12 Eylül Diyarbakır zindanında yenilmiştir

Forum Haberleri —

10 Eylül 2020 Perşembe - 23:00

  • Zindanda yenilen faşizmin devamı niteliğindeki AKP faşizmi de mücadelenin sürdüğü her zeminde yenilecektir. Gücünü, ilhamını 14 Temmuz direnişinden alan Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye etmeye çalışmak beyhude bir çabadır.

ŞÜKRÜ GEDİK

14 Temmuz 1982 büyük ölüm orucu direnişçilerinin şehadete ulaştığı günlerden geçiyoruz. Mehmet Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek yoldaşların şehadet yıl dönümlerini karşılıyoruz. Her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu direniş çizgisini özümsemek, içinden geçtiğimiz süreç açısından oldukça önemlidir. Kürdistan Özgürlük Hareketi top yekun imha edilmek istendiği böylesine bir dönemde, 14 Temmuz direnişinin kaynağından kana kana içmek, bu direnişçileri bir kez daha anmak ve anlamak gerekir.

12 Eylül faşist askeri diktatörlüğünün hüküm sürdüğü zindanlarda, devrimci tutsakların direnişleri, özgürlük mücadelesinin en önemli dayanağı olmuştur. 12 Eylül faşist askeri rejimi dışarıda koyu bir baskı, korku ve sindirme hüküm sürdürürken, içerde ise insanlık dışı işkencelere başvurarak teslimiyet ve ihaneti dayatmaktaydı. Faşist rejim tam hakimiyetini ilan etmeye başlamışken, zindanlardaki mücadele karşısında çaresiz kalmıştı.

14 Temmuz ölüm orucu direnişçileri, faşist rejimin mutlak hüküm sürdüğü Diyarbakır zindanında büyük bir sınav verdiler. Zindan direniş mücadelesinin verildiği ağır işkence koşulları ve imkansızlıklar göz önünde bulundurulduğunda imkansız olanı başardılar. 12 Eylül askeri faşist darbesi Diyarbakır zindanında yenilmiştir. Faşist rejimin başındaki general Kenan Evren “bazılarının kafalarını kessen de düşüncelerinden vaz geçiremezsiniz” diyerek yenilgisini bizzat kendisi itiraf etmek zorunda kalmıştı.

Ölüm orucu direnişçileri, çıplak bedenleriyle faşizmi durdurmuş, taleplerini kabul ettirmenin yolunu açmıştı. Ellerindeki tek silah düşünceleriydi. Bedenlerini dirhem dirhem eriterek destansı bir irade savaşı verdiler. Düşmanın dayattığı teslimiyet ve ihaneti yerle bir ederek, mücadeleye ve halka bağlılıklarını ispatladılar. Kürt Özgürlük Hareketinin yenilmezliğini kanıtladılar. Şehadetlerinin 38. yılında, başta gerilla olmak üzere Kürt özgürlük mücadelesinin verildiği her alanda, ölüm orucu direnişçileri kılavuz olmaya devam etmektedir.

Kırk yıl önceki faşist dalga kırk kat artarak Kürdistan’ın tümüne yayılmıştır. 12 Eylül Askeri diktatörlüğü yerine AKP sivil diktatörlüğü ikame etmiştir. Özel savaşın her türlü taktik-stratejik yöntemini dayatarak, gelişmiş savaş tekniklerini kullanarak sonuç almak istemektedir. İhvancı, ittihatçı kafayla yeni bir sistem kurup Kürtlerin varlığına yönelmiştir. Kürtler lehine en ufak bir gelişmeyi kanla bastırmada asla tereddüt etmeyen diktatör Erdoğan, 12 Eylül faşist rejiminin başaramadığını yeniden denemektedir.

Zindanda yenilen faşizmin devamı niteliğindeki AKP faşizmi de mücadelenin sürdüğü her zeminde yenilecektir. Gücünü, ilhamını 14 Temmuz direnişinden alan Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye etmeye çalışmak beyhude bir çabadır. Kürt sorunu imha yöntemleriyle çözülemeyeceği bilinmesine rağmen kör bir inatla sürdürülmesi siyasette tükenmişliktir. Kırk yıldır denenmiş politikaları yeniden denemek siyasi körlüktür. AKP-MHP faşist bloğun Kürt düşmanlığı, Türklüğe de faydası olmayan bir düşmanlık olmasına rağmen iç siyasetin malzemesi olarak kullanılması, Türkiye’de kalıcı ve yapısal sorunlar üretmiştir. Türkiye’nin kaynaklarını heba eden bu zihniyetin Kürtler karşısında kazanma şansı yoktur.

14 Temmuz direnişçileri bir gelenek yarattılar. Bu direniş geleneği yenilmez bir ruh kazandırmış. Bu ruhun temsilcileri olan ardılları da aynı geleneği zirveye taşımıştır. Günümüzde, Haftanin’de süren savaş bunun en somut örneklerindendir. Dünya gericiliğini de arkasına alarak askeri, siyasi, ekonomik, teknik, diplomatik, istihbarat alanlarında aldığı desteklerle Kürtlere karşı sürdürülen özel savaş, netice almaktan çok uzaktır. Özelde sömürgeci Türk devletine, genelde ise kapitalist sisteme karşı savaşan Kürt Özgürlük Hareketi, öz gücüne dayanarak direnmesinin temelinde 14 Temmuz direnişinin harcı vardır. 12 Eylül darbecilerinin 48 saat ömür biçtikleri PKK’yi tasfiye etmeye ömürleri yetmedi. PKK’yi “çökertme” planlarıyla, “pençe”, “kaplan” operasyonlarıyla bitirmeye, diktatör Erdoğan’ın da ne ömrü yeter ne de gücü.

Eylül ayında şehadete ulaşan 14 Temmuz büyük ölüm orucu direnişçileri başta olmak üzere tüm devrim şehitlerini saygı minnet ve şükranla anıyoruz. Onlar şehadetleriyle özgürlük mücadelesinin birer kilometre taşı oldular. 12 Eylül faşist darbesinin Generalleri Türk devleti ve Türk milleti adına döktükleri kan ve yaptıkları zulümle devleti de milleti de kirlettiler. Sadece lanetlenmek için tarihteki yerini aldılar. Diktatör Erdoğan’ın akıbeti de benzer olacaktır. Kenan Evren gibi Tayyip Erdoğan’da tarihin kara bir lekesidir. Faşizmi lanetliyoruz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.