1 milyon işsiz ödenek istedi

9 Eylül 2020 Çarşamba - 21:37

  • lŞKUR’a işsizlik ödeneği almak için Ocak-Temmuz döneminde başvuran emekçi sayısı, Mart’a kıyasla 564 bin 107 kişi arttı.

 

Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) Ağustos’la ilgili “Aylık İstatistik Bülteni”, işsizliğin Tovid-19 salgınında daha da ağırlaştığını bir kez daha ortaya koydu.

Bültene göre, işsizlik ödeneği almak için ilk 7 ayda başvuran işsiz sayısı 1 milyon 66 bin 303 kişiye ulaştı. Bu kişilerin sadece 366 bin 974’ü ise sık sık eleştirilen ağır çalışma günü ve prim şartlarını karşılayarak ödenek almaya hak kazandı. Salgın nedeniyle 17 Nisan’dan bu yana işçi çıkarma yasağı uygulanmasına rağmen Temmuz’da önceki aya göre işsizlik ödeneği için başvuran kişi sayısı 96 bin 186, ödenek alanlar 27 bin 656 kişi arttı. Ayrıca Mart’a göre başvuran işsiz sayısı 564 bin 107, ödenek alanlar 127 bin 239 kişi çoğaldı.

Bültene göre, işverenlerin eleman talebini gösteren “açık iş” sayıları da azalmaya devam ediyor. İŞKUR’a kayıtlı açık iş sayısı Ağustos’ta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 31.2 azalarak 114 bin 113’e düştü. İlk 8 ayda ise açık iş sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32.8 azalarak 964 bin 265 adede geriledi. Açık iş sayısı özel sektörde yüzde 34.2 (936 bin 872) düşerken, kamuda yüzde 166.3 (27 bin 393) arttı.

 Buna paralel olarak işe yerleştirilen kişi sayısı da Ağustos’ta yüzde 27.6 azalarak 75 bin 217, ilk 8 ayda yüzde 43.4 azalarak 537 bin 3 kişiye geriledi. 

Ayrıca cinsiyete göre bakıldığında ilk 8 ayda işe yerleştirilen kadın sayısı yüzde 41.4 azalarak 181 bin 434, erkek sayısı yüzde 44.3 azalarak 355 bin 569 kişiye indi.  ANKARA

 

Devlete para yetişmiyor

 

Devletin personel sayısı 4 milyon 767 bin kişiye ulaştı. Bu personelin 2 milyon 944 bini kadrolu, 497 bini sözleşmeli, 1 milyon 161 bini sürekli işçi ve kalanı da diğerleri olarak sınıflanıyor. 3 milyon 849 bininin maaşı, genel bütçe kapsamında ödeniyor. Kamu bankaları gibi KİT’lerde ise 209 bin kişi; belediye ve il özel idarelerinde de 710 bin kişi çalışıyor. Nüfusun yaklaşık 84 milyon 250 bin kişi olması beklentisi göz önüne alındığında her 17 kişiden 1’i; her 5.5 çalışanın 1’i kamuda istihdam ediliyor. 

SGK verilerine göre Haziran 2020 itibarıyla kayıtlı çalışan sayısı 20,4 milyon kişi. Buna karşılık emekli maaşı alanların sayısı 13,1 milyon kişi. SGK, 2019’da 465 milyar lira emekli maaşı ve sağlık gideri harcaması yaparken, bu paranın 197 milyar lirasını Hazine’den aktarılan kaynakla gerçekleştirdi. Bu yılın ilk 6 ayında ise Hazine’den SGK’ya aktarılan kaynak 123 milyar liraya ulaştı.

Geçen yıl bütçeden kamu personel maaş ve SGK primlerine toplam 293 milyar lira harcama yapıldı. Bu yılın ilk 6 ayında ise 170 milyar gitti. Bütçenin kamu personel gideri ve SGK’ya aktarılan kaynak toplamı 2019’da 489,7 milyar liraya ulaştı. Bu yılın ilk 6 ayında ise bu gider şimdiden 293,3 milyar lira oldu. 

