konuşmaya başladılar. Buradaki ana aktivistlerden biri Masih Alinejad oldu. Masih önce dijital medya hesaplarından kampanyalar başlattı, ardından kampanyaya kadın hakları aktivistleri, gazeteciler ve politikacılar da destek verdi. Kampanyayı da hükümetin ilan ettiği ‘Ulusal Başörtü Günü’nde başlattı. Bu günde Masih, zorunlu başörtüsüne karşı olan kadınlara, ‘Sokaklara çıkın ve başörtülerinizi atın’ çağrısında bulundu.” 

Cinsiyet eşitsizliği dinin ana ideolojisidir

Kadınların eylemlerinin istenen düzeyde başarılı sonuçlar elde edemediğini belirten Afzali, bunu hükümetin sert politikalarına bağladı. Afzali, hükümetin kadınlara dönük ciddi bir şiddet uyguladığını ama şiddete rağmen kadınların baskılara boyun eğmediğini de dile getirdi. Cinsiyet eşitsizliğinin İslami grupların ana ideolojisini oluşturduğuna işaret eden Nasrin Afzali, Afganistan’ı ele geçiren Taliban ve Şengal'de Êzîdî halkına dönük soykırım gerçekleştiren DAİŞ’in ana ideolojisinin İran’dan farklı olmadığını aktardı. Afzali, “Hükümet kadınları baskıladığında tüm toplumu köle haline getirebilir. Mesela kadınlar onların kurallarına göre hareket ettikleri sürece her şeyi yapabiliyorlar. Örneğin; Taliban televizyon kanallarını kontrol altına alıyor. Bunun sebebi televizyonların bilgi aktarımında çok önemli bir yerinin olduğunu bilmeleridir. Bu durum İran’da da var. İnsanların internete, TV'ye, haber kanalına, her türlü bilgi erişimini kısıtlamaya çalışıyorlar” şeklinde konuştu.

‘Müslüman başörtü takar’ güzellemesi bırakılmalı

Batılı ülkelerin başörtüsüne yaklaşımını da eleştiren Afzali,“Müslüman başörtü takar” güzellemesinin artık bir kenara bırakılması gerektiğini söyledi. Nasrin Afzali şöyle dedi: “Pek çok kadının başörtüsünü kendi rızasıyla takmıyor olabileceği gerçeğini anlamalılar. Aileleri tarafından zorlanıyorlar, işlerini kaybetmekten korkuyorlar. Başörtüsü takmalarının pek çok farklı nedeni olabiliyor. Ya da zorunlu başörtüsüne karşı çıkan kadınların Müslümanlığa karşı olduğu algısını kırsınlar. İran’daki kadınlar başörtüye zorlanıyorlar. Başörtü takmak istemeyen kadınlar işlerini kaybediyorlar, siyasete girmeleri engelleniyor, okula gitme gibi fırsatlarını kaybediyorlar. Kadınlar uygun olmayan bir başörtü taktıklarında sadece işlerini kaybetmiyor, hükümet onlara çok katı cezalar veriyor. Örneğin İran'da gömlek ve pantolon giymek yeterli değil. Uzun benzeri bir elbiseniz olmalı (pardösü vs) ve ayrıca uzun bir eşarp takılmalı. Yani diğer Müslüman ülkelerde hiç böyle durumlar yok. Yani bu baskıları ortadan kaldırmak için daha fazla şey yapılmalı, daha fazla dile getirmek için İran'a gidip durumu orada görmeli.”

Mücadelemiz tüm kadınlar için

Nasrin Afzali, son olarak şunları kaydetti: “Pek çok laik kadın da başörtüsü takmaya mecbur ediliyor. Burada İran'daki kadınların zorunlu başörtüye karşı verdikleri mücadeleyi konuşurken aslında zorunlu başörtüsü takan tüm bu kadınlar için konuşuyoruz. Bu yalnızca Müslüman kadınlara olmuyor Yahudi kadınlara, başka dinlerden kadınlara da dayatılıyor. Yani İran’daki mücadelemiz yalnızca kendimiz için değil tüm bu kadınlar için.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.