Bütçeden kamu personel ve SGK açık gideri için 489,7 milyar lira harcandı ama aynı dönemde toplanan vergi geliri 673,3 milyar liradır. Her türlü verginin yüzde 72,7’si SGK açıkları ve kamu personel giderine harcandı. 2020’nin ilk 6 ayında ise 335,9 milyar lira vergi gelirine karşılık SGK ve kamu personeline ödenen para 293,3 milyar liradır. Vergi gelirlerinin yüzde 87,3’ü ediyor.

Hazine garantilerinin ise yeni bir kara delik olarak durduğunu ekonomi yazarı İbrahim Tenekeci, ”Aslında ekonomi bitti başlığı bile eksik. Ülke bitti desek sıkıntıları ifade etmiş olur muyuz? Bu kadar parasal açık, bu kadar kötü yönetim ve ardından gelen parasal genişleme ile durum hiç iç açıcı değil. Güçlü Türkiye’mizin maalesef parası yok. Yani olan paramız da bitti. Hazine’de para kalmadı; sürekli borçlanıyor. Merkez Bankası’nda döviz kalmadı; swap (TL takası) ile döviz arıyor. O zaman ne olacak? Milletin döviz mevduatları var. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde biriken 154 milyar lira var. İşte onu sanayicimizin, ekonomimizin hizmetine sunacağız” diye yazarak hükümeti eleştirdi.  ANKARA

 

Devlet kurumları zararda

Devlet kuruluşlarının görev zararı, 15 yılda 543.2 milyar liraya ulaştı. Düşük faizli krediler nedeniyle kamu bankalarına yapılan ödemeler de KİT’lere yapılan ödemelerin üç katını aştı.

Vergi uzmanı ve Başkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Ozan Bingöl’ün yaptığı hesaplamaya göre, 2006’dan bu yana bütçeden kamu kuruluşlarına yapılan görev zararı ödemesi 543 milyar 173 milyon 936 bin liraya ulaştı. Bingöl, “Bunun 483.2 milyar TL’si Sosyal Güvenlik Kurumu’na, 30.7 milyar TL’si kamu bankalarına, 29.1 milyar TL’si ise KİT’lere yapıldı. Bu zarar 83 milyon kişinin vergileriyle karşılandı” dedi.

Mali kurumlara 2019’da yapılan görev zararı ödemesinin KİT’lere yapılan görev zararı ödemelerinin üç katını aştığını kaydeden Bingöl, “Bunda kamu bankalarına düşük faizli kredi verme görevinin yoğun olarak verilmesi etkili olmuştur. Mali kurumlara yapılan görev zararları Ziraat Bankası ve Halkbank üzerinde yoğunlaşıyor. 2018’de 3 milyar 821 milyon lira olan ödemeler, geçen yıl 5 milyar 407 milyon liraya çıktı. Bu yılın ilk 7 ayında ise 4 milyar 215 milyon liraya ulaştı” şeklinde konuştu.

Görev zararı ödemelerinin tamamının merkezi yönetim bütçesinden yapılan ödemeler olduğuna dikkat çeken Bingöl, şunları söyledi: ”Hükümet, Ziraat Bankası’na ‘düşük faizli kredi ver’ dediğinde, krediyi alan kişinin piyasa koşullarına göre daha uygun imkanlarla sunulan kredi nedeniyle sağladığı mali faydanın tamamı vergilerimizle karşılanır.”

Kişi başına gelir 3.244 dolar azaldı

Dr. Ozan Bingöl, görev zararlarındaki artışa rağmen kişi başına gelirin 2014’ten bu yana sürekli düştüğüne dikkat çekti. Bingöl, “2014’te 12 bin 178 dolar olan kişi başına milli gelir 7 yılda 3.244 dolar birden azaldı. Bu yılın ikinci çeyreğinde 8.934 dolara geriledi” dedi.  ANKARA

 

Ödeme zamanı geldi

Bu aydan itibaren kredilerdeki geri ödemesiz dönem sona eriyor. Ekim, Kasım ve Aralık’ta ise ertelenmiş vergilerin ödeme dönemi cari dönem vergileriyle çakışacak. Reel sektörde ödeme paniği başladı.

Resmi Gazete’de 24 Mart’ta yayımlanan Vergi Usul Kanunu tebliği ile Kovid-19’dan etkilenen sektörlere yönelik mücbir sebep hali ilan edilmiş, bu sektörlerin KDV ve Muhtasar ödemeleri Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ertelenmişti. Aynı dönemde çıkarılan finansman destek paketiyle de reel sektöre 3-6 ay ödemesiz kredi destekleri sağlanmıştı. Sosyal Hayata Destek kampanyası kapsamında ise belirli bir seviyenin altında geliri olanlar için ilk taksidi Ocak 2021’de başlamak üzere kredi imkanı sağlanmıştı.

İş dünyası temsilcileri ve mali müşavirler, ertelenen yükümlülüklerin yılın son çeyreğinde cari dönem vergileriyle birleşerek ödenmesinin çok mümkün olmadığı görüşünü savunuyor. Birçok sektörde henüz işlerin istenilen seviyeye gelmediğini belirten temsilciler, bu koşullarda birçok firmanın yükümlülüklerini yerine getiremeyeceği uyarısında bulundu Temsilciler, bu ödemelerin tekrar takvime bağlanarak ödenebilir taksitlere bölünmesinin bir nebze olsun rahatlama sağlayacağını savundu.

* Mart’tan itibaren kullandırılan 6 aylık ödemesiz kredilerin ilk taksitleri: Eylül

* Mart/Nisan/Mayıs aylarına ilişkin KDV ödemeleri: Ekim/Kasım/Aralık

* Cari döneme ilişkin KDV ödemeleri: Ekim/Kasım/Aralık

* Nisan/Mayıs/Haziran aylarına ilişkin SGK prim ödemeleri: Kasım/Aralık.  ANKARA

 

Buğday politikasında iflas

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, hükümetin hem çiftçiyi yeterince desteklemediğini hem de üreticiye karşı ithalat silahını sürekli kullandığını söyledi.

Toprak mahsulleri Ofisi (TMO), ton başına ekmeklik buğday için 230 dolar, makarnalık buğday için 320 dolar fiyat verdi. İhalenin yapıldığı 25 Ağustos’taki kur ile ekmeklik buğday için 1.710 TL/ton, makarnalık buğday için 2.350 TL/ton fiyat verilmiş oldu. Gaytancıoğlu, hasat döneminde aynı TMO’nun ekmeklik buğdayı 1.650 TL/ton, makarnalık buğdayı 1.850 TL/tondan satın aldığını hatırlatarak, ”Kendi çiftçisine TMO aracılığı ile makarnalık buğdayda en fazla 1.850 TL/ton ödeyen hükümet, ABD ve Meksika çiftçisine son yapılan ithalatla 2.350 TL/ton ödemeyi kabul etmiştir. Yani tonda 500 TL, ABD ve Meksika’nın çiftçisine kazandırılmaktadır” dedi.

Hükümetin buğdayda uyguladığı politikanın iflas ettiğini ifade eden Gaytancıoğlu, şöyle konuştu: “2015’ten beri buğday ekimi yapılan alan, buğday üretimi ve verimi azalmaktadır. 2015’te 78.6 milyon dekarda buğday ekimi yapılırken, bu alan 2019’da 68.5 milyon dekara geriledi. 22.6 milyon ton olan buğday üretimi de 2019’da 19 milyon tona düştü. 2020 hasadının ise 18.5 milyon ton olarak tamamlanacağı öngörülüyor.”

Türkiye’nin geçen yıl Cumhuriyet tarihinin en fazla buğday ithalatını gerçekleştirdiğini ifade eden Okan Gaytancıoğlu, 2.5 milyar dolar karşılığında yaklaşık 10 milyon ton buğday ithal edildiğini söyledi. Gaytancıoğlu, “Bu rakam buğday üretiminin yarısından fazla. Tarım ve Orman Bakanlığı ile TMO’nun görevi, girdi maliyetlerini azaltmak ve uygun kredi koşullarını yaratmak. Pandemi koşullarının devam edeceği görüldüğünden üretime yönelik önlemleri alma yönünde hükümetin bir çabası yok” şeklinde konuştu.  ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